Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kaheti ayaklanması ve Kaheti’nin tahrip edilmesi

“Şah Abbas Kaheti’de bulunduğu sırada Kral Teymuraz’a ihanette bulunan Gürcü beyleri cömertçe ödüllendirdi. Kaheti kiliselerinden Gremi ve Alaverdi’yi saygısızca kirletip tahrip etti. Saguramo ve Ertso Tianeti bölgelerini krala bağlılıklarından dolayı acımasızca yerle bir etti. 30.000 kadar Gürcü’yü tutsak düşürdü. Şah Abbas Kaheti tahtına Teymuraz’ın amcası oğlu, Müslümanlığı kabul etmiş İsa Han’ı tayin etti. Kaheti Tavadlarına İsa Han’a itaat etmelerini emretti. Kartli’den olduğu gibi Kaheti’den de birçok Gürcü kral askerini alarak İran’a götürdü.

Kaheti Halkı İran Şahının ne derece “Koruyucu, bağışlayıcı” olduğunu gördü. Artık ayaklanmadan başka çare olmadığına karar verdi. Bu sırada Osmanlı-İran savaşının patlak vermesi Kaheti halk hareketine ivme kazandırdı. İmereti’de sığınmış bulunan Teymuraz Osmanlılar’la anlaştı. Kaheti tahtında oturan kukla İsa Han bu sırada şahla görüşmek için İran’a gitmiş, devlet işlerini adamlarından Corcadze ile Candier’e emanet etmişti. 15 Eylül 1615 günü halk ayaklanması başladı. İsa Han’ın güvendiği adamlar Corcadze ile Candier’in bu ayaklanmanın liderleri olduğu ortaya çıktı. Ayaklanmacılar Kral Teymuraz’ı ülkesine çağırdılar. Teymuraz da acele Kaheti’ye gitti. İranlı askerleri kılıçtan geçirdi. Teymuraz tahtına tekrar kavuştu. Kaheti ayaklanması Kartlililere ilham verdi. Onlarda ayaklanıp Teymuraz’ın aynı zamanda kendi bölgelerinin kralı olmasını istediler. Bu karışıklıklardan yararlanan Gürcü beyleri Saakadze yandaşlarına saldırdılar. İran’dan ülkesine yeni dönmüş Giorgi Saakadze bu saldırılardan canını zor kurtarabildi. Teymuraz aceleyle Kaheti sınırında bulunan Şeki’ye saldırdı. Areşi kentini zaptedip orada bulunan Şah askerlerini kılıçtan geçirdi. Şeki ve Şirvan halkı da İran’a başkaldırdı. Teymuraz’ın ajanları Dağıstan’a kadar uzanıp Lezgileri İran’a karşı ayaklandırmaya çalıştılar.

Şah Abbas şaşkına döndü. Bu dağlı ayaklanmaları Osmanlıların organize ettiğini zannetti. Abbas 15.000 askerle Ali Kuli Han’ı Teymuraz’ın üzerine gönderdi. Ali Kuli Han Teymuraz’ı ele geçirmek için Tbilisi’ye girdi. İran askerleri Kaheti’den Aragvi’ye giden yolları kestiler. Kral Teymuraz ılımlı mesajlar göndererek Ali Kuli Han’ın yumuşamasını sağladı. Gelip geçen Gürcü yolcular da Ali Kuli Han’a Kaheti güçleri hakkında yanlış bilgi verdiler. Aragvi Eristvi’nin oğlu Bayindur da düşman ordusunun hareketlerini adım adım izleyip Teymuraz’a rapor etti. Bu sayede Kral Teymuraz 6000 askerle İran birliklerine baskınlar düzenleyip onları acımasızca yok etti. Bazı düşman askerleri başlarına yıldırım düşmüş gibi kaçışıp canlarını kurtardılar. Düşmana ait garnizon Gürcülerin eline geçti. Sayısız İranlı subay ve asker tutsak edildi.

Şah Abbas’ın Gürcüstan’a ikinci tecavüzü

Şah Abbas bu olayı duyar duymaz öfkesinden adeta kudurdu. Ayaklanma giderek korkunç boyutlara ulaştı. Şah özel hazırlıklarını tamamlayıp 1616 yılı yazında Kaheti’yi yerle bir etmek üzere harekete geçti. Düşmanın bu kadar kısa sürede bu kadar büyük önlemler alması ayaklanmacıları korkuttu. Osmanlılardan istedikleri yardım da ulaşmadı.

