Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Dağlı Gürcüler arasında ilkel toplumsal düzenin izleri

“İlkel kabile yaşam izleri dağlı Gürcüler arasında 20.Yüzyıl başlarına değin geldi. Ünlü Gürcü yazarlar Vaja Pşavela ile Giorgi Kazbegi Hevsur, Pşav ve Mohevi oymaklarının geçmişini edebi bir biçimde ele alıp yazdılar. Bunlar Rculi (inanç), gelenek, görenek, adalet, toplantı, kan gütme, büyük-küçük ilişkileri, ev sahibi-konuk ilişkileri, evlenme ve boşanma ilişkileri gibi sosyal saptamalardı.

Bu tür geleneksel izlere Svaneti’nin İnguri ırmağı başlarındaki yörelerde geçen yüzyıl sonlarına değin rastlamak mümkündü. Svaneti’de birkaç köyün birleşimine ‘Tem’ adı verilirdi. Bu temlerin başında Svan Dili’nde Luzor ya da Luhor denen yönetici meclisler bulunurdu. Luzorlar toplantılarına 20 yaşını doldurmuş her Svan erkeği katılabilirdi. Eğer bir ailede ergen erkek bulunmuyorsa o evden bir kadın temsilci toplantılarda yer alabilirdi. Halk kurultayları, meclisler oymakların tüm sorunlarını görüşür karara bağlardı. Meclisler aldıkları kararlarda kimseye karşı sorumlu tutulamazdı, hesap vermezdi; adalet işlerini de bu meclisler yürütürdü. Komşu Temlerle barış akitleri imzalamak, hırsızlık olaylarını yargılamak, vergi, angarya yazımı, Temden birinin başka temlerden bir kişiyi öldürmesi halinde karşı tarafa kan diyeti ödemek, Tem’e zarar veren kişi ya da ailelerin sınır dışı edilmesi, ev ve mülklerinin ateşe verilmesi, bu yetmiyorsa onlara ölüm cezası verilmesi gibi olayların görüşülüp karara bağlanması bu halk meclislerinin işleri arasındaydı.

Kendi oymağına ihanet edip başka bir oymak adına çalışmak, kendi Tem topraklarının tamamı ya da bir bölümünü başka Tem’lere bağlama çabaları, tanrıyı inkar etme gibi suçlar en büyük cezaları gerektiren suçlardan sayılırdı. Buna karşın halk meclisleri ölüm kararını nadiren alırdı. Bazen ölüm cezaları kişinin Tem dışına sürülmesiyle değiştirilirdi. Böyle ceza alan kişilerin artık hayatta hiçbir koruyucusu ve taraftarı bulunmazdı. Tem içinde suç işlemek pek yaygın değildi. Toplumsal kaidelere uyma ahlakı halkın ruhuna iyice nakşedilmişti.

Svan Temleri’nin başında bir ‘Mahvşi’ (amir) bulunurdu. Tem meclislerinin başı bu Mahvşilerdi. Mahvşiler halk oyuyla süresiz seçilirdi. İyi yöneticiliği kanıtlayan Mahvşiler yaşam boyu makamlarından indirilmezdi. Aksi halde Mahvşiler halkın oyuyla görevden azledilebilirdi. Mahvşi seçilebilmek için olgun yaşta, deneyimli, bilgili, yürekli, iyi ahlaklı ve toplumunu seven, fedakar kişi olmak gerekti. Mahvşi seçimlerinde 20 yaşından büyük her Svan erkek ve kadını oy hakkına sahipti. Toplantı ve seçim gibi toplumsal etkinlikler için özel bir meydan hazırlanırdı. Toplantının yapılacağı bir görevli tarafından uzunca bir boru ile yüksekçe bir yerden halka duyurulurdu. Mahvşiler halka danışmadan kendi başlarına hiçbir karar vermezlerdi. Buna karşın halkın üzerinde çok büyük otoritesi bulunurdu. Mahvşi görüşülecek konuyu önce çevresindeki deneyimli, erdemli, güvenilir üyelerine danışırdı. Üyeler Mahvşinin önerilerini kabul ya da reddetmekte tamamen özgürdü. Alınacak karar en doğru ve halkın yararı yönünde ekseriyetle alınırdı.

Svanetya’da her Tem’in Mahvşiden başka bir de Morvar (yargıç heyeti) bulunurdu. Bu Morvar heyetinin de başı Mahvşilerdi. Dava tarafları yargıç heyetini sessizce dinler, verilen kararı itirazsız kabul ederdi.

Birkaç Tem (oymak)ın birleşmesinden ‘Hev’ler, ya da ‘Heoba’lar (derebeylikler) oluşurdu. Svaneti’de bu tür derebeyliklere ‘Svanetis Ertobili Hevi’ ya da ‘Svanetis Bednieri Hevi’ yani (Svaneti Derebeyliği) ya da (Svaneti mutluluk vadisi) adı verilirdi. Oymaklar birliğinden oluşan bu Hevlerde de birer halk meclisi görev yürütürdü. Bu meclislerin üyeleri Temler’den seçilen temsilcilerden oluşurdu. Bu temsilcilere Svanca’da Çemili, yani gösterişli (azametli) adı verilirdi. Bazı özel halk meclisleri toplantılarına ise Temler’e bağlı tüm ailelerden birer temsilci katılırdı. Svanların Rus işgalcilerine karşı aldıkları 1875 yılındaki ayaklanma kararı böylece tüm aile temsilcilerinin katılımıyla alınmıştı.

Her Svan insanı her koşulda kendi oymak nizamlarının, şeref, haysiyet ve çıkarlarını korumakla yükümlüydü. Böyle hallerde düşmanlarla çatışmakta asla tereddüt edemezdi.  Bu fedakarlığa karşı bağlı bulunduğu Tem onun her türlü hak ve hukukunu garanti ederdi. Evi, mülkü yanan her Tem mensubunun zararı karşılanır, hane başından toplanan yiyecek, giyecek vb. gereksinimler zarar uğrayanın imddına yetiştirilirdi. Yanan ev ya da mülk kolektif olarak yeniden inşa edilirdi. Kimsesiz yaşlıların, yetimlerin, yoksulların hastaların yiyeceği, giyeceği, Tem tarafından karşılanırdı. Bazen sıkıntı içinde olduğu anlaşılan başka Temlerin insanlarına da yardımda bulunulurdu.  Temler ya da kişiler arası küskünlük böyle hallerde dikkate alınmaz, yardım esirgenmezdi. Svan Temleri arasında zamanla özel mülkiyet edinme arzusu kendini göstermeye başladı. Bu nedenle ortak mülkiyet haklarına saldırılar görülmeye başladı. Daha ilerici mülkiyet tarzı gündeme getirildi. Bu yenileşme, devrim hareketleri dağlık kesimlerde daha geç tarihlerde kendini gösterebildi.

Svanlar’da ve diğer dağlı Gürcü oymaklarının sosyal yaşamlarında görüldüğü gibi çok eskilerde henüz sınıfsal bölünmelerin ve modern devlet sistemlerinin Gürcüstan’da bilinmediği ortaya çıkmaktadır.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, (İvane Cavahişvili,s. 33, Sorun yayınları)