Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 Şah Tamaz’ın Kartli’ye yeniden saldırması

“Osman­lılarla barış anlaşması yapan Şah Tamaz vargücüyle Kartli'ye yüklen­di. Bu Şah Tamaz'ın Gürcüstan'a 4.saldırısıydı. Gürcüler ormanlarda, dar vadilerde pusuya yatıp düşmana büyük kayıplar verdirdi. Şah Ta­maz Gori kentine girip burayı mahvetti. Çevredeki kalelere saldırdı. "Tsedisi" kalesini çarpışarak ele geçirdi. "Heri" Kalesi ise bölgenin Ta­vadı tarafından çarpışmadan düşmana teslim edildi. İranlılar buradan "Ateni" üzerine yürüdü. Kral Luarsab'ın annesi ve bazı soylu feodal­lerin aileleri hu kalede gizleniyorlardı. Bu kale pek sarp ve ele geçiril­mesi zor bir arazideydi. Kaleyi koruyan Gürcü askerleri de pek iyi or­ganize olmuşlardı. İranlılar dışında kraliçenin hizmetçisini ele geçire­rek ondan kaleye giren gizli yolları ve içme suyu kaynaklarını öğrendi­ler. Kalenin suyunu kestiler. Susuzluktan bitkin düşen Gürcü askerleri ve sığınmacılar teslim olmak zorunda kaldılar.

Şah Tamaz bundan sonra hızla Kartli'den uzaklaşıp gitti. "Açabeti" Kalesi’nde üslenmiş olan Luarsab Şah Tamaz'ın arkasında düştü. Birçok kez önünü kesip çarpışmalara girişti. Ona büyük zararlar verdirdi. An­cak tutsak düşen annesi ve 30.000 kadar Gürcü’yü kurtarmayı başara­madı. Tutsak düşen Gürcü kıralının annesi utanç verici tutsak hayatı ya­şamaktansa ölümü yeğledi. Yanında taşıdığı yüzük taşındaki zehri emerek yaşamına son verdi.

İran Şahı Tamaz ne Luarsab'ı ele geçirebilmiş ne de ona baş eğdire­bilmişti. Aksine Luarsab dağınık Gürcü güçlerini zamanla toparlayıp İç Kartli'deki kaleleri İranlılardan söküp aldı. Gezginci Türkmen aşiret­lerini dizginleyip ülkesinden çıkardı. Sıra Tbilisi'yi kurtarmaya gelmiş­ti. Tbilisi kalesini ellerinde tutan Türkmen askerleri korkuya kapılıp Karabağ Hanı’ndan yardım istediler.

Garisi Savaşı: 1558 yılında Karabağ Beyi büyük bir ordu oluşturarak Tbilisi üzerine yürüdü. Gori'de bulunan Luarsab düşmanı karşılamak için harekete geçti. Bu yıllarda Luarsab iyice yaşlanmış, or­dunun başkomutanlığını oğlu Simon'a bırakmıştı. Çarpışmalar Hrami vadisinde, Garnisi'de başladı. Düşmanla karşılaşan Gürcüler hileli geri çekilme taktiğine başvurdular. Böylece düşmanı elverişli sahaya çek­meye çalıştılar. Türkmenler Gürcüler’in arkasına düştüler. İki kanatta gizlenen Gürcü birlikleri aniden düşmana çullanıp onları ikiye böldü. Türkmenler toparlanıp kaçtı. Gürcüler kılıç çalarak arkalarında gittiler. Bu sırada yaşlı Kral Luarsab bir tepeciğin üzerinden olanları izliyordu. Orman arasına sıkışmış bir miktar Türkmen askeri oradan sı­vışmaya çalışırken Luarsab ve yanındakilerle karşılaştı. Taraflar zorunlu olarak çarpışmaya tutuştu. Yaşlı Luarsab ve yanındaki muhafızla­rı Türkmenler üzerine var güçleriyle yüklendiler. Hararetli vuruşma sı­rasında Luarsab'ın kılıcı ortadan bölündÜ. Bu sırada Luarsab atını düş­man birliğinin komutanı üzerine sürerek onu çiğnetti. Fakat Kralın atı­nın ayağı bir çukura sokuldu. At sendeledi ve Luarsab'ı sırtından dü­şürdü. Yere düşen Gürcü Kralı Türkmenler tarafından hançerlenerek öl­dürüldü. Luarsab'ı hançerleyen düşman askerleri Gürcüler tarafından parça parça edildi. Türkmenleri püskürten Prens Simon’un zafer sevinci babasının ölümüyle yasa dönüştü.

Kartli çarpışmalarının önemi

Uzun yıllardır süregelen Kartli savaşları bölgesel savunma savaşları değildi. Tüm ülkeyi düş­manlardan temizleyip bağımsızlık elde etmeyi amaçlıyordu. Bu savaş­ların baş eğmez kahramanı Luarsab'a ait öyküler Gürcü toplumunun belleğinden hiç silinmeyip destanlaştı. Luarsab'ın adı Gürcü bağımsız­lık savaşlarının sembolü haline geldi.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.220, Sorun yayınları)