Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İlk insan toplulukları

“İlk insan gelişmemiş ve aciz bir yapıya sahipti. O, ne toprak işlemesini bilir ne de evcil hayvanlara sahipti. Onun besinini sadece bitkisel ürünlerle av aletleri oluştururdu. Silahları pek ilkeldi. Doğa karşısında savaşmak için yeterli güce sahip değildi. Çakmak taşı ve volkanik minalar (opsit) parçaları, sivri uçlu kemik parçaları, ağaç sopalar onun başlıca silahlarıydı. Taşı, kemiği yine taşla yontup keskinleştirmeye, biçimlendirmeye çalışıyordu. Böylece kemsi, delme, kazıma aletleri meydana getirmeye uğraşıyordu. Bunlar arasında tahralar, nacaklar, baltalar geniş yer tutmaktaydı. Bu tür kaba alet ve silahların kalıntılarına bugün Batı Gürcüstan’da çokça rastlanmaktadır. Özellikle Haragouli yakınlarındaki “Devis Hvreli” mağaralarında.

İnsanlar ilk çağlarda küçük topluluklar halinde yaşıyorlardı. Av silahlarının yetersizliği, güçlü av hayvanlarına karşı onları toplu avcılığa yöneltmişti. Diğer bazı işleri de kolektif olarak yapıyorlardı.

Elbise olarak basit ilintilerle oluşturulmuş hayvan derileri ile örtünülüyordu.

Toprak kap kacak henüz icat edilmemişti. Henüz oymaklar oluşmamış, dilleri de gelişmemişti.

Bu ilkel insan toplulukları dünyanın başka kıtalarında olduğu gibi Gürcüstan’da da ateşten yararlanmayı öğrenmişlerdi. Bu döneme Paleolitik (eski taş) Çağı adı veriliyor. İnsanlar zamanla silah ve araç gereçlerini geliştirdi. Toprak işleme işine el attılar. Yavaş yavaş kültürel yaşam çiçeklenmeye başladı. Ardından Neolitik (yeni taş) Çağı dönemine girildi.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon  Canaşia,  (İvane  Cavahişvili,s. 29-30, Sorun yayınları)