Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

İberya-Kolheti ve Akamenid Kırallığı

Akamenid Kırallığı etkilerini Kafkas ülkelerine değin genişletti. Persiyalılar Güney Kafkasya’da önce Gürcüstan’ın güney illerini ele geçirdiler. M.Ö. 5. Yüzyıl ilk yarılarında Pers Krallığı’nın kuzey sınırlarını, işgal edilmiş Gürcü toprakları oluşturuyordu. Yunanlı tarihçi Herodot’un verdiği bilgilere göre: “Persiyalılar Aras Vadisi