Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

On yedinci yüzyıl ilk çeyreğinde Gürcü bağımsızlık savaşları

İran-Osmanlı Savaşı’nın yeniden alevlenmesi

“1602 yılında Şah Abbas’ın anlaşmayı bozmasıyla Osmanlı-Iran savaşı yeniden alevlendi. İran Osmanlıların önceki savaşlar sırasında İran’dan kopardıkları toprakları geri almayı düşünüyordu. Şah Abbas Osmanlıları Azerbaycan’da yenilgiye uğrattı. 6 Kasım 1603 yılında Erivan’a dayandı. Erivan çok sağlam tahkim edilmiş bir Kale kentti.

Onu ele geçirmek bu nedenle pek güçtü. Kuşatma uzun sürdü.

Şah Abbas Kartli ve Kaheti Krallarını Osmanlılara karşı yardıma çağırdı. Kartli Kralı Simon oğlu Giorgi 10 ile Kaheti Kralı Aleksandre işi gevşek aldılar. Çok güç bir seçenekle karşı karşıya kalmışlardı. Hangi tarafın galip geleceğini tahmin etmek zordu. Sonunda ikisi de Şah’ın yanında yer almaya karar verdiler. Erivan savaşında gösterdikleri yararlıklar karşılığında Şah iki krala İran’dan köyler bağışlayarak ödüllendirdi. Ayrıca hazineden onlara maaş bağlattı. Bunlara karşılık Kartli Kralından Lore kalesi ile Debeda ırmağı vadisini istedi. Kaheti Kralından da Saingiloda Eniseli bölgesinin Lore-Debeda vadisini kontrol altında tutan noktayı istedi. Eniseli Gürcüstan’ın doğusunda adeta koruyucu bir duvar gibiydi. Şah bu bölgeleri Gürcülerden kopararak kendi yüksek memurları ‘Sultanlar’a hediye etti. Şahın hilekarlığını iyi anlayan Gürcü kralları sonucu beklemek üzere bağırlarına taş bastılar.

Şah Abbas Gürcülerin kendisi için hayırlı düşünceler beslemediklerini iyi biliyordu. Onun iyi bildiği bir diğer şey de Gürcülerin özgürlük andı içtikleriydi. Hileci Şahın tek düşündüğü Gürcü kalesini içten fethetmekti. Kralın ajanları Gürcü feodallerin iç kavgalarından yararlanıp şahın yardımını vaat ederek onları kafese koydular.

1605 yılında Kaheti Kralı Aleksandre kendi oğlu Konstantine tarafından öldürüldü. Konstantine İran’da Şah sarayında büyütülmüş, fanatik bir Müslüman edilmişti. Babası Aleksandre’yi tahtında hançerleyip öldürmesi Şah tarafından hazırlanmış bir senaryoydu. İran Şahı Rus sempatizanı ve İran’a karşı ikiyüzlülükle suçladığı Kaheti Kralını oğluna öldürtüp yerine Müslümanlığa sokulmuş İran uşağı katil Konstantine’yi getirmek istiyordu. Fakat Şah hesabında yanılmıştı. Kimliğini yitirmiş, yozlaşmış, baba katili Konstantine’yi Kaheti Halkı başlarında kral görmek istemiyordu. Halk ayaklandı. Kaheti ordusu ayaklanan Kahetililerin yardımına koştu. Baba katili Konstantine Türkmen muhafızlarıyla birlikte linç edildi. Şah Abbas Kahetililerin bu derece duyarlılığı karşısında geri adım attı. Kaheti krallığı tahtına Aleksandre’nin torunu Prens Teymuraz’ı tayin etti. Teymuraz 1606 yılında tahta çıkarak taç giydi. Fakat Kaheti Halkı Şah Abbas’ın uyumaz bir Gürcü düşmanı olduğunu iyi bildiği için dikkatli olmaya çalışıyordu.

1606 yılında Şah Abbas Osmanlılar’dan Karabağ ve Gence’yi koparıp Kartli’ye doğru uzandı. Lore-Dmanisi ve Tbilisi kalelerinde bulunan Osmanlı askerlerini çıkarıp kovaladı.

Şah Abbas Tbilisi’de bulunduğu sırada Kartli Krallığı’na Giorgi’nin oğlu Luarsab’ı getirdi. Luarsab’ın babası Kral Giorgi kısa süre önce aniden ölmüş, taht sahipsiz kalmıştı. Tüm Gürcü Tavadların Tbilisi’de Şah Abbas’ı ziyaret kuyruğuna girdiler. Buna memnun olan Şah Abbas onlara ihsanlarda bulundu. Fakat ülkenin kaderinde hiçbir değişiklik olmadı. Sadece Osmanlı boyunduruğu İran boyunduruğu ile yer değiştirdi o kadar. Tbilisi, Ağeakale, Lore, Dmanisi yine yabancıların elindeydi. Osmanlı kale askerleri yerini şahın Kızılbaş askerleri almıştı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.237, Sorun yayınları)