Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

On altıncı yüzyıl sonlarında Samtshe Saatabago’nun durumu

“16. yüzyıl tüm sonuçlarıyla Samtshe-Saatabago için kötü bir yüzyıl oldu. Bu beylik geçirdiği şanssızlıklar, savaşlar sonucu diğer Gürcü beyliklerine nazaran zayıf düştü. Gürcüstan’da feodal sistemin sarsıntı geçirmesi en çok Samtshe-Saatahago’da etkisini gösterdi.

1590 Osmanlı-İran barış anlaşmasına göre, Samtshe-Saatabago toprakları Osmanlılar’a kalmıştı. Keklik artık şahinin pençesine düşmüştü. Hiçbir yerden yardım ümidi kalmamıştı. Atabeg Manuçar ve onun ölümünden sonra dul karısı Elene ülkesinde Gürcü varlığını korumak için canla başla çırpındılar. Ancak tüm çaba ve gayretler boşa çıktı.

1587-1594 yıllarında Samtshe-Saatabago’da Osmanlılık yerleşti. Sultanın emriyle ülkede sayım, yazım yapıldı. Osmanlı usulü toprak yasaları çıkarıldı. Osmanlı usulü vergiler saptandı. Eski feodal çağ Gürcü yasaları ve Gürcü vergi sistemi iptal edildi.

Osmanlı yasalarına göre, toprak edinme ve işletme hakkı sadece asker kişilere tanınıyordu. Osmanlı ordusunda asker olabilmek için de Müslüman olmak gerekti. Müslüman olmadan asker, asker olmadan toprak sahibi olmak mümkün değildi. Bu kurnazca yasa gereği geniş arazi sahibi Gürcü ağa ve beylerin mülkleri Osmanlıların eline geçecekti. Gürcü Aznaurlar ve Tavadlar yol ayırımına gelmişlerdi. Ya Müslümanlığı kabul edip Osmanlı ordusunda asker olacak, arazilerini koruyabilecekler, ya da Hıristiyanlığa bağlı kalıp tüm arazi ve mülklerini yitireceklerdi. Bu yol ayırımı sonucu bazı feodaller her şeylerini terk edip Gürcüstan içlerine doğru çekildiler. Bir kısmı da Müslümanlığı kabul edip orduya yazıldılar ve bu sayede topraklarını kurtarma yolunu buldular. Böylece Osmanlı idaresindeki Saatabago’da yaşayan Gürcü köylüsünün başındaki ağalar değişmiş oldu. Gürcü beyleri, Tavadlar, Aznaurlar Osmanlı paşaları, Sancakbeyleri, Alaybeyleri ve Sipahilerle, Gürcü Kilise-Manastırlar da camii ve mescitlerle yer değişmiş oldular. Çeşitli Osmanlı vergiler arasında Hıristiyan kalan Gürcülerin sırtına bir de ‘Dinsizlik Vergisi’ yüklendi.

Bu tarihten sonra Güneybatı Gürcüstan yörelerinde İslamlaşma hareketleri görülmeye başladı. Gürcüler buna ‘Tatarlaşma’ adı verdiler. Bu süreç kısa zamanda hedefe ulaşacak bir süreç değildi. Binlerce yıllık Gürcü kültürünü kökünden söküp değişime uğratmak büyük mücadeleler gerektiriyordu. Gürcü Halkı tüm ağır koşullara inatla göğüs geriyor, kimliğini ve kültürünü korumaya çalışıyordu. İslam dini kırsal kesim insanları arasında daha büyük zorluklarla karşılaşıyordu. 16. Yüzyıl sonlarında başlatılan bu süreç 19. Yüzyıl başlarına kadar önem li bir başarı sağlayamadı.

Samtshe-Saatabago’da Osmanlıların yerleşmesi feodal Gürcüstanı’nın büyük bir yenilgisiydi. Gürcüstan’ın üçte birini oluşturan bu topraklar anayurttan tümüyle kopmuş, artık geleneksel Gürcü kültür zincirinin bir halkası olmaktan çıkmıştı. Feodal Gürcüstan’ın öteki bölgelerine nazaran daha ileri kültür düzeyine erişmiş bu topraklar Ekvtime ve Giorgi Mtatsmideli, Beka ve Bekşen Opizari, Şota Rustaveli gibi ünlüleri yetiştirmişti. Artık bu topraklar yozlaşmanın yolunu tutmuştu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.233, Sorun yayınları)