Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Dini törenler ve inançla ilgili söylenceler

“'Tanrılar' ve 'Tanrı Adamlar' adına söylenen türlü Gürcü öyküleri inanç olgusuyla ilgili geleneksel öykülerdir. Bu eski inanç törenleriyle ilgili bölük pörçük kalıntılar bazı dağlı ve ücra bölge insanları arasında, günümüze değin korunmuştur. Bunlardan özel dua günleri, ibadet günleri, ilahiler, kasideler ve çeşitli söylenceler sayılabilir. Svaneti’de yirminci yüzyıl ortalarına değin sekiz kısımdan oluşan Putperestlik geleneklerinden “Murkvani” ibadet günleri yılın belli günlerinde yapılıyordu. İki gruba yarılmış oyuncular ilahi eşliğinde dans ediyorlar, hep bir ağızdan 'Adrekila Sağvivida da mogvvida' efsunlu sözler tekrarlıyorlardı. Sonra grubun biri anlamı bilinmeyen 'Melia, telepia, ioh' sözleri söylüyordu. Sonra da sıra tanrı ilahisine geliyordu. Ardından çeşitli oyunlar ve toplu şarkılarla tören tamamlanıyordu.

Svan 'Murkvani' ibadet günleri geleneği Hatti Tanrısı 'Telefinu'ya adanmış ibadet şeklinin kalıntısından başka bir şey değildir. Buna benzer eski geleneksel tapınma ritüellerine (Merasim) Gürcü toplumları arasında sıkça rastlamak mümkündür.

'Amirani' söylencesi de bunun uzantılarından biridir.

Amirani’nin annesi 'Avcılar Tanrıçası Dali', babası ise Av tanrısı 'Sula-Kalmahi'dir. Amirani büyüyüp erginlik çağına geldiğinde 'Gol yad' gibi bir vücuda sahip olur. Onun gücü 12 çift öküz kadar, hızı dağlardan kopup gelen çığlar kadar, gözleri elek kadar, dizleri kurt dizleri kadar sağlamdır. Yeryüzü Amirani sırtında taşımaktan yorulmuştur. Amirani öfkelendiği zaman yağmura hazırlanan kara bulutlar gibi kararır. Kılıcı da kendine özgü bir silahtır. Kimsenin kaldıramayacağı kadar ağır ve büyük. Amirani kılıcı için şöyle söylemektedir: 'Benim kılıcım demircide dövülürken, gökler inliyor, toprak gümbürdüyor, demirci dükkanı zangır zangır sallanıyordu. Demirci ustaları korkup birbirine sarılıyorlardı.'

Amirani’nin 'Kurşa' adında bir köpeği vardır. Kurşa Amirani gibi değişik bir yaratıktır. Kurşa’nın anası bir dişi kartaldır. Kurşa’nın iki yanında kartal kanalları vardır. Bir sıçrayışta yaban keçileri pençesine alabilecek güçtedir. Amirani insanların iyiliği için savaşan bir kahramandır. 0, insanları baskıcı terörün, kötü ruhların, devlerin, ejderhaların şerrinden korumaya çalışır. İnsanlar 'kansız' ekmek yesin ister.

Halk düşmanı kişilerle, kötü ruhlarla savaşta Amirani büyük kahramanlıklar gösterir. Bir gün Amirani güneşi yutup dünyaları karartan bir ejderhayla dövüşür. Ejderha Amirani’yi midesine indirir. Amirani elinde taşıdığı elmas bıçakla ejderhanın midesini keser, karnını yarar, dışarı çıkıp kurtulur.

Amirani bir gün Bulutlar Tanrısına saldırır. Bulutlar tanrısının güzel, güneş görmedik bir kızı vardır. Adı 'Kamer'dir. Kamer göklere zincirle asılmış bir köşkte yaşamaktadır. Amirani kılıcıyla zincirleri kırar, köşkü yeryüzüne düşürür. Kameri alıp kaçırır.

Sonra Amirani büyük tanrıya savaş açar. Bu savaşta Amirani yenilir. Kafkas dağının doruklarından birine çakılan dev bir kazığa bağlanır. Başına da karlı bir tepe “külah” diye örtülür. Amirani iki kez zinciri koparır. Üçüncü kez tanrı daha kalın bir zincirle bağlar. Amirani Kurşa’nın da yardımıyla yıl boyunca zinciri çözmeye, kazığı sökmeye çalışır. Tam kazığı sökeceği zaman gökten bir kanatlı canavar kartal görünür. Gelir kazığın tepesine tüner. Amirani öfkeyle canavar Kuş’a yumruk sallar. Kuş uçar, yumruk kazığın tepesine iner. Kazık daha derinlere gömülür. Bu olay her yıl böyle tekrarlar durur.

Amirani öyküsü Gürcü Halkı arasında o derece etkili olmuştur ki, her yıl Gürcüstan’ın her yerinde 'İsa’nın göğe yükselişi' gününden önceki perşembe günü Demirciler 'Amirani’yi Anma Günü' yaparlar. Demirci örsleri üzerine ekmekler, yiyecekler koyar mumlar yakarlar.

Amirani söylencesi pek eski bir söylencedir. İkincisi, üçüncü yüzyıl Yunanlı yazarlara göre; bu öykü Gürcüstan’ın her köşesinde bilinir. Yunanlı yazar Pilastrate’ye göre: 'Yerel barbarlar (Yunanlılar Yunan olmayan başka halklara bu ismi verir) bir söylenceden söz eder. Bu söylence Kafkas doruklarında zincire vurulmuş insan dostu Promete öyküsünü andırır. Bazılarına göre bu kahraman bir mağarada zincire bağlanmış, bazılarına göre de çatal bir tepede. Çatal tepe bize Elbruz tepesini anımsatıyor. Kafkasya insanları kartalı sevmezler, ona düşmandırlar. Promete öyküsünün gerçekliğine kendilerini öyle inandırmışlardır ki, sürekli kartaldan öç almayı düşünürler. Tanrı Herakle Promete’ye yapılan zulme dayanamaz. Okla kartalı öldürür.'

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.82, Sorun yayınları)