Ayaklanmacılar İran tehlikesine karşı birleşmeyi başaramadılar. Kartli feodalleri Kahetililerin imdadına koşamadılar. Kardeş Kahetililerin boğazlanmalarını seyredip sıranın kendilerine gelmesini beklediler. Başka hiçbir varlık gösteremediler.

Savaş alanında İranlılara karşı direnmek Teymuraz için olanaksızdı. Tehlikeyi savuşturmak için Kahetlililer eski yöntemlere başvurdular. Kral Teymuraz ve maiyeti kurtuluşu Batı Gürcüstan’a kaçmakta aradılar. Kaheti Halkı dağlara, ormanlara, kalelere, mağaralara sığınıp canlarını kurtarabilme telaşına düştüler. Öte yandan İran şahına elçiler göndererek bağışlanmalarını, itaat edeceklerini bildirdiler. Şah Abbas Kahetı’ye öldürücü darbeler indirmeye karar vermişti. Gürcü halkının özür ve sızlanmalarına kulak vermedi.

Şah Abbas Kaheti halkının kaçışını önlemek için Kaheti’ye giriş çıkışı kapattı. Öte yandan Dağıstanlı soyguncu kaçaklarla anlaşıp dağlara sığınmış Gürcüleri imha etmek için harekete geçti. Büyük uğraşlardan sonra düşman Kaheti’yi çiğnemeyi, ezmeyi başardı.

Gürcü halkının tarihinde o güne değin görülmemiş kara günler baş ladı. Gürcüler için artık var ya da yok olma zamanı gelmişti. Düşmana bu saldırı pek pahalıya mal oldu. Çarpışmalar yıl boyunca uzadı. Düşmanlar tüm kale, kilise-manastır, bina, dere, tepeyi birer birer zaptetmek zorunda kaldılar. Gizlendikleri yerlerden fırlayan Gürcüler onlara büyük zararlar verdiriyordu. Düşmanın iyi silahlanmış olması ve iyi organize olması Gürcü direnişini kırmayı başardı.

İran saldırıları sonucu Kaheti bölgesi nüfusunun üçte ikisini yitirdi. 100.000 kadar Gürcü askeri düşman önünde can verdi. Bir o kadarı da tutsak edilip İran’a götürüldü. Dağıstanlı eşkıyalar fırsat bulup bayram ettiler. Ellerine geçirdikleri, önlerine çıkan Gürcülüğe ait ne varsa yakıp, yıkıp yok ettiler. Şah Abbas’ın kışkırtmasıyla Dağıstanlılar sarayları, kaleleri, kilise-manastırları soyup soğana çevirdiler, köylerle birlikte ateşe verdiler. Bağları, bostanları, meyvelikleri dut ağaçlarını, ceviz ağaçlarını baltadan geçirdiler. Canlı hayvanları toplayıp sürüler halinde götürüp gittiler.

Köyler, kentler, evler, saraylar küle döndü. Ülke adeta kasırgalar tarafından savruldu. Yerleşim alanları, ıssız, insansız sağır yıkıntılarla doldu. Uzun zaman buralara insan ayağı basmadı. Çevre vahşi ormanlara büründü, kurtlara çakallara yurt oldu.

Kaheti Halkı İran’a sürüldü. Bazıları İran’ın iç bölgelerinde değişik yerlere serpiştirildi. Bu yabancı topraklarda kökünden, kültüründen sökülüp savruldu. Gürcüler buralarda giderek soylarını, kimliklerini unutup yozlaştılar. Pereidan bölgesinde ise az bir kısmı kimliğini korumayı başardı. Birçok Gürcü, Kızılbaş askerleri tarafından pazarlanıp satıldılar. Zengin Kızılbaşların evlerinde Gürcü cariye ve köleler moda oldu.

Harabeye dönmüş Kaheti Şah Abbas tarafından ikiye bölündü. İvri ırmağı doğusunda kalan bölge Gence Hanı Peyker Han’a verildi. Batısı ise Kartli Han’ı Bagrat’a bırakıldı. Boşalan bu tarihi Gürcü topraklarına Türkmenlerin yerleştirilmesine başlandı.

Kaheti’nin temelinden kazılmasıyla Şah birkaç hedefe birden varmayı planlıyordu. Gürcü direnişini tümüyle kırmak. Oraya Şah yanlısı Türkmenleri yerleştirmek. İran’a sürülen Gürcü tutsaklardan birer kültür tarım ustaları olarak yararlanmak. Onları birer şah yanlısı olarak yetiştirmek. Şah’ın muhafız ordusuna asker edilmek vb.

Şah Abbas’ın ‘Kul Ordusu’nun 12.000 kişilik süvari birliğinden ve 10.000 kişilik piyade birliğinden çoğu Gürcü askerlerinden oluşuyordu.

Şah Abbas Kaheti’nin hesabını gördükten sonra yönünü Kartli’ye çevirdi. Kartli’deki Teymuraz yanlısı Tavadların mülklerini talan ederek insanlarını tutsak etti. Kartli Tavad-Aznaurların çocuklarını toplayıp İran’a götürdü. Hepsini Kul ordusuna kaydetti. 1615 yılında Abbas Kartli tahtına Müslümanlaşıp İranlılaşan Gürcü prensi Davit oğlu Bagrat’ı oturttu.

Peykar Han Kaheti topraklarını Türkmen muhacirlerle doldurdu. Öte yandan yıkılmış, yakılmış Gürcü topraklarının bir bölümüne de Lezgiler el koydu. Yine de Kaheti topraklarının büyük bölümü ıssız, insansız kalmıştı. Peykar Han dağlara kaçan Gürcü köylüsünün yerlerine dönmesini kabul etmek zorunda kaldı.

Teymuraz Osmanlı ülkesinde

Osmanlı-İran savaşları sürüp giderken Kral Teymuraz bir gün ülkesine geri dönmeyi ümit ediyordu. Sığınmacı Gürcü Kralı enerjik ve maharetli bir politikacıydı. Daha 1615 yılında kendi başkanlığında öteki Gürcü kral ve beyleri birleşerek Moskova’ya elçiler göndermişlerdi. Bu Gürcü kral ve beyleri Rus Çarına, artık birleştiklerini, düşmana karşı birlikte savaşacaklarını bildirip bu savaşlarda Rus desteği gönderilmesini rica etmişlerdi. Gürcü büyükleri 1618 yılında da aynı dilekleri yineledi. Öte yandan Teymuraz elçileri Polonya ve bazı diğer Avrupa ülkelerine de uzanıp yardım istedilerse de hiçbir Avrupa ülkesinden askeri destek sağlayamadılar. Bu sırada Kral Teymuraz İstanbul’a giderek Osmanlı Sultanından yardım istemeyi kararlaştırdı. Ne var ki Osmanlılar bu sırada kendi dertlerine düşmüşlerdi. Rus Kazakları Osmanlı kıyılarına tecavüz ediyorlardı. Ülkede iç ayaklanmalar bitmek tükenmek bilmiyordu. Osmanlı Sultanı Teyrnuraz’a fazla ümit vermedi. Güvenlik içinde oturması için ona Çoruh ağzındaki Gonyo kalesini tahsis etti. 1618 yılında Teymuraz için yeni bir ümit ışığı belirdi. Osmanlı Ordusu İran’a saldırıp Erdebil’i ele geçirmişti. Teymuraz bu Osmanlı ordusuyla beraber kendi askerlerini de İran’a saldırtarak şaşkına dönen Şah Abbas’a Kaheti’de açtığı zararların hesabını soracağını bildirdi. Fakat Kaheti Kralının bu ümit ve tehditleri gerçekleşmedi. Osmanlı ordusunun başında bulunan komutanların beceriksizliği başarıyı engelledi. İran Şahı tehlikeyi Şah Teymuraz’ın karşı çabaları İran Şahının uykularını kaçırıyordu. Şah öfkesini elinde tuttuğu Gürcü tutsaklardan çıkardı. 1620 yılında Teymuraz’ın iki oğlu Şah tarafından korkunç biçimde boğularak öldürüldü.

Teymuraz Osmanlı yardımıyla başarıya ulaşma ümidini yitirdi. 1623 yılında elçilerini bir kez daha Moskova’ya gönderip yardım istedi. Rus Çarı da Teymuraz’a ümitsiz bir yanıtla yetindi. Ancak bu sırada işler yön değiştirdi. Moskova’dan bu yanıtı getiren elçi Kartl-Kaheti tahtına kral tayin edilmişti.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.238, Sorun yayınları)