Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Eski Gürcü Putperestlik İnancı ve Buna Dair Söylenceler

“Hıristiyanlığın Gürcüstan’da resmiyet kazanmasından sonra bu din eski Gürcü Putperestlik dinine karşı savaş açtı. Putperestliğe ait ne varsa yerle bir ediliyor, ortadan kaldırılıyordu. Bu yok ediş nedeniyle Gürcü Halkı atalarının inanç kültürüne ait orijinal belge ve bilgilerden yoksun bırakıldı. Gürcüstan’ın bazı bölgelerinde halkın eski inanç gelenek ısrarla bağlı kalmaya gayret etmesi Hıristiyanları taviz vermek zorunda bıraktı. Hıristiyanlık buna da hileli bir yol buldu. Eski Putperestlik inanç öğelerine Hıristiyanlık elbiseleri giydirilerek halkın önüne sürüldü. Böylece Putperestlik dini tanrılarından bazıları varlıklarını koruyup adlarını yaşatmayı bildiler. Bazıları ise Gürcü Halkının belleğinde anılar arasına gömülüp varlıklarını sürdürdüler.

İnançlar

Eski Gürcü inancına göre doğanın bir biçimi ve ruhu vardır. Doğa, bitki ve hayvanların yaşamı insanlarda olduğu gibi bazı yasalarla çizilmiştir. Doğa güçleri isterlerse insanoğluna iyilik yapar, isterlerse kötülük. Bu nedenle doğa güçlerine karşı saygılı olmak, onlara kurbanlar, adaklar, hediyeler sunmak, dualarda, dileklerde bulunmak, tanrıların gönlünü kazanmak kaçınılmaz iştir.

Tanrıların lideri vardır. Bunun adı “Gmerti”dir (Megrelce’de ”Goronta”, Lazca’da “Gormoti”, Svanca’da “Germet” ve “Morige” (Koruyan)dır. Evreni yaratan ve ona biçim veren “Gmerti’dir”. Kendi eserini yasalara, nizamlara bağlamıştır. Gmerti’den küçük tanrılar da vardır. Bunlara “Gvtisşvilehi” (Tanrının Çocukları) denir. Her Gürcü oymağının değişik tanrıları vardır. Dağların, derelerin, ovaların, bitkilerin, ağaçların, evlerin işlerine bakan birer tanrı vardır. Av hayvanlarını koruyan “Çoban Tanrı” Oçopintre ya da “Dali” vardır. (Dali’ye yakılmış şarkılar, ağıtlar bugün de Gürcüler’in dilinden düşmemektedir. (0v delav deli delav vb. gibi) Herhangi bir yerin koruyucu tanrısına “Adgilis deda” (0 yerin anası) denir.

Bunlardan başka göklerin, bulutların işlerini düzenleyen tanrı vardır. Bunun adı “Tsa ğrublis tsinamdzğvari” (Göklerin ve bulutların rehberi) dir. Ve daha birçokları...

Bu tanrılar içinde Gürcülerin en çok değer verdiği Tanrı; Gökyüzünü aydınlatan Tanrı “Mze, Mtvare da Varsklavebi” (Güneş, Ay ve yıldızlar) dı.

Işık kültüne ait izler günümüz Gürcü hafta günleri isimlerinde yaşamaktadır. Pazar gününe Megrelce’de “Tutaşkha”, Svanca’da “Mislandeğ” denir. Eski Gürcüce’de ise “Mzisa” (Güneş günü) denirdi. Pazar günleri güneş için ayrılmış gündü. Pazartesi günü Megrelce’de “Tutaşkha”, Svanca’da “Doşdiş”, eski Gürcüce’de “Mtvarisa” (Ay günü) idi. Bu gün de Aya adanmış salı gününün Megrelcesi “Takhaşkha”, Lazcası “Tikinaçkha”, Svancası “Takhaş”tır. Salı günü savaş tanrısına adanmış gündü. Hatti-Subari dünyasında Savaş tanrısı “Tarku” ya da “Tarkhan” diye adlandırılırdı.

Gürcüler Güneşi “Dişi” (kadın) olarak algılarlardı. Ayı ise “Erkek” sayarlardı. Bir eski Gürcü halk deyişinde Güneş ay için şöyle söylenir:

“Me da var da is dzma aris / (Ben bacısı, o kardeşim)

Rad vsdzuldebit ertmanetsa” / (Niçin nefret ederiz birbirimizden)

Bir Megrel şiirinde ise şöyle denmektedir.:

“Mze Dedaaçemi (Güneş anamdır benim)

Mtvare Mama çemi (Ay babamdır benim)

Gundi da gundi varskvlavebi / (Grup grup yıldızlar)

Da da dzmaa çenıi” (Bacım, kardeşimdir benim)

Gürcüler’de tanrılaştırılmış ışık kültü armasında Güneş en üst mevkii tutardı. Gürcüler yerleşik yaşama geçtikten bu yana tarımcılıkla uğraşıyorlardı. Güneş tarımcılıkla yakın ilişkideydi. Bu nedenle Güneş kültü sistematik bir biçimde inanç kültüne dönüştürüldü. Gürcüler Güneşi bitkilerin, meyvelerin, ekinlerin, canlıların yaşam kaynağı olarak

görüyorlardı. Güneşten her zaman yardım ve koruma bekliyorlardı.

Uzak çağların Gürcü sosyal düzeni içinde kadın evin lideriydi. Güneşe yakıştırılan “Kadınlık” vasfı da bu “Liderlik” anlamına işarettir. Tanrılar arasında rütbe farkı belirdiği zaman Güneş öteki tüm Tanrıların anası sayılarak ona “Ana Tanrıça” sıfatı yakıştırıldı.

Gürcüler ikinci yüzyıla gelene değin “Güneş Tanrı” kültüne saygı göstermeyi sürdürdü. Hevsur ve Pşav kabilelerinin Putperest Rahipleri şöyle dua ederlerdi: “Şükürler olsun güne ve yukarıdaki Güneş tanrıya. Güneş ananın doğurduğu meleklere.” Burada Güneş doğrudan doğruya “Tanrı” olarak ifade edilmiştir. Melekleri doğuran Baştanrı oydu. Buradaki “Gün” sözü yine güneşin başka biçimde anlatım sözcüğüdür. Eski Gürcüce’de “Dğe” güneşin adıydı. Eski Yunanlı yazarların bize bıraktıkları bilgiler arasında Eski Gürcü tanrılarına Yunanca isimler uydurduklarını görüyoruz. İsa’dan önceki çağlarda, Mesheti bölgesinde Tanrıça “Levkotea”ya adanmış bir tapınaktan söz edilmektedir. Bu tapınağın ünü Gürcü sınırlarını aşmıştı. Onun güzelliği ve zenginliği çevredeki düşman kavimlerin iştahlarını kabartıyormuş. Bu tapınakta koç kurban kesmek yasakmış. Tanrıça Levkotea ürünler tanrıçasıymış. Anlaşıldığına göre Levkotea tapınağının yerine Hıristiyanlık döneminde bir kilise inşa edilmiş. Bu kilise bugünkü “Atskur” (Azgur) kilisesidir.

M.S. ikinci yüzyılda Pasidi kentinde bir yerel tanrıçayı gösterir büyük bir heykel vardı. Burada tanrıça bir taht üzerinde oturuyor, elinde “Kimbali” (Bir çeşit müzik aleti) tutuyordu. Ayakları dibinde iki arslan yatıyordu. Yunanlılara göre bu Tanrıça “Rea”yı andırıyordu. Rea Anadolu’nun baş tanrıçalarından Kibele’nin kendisiydi. Bu tanrıça “Büyük Ana, Kraliçe, Tanrıların anası” gibi sıfatlar taşıyordu. Yunan kaynakları kanaatimize göre “Güneş Tanrıça”dan söz etmektedirler.

Gürcüstan’da Güneş kültünün varlığına antik çağ arkeolojik buluntuları da şahitlik etmektedir. Armazi ve Şorapani yakınlarındaki ”Bori” kazılarında bulunan eşyalar üzerindeki resimlerde kurban yerinde (Sunak) kesilmeyi bekleyen at figürü görülmektedir. Atlar o çağlarda sadece “Güneş Tanrı” için kurban edilebilirlerdi. Kldeti civarında yapılan kazılardan elde edilen eşyalar arasında kurban edilmiş atlara ait kalıntılar elde edilmiştir.

Değişik ülke insanlarıyla olan ilişkiler nedeniyle Antik çağ Gürcüstanı’nda yabancı dinlere ait işaretlere de rastlanmıştır. Yunan dini etkisi bunlar arasında açıkça görülmektedir. Doğu Gürcüstan’da ise İran dini etkileri görülür. Akamenidler’in Gürcü oymaklarını boyunduruk altına almalarından sonra buraya soktukları “Mitra” kültü de kendini göstermektedir. Mitra kültü bir Güneş tanrı kültüdür ve Persiya’ya Anadolu halkları yoluyla girmişti. Persler bu kültü resmî devlet kültü olarak kabul etmişlerdi. Mitra kültünün Gürcü toplulukları arasına girmesi için de müsait ortam hazırdı. Bu, Gürcü güneş tanrı kültünün Mitra kültü ile benzerlik göstermesinden geliyordu. Sasani Hanedanlığı yıllarında Gürcüstan’a “Mazdeizm” de sokulmaya çalışıldı. Bunda kısmen de olsa başarıya ulaşıldı.

Hıristiyanlık dini Güneş kültü üzerinde bazı değişiklikler yapıp kendi tanrı ve azizleriyle kaynaştırdı. Güneş Tanrıçayı “Meryem”le ve “Barbare” ile özdeşleştirdi. Erkek Tanrı “Ay”ı ise “Aziz Giorgi” ile özdeşleştirdi. Putperestlik dininin “Büyük Kraliçesi” Güneş Tanrıçanın gördüğü işlev Meryem’e yüklendi. Bu tanrıça evrenin koruyucusuydu. Gürcüstan’ın “Meryem ananın hissesine düşen ülke” olarak tanınması herhalde bu benzetmelerden kaynaklanmaktadır.

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.79, Sorun yayınları)