Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Kartli-Kaheti kralları arasında dayanışma ve Şah Abbas

“1612 yılında Osmanlı-İran barış anlaşması imzalandı. Bu anlaşmaya göre yeniden 1553 yılı sınırlarına dönülecekti. Ayrıca Şah Abbas Osmanlı Sultanına yılda 200 yük ipek gönderecekti. Fakat anlaşma hükümlerine her iki taraf da uymak istemiyordu. Osmanlılar Samtshe-Saatabago’yu ve Kartl-Kaheti’yi terke yanaşmıyorlar. Şah Abbas da 200 yük ipek göndermeye üşeniyordu.

1614 yılında Şah Abbas Osmanlılarla imzaladığı bu anlaşmayı bozmaya karar verdi. Bu koşullarda Gürcüler’in alacağı tavrın büyük önemi vardı. Luarsab ve Teymuraz Şah Abbas için güvenilir kişiler değildi. Gürcüstan’da devlet düzeninin alt üst olmasına karşın Kartli ve Kaheti devlet adamları iki bölgenin birleşerek dış düşmanlara karşı güç kazanılmasında yarar görüyorlardı.

Bu görüşte olan Gürcü ileri gelenleri Kral Teymuraz ve Kral Luarsab’ı birbiriyle dost ettiler. Şah Abbas iki kralın anlaşıp dost olmasına bir anlam veremedi. Hileci Şah, Kartli ve Kaheti kralları arasında düşmanlık ve gerginlik yaratmak için kollarını sıvadı. Bu hedefine tümüyle değilse bile kısmen ulaşmayı başardı. Teymuraz ve Luarsab, Şahın oynadığı oyunları, gizli niyetlerini anladılarsa da aralarına düşen soğukluğu gideremediler. Güven ortamına dönemediler.

Şah Abbas Kartli ve Kaheti kralları ile taraftarlarına karşı harekete geçti. 1614 yılında Kartli ve Kaheti’de Krallara karşı şah yandaşı çıkarcı, satılmış bazı Gürcü beylerini yanına çekti.

Şah Abbas’ın Kartl-Kaheti’ye ilk tecavüzü

1614 yılında Şah Abbas Kartli ve Kaheti krallarını cezalandırmak için büyük bir ordu ile yürüdü. Şahin özellikle hedefi Kral Teymuraz’dı.

Şah, Karabağa gelip konakladı. Oradan Kaheti kralına adamlar göndererek bağlılık sözü ve rehineler istedi. Teymuraz devlet büyüklerinin tavsiyesiyle öfkeli şaha bağlılık işareti olarak annesini, iki oğlunu ve birçok Tavad çocuklarını gönderdi. Bu değerli rehineleri ele geçiren Şah bu kez de kralın kendisinin huzura gelmesini emretti. Teymuraz güvenemeyip bu çağrıya uymadı. Bunu bahane edinen Şah, Kaheti üzerine yürüdü. Gürcüler için var ya da yok olma günüydü. Satılmış Gürcü hainler faaliyete geçtiler. Bir kısmı Şaha rehberlik ediyorlar, bir kısmı da kaleyi içten yıkmaya çalışıyordu. Bu düşman ajanları Teymuraz’a baskı yaparak karşı koymanın yararı olmadığını, teslim olmanın daha çıkar yol olduğunu söylüyorlardı. Bu düşman ajanları öte yandan provokasyonlar yayarak, Şah Abbas’ın Gürcü Halkı ile dost olduğunu, ülkenin ve halkın koruyucusu olduğunu, sadece Teymuraz ve yandaşlarını cezalandırmak için geldiğini halka inandırıp yutturmaya çalışıyorlardı.

Kaheti Halkı bu propogandistlere inandı ve İranlılara karşı çıkmadı. Teymuraz böylece davayı yitirmiş oldu. Şah Kaheti’ye girdi. Teymuraz adamlarıyla birlikte Kartli’ye sığındı. Teymuraz’ın arkasını bırakmayan İran askerleri kralın yolunu kesti. Ancak Rioni Irmağı boyunda, Jaleti mevkiinde Teymuraz bu birliği perişan ederek Kartli’ye ulaştı. Luarsab Teymuraz’ı Muhrani’de karşılayıp kucakladı.

İki Gürcü halının baş başa görüşmelerinden sonra anlaşıldı ki Kartlililer’in İranlılara karşı koymaları olanaksızdı. Birçok Kartli Tavadı merhamet dilemek için Şah huzuruna gitmiş, bir kısmı da Luarsab’a savaşı tavsiye etmemişlerdi.

İki Gürcü kralı birlikte İmereti’ye gittiler. Şah Abbas Kaheti’de işleri yoluna koyup bir miktar asker yerleştirdi. Oradan Kartli’ye geçti. Gori kentinde konakladı. Buradan İmereti kralına haber göndererek kendisine sığınmış olan Kartli ve Kaheti Krallarını getirip teslim etmesini istedi. İmereti Kralı Giorgi konuk kralları teslim etmeyi reddetti. Şah Abbas Osmanlı etki alanında bulunan İmereti’ye saldırıp Osmanlılarla olan anlaşmayı bozmak istemedi. Buna karşın Kral Luarsab’ı hile ile ele geçirmeyi başardı. 1614 yılında vuku bulan bu harekette ünlü eski Thiljsı Mouravi Giorgi Saakadze İran güçleriyle birlikle Şahin yanında yer alıyordu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.238, Sorun yayınları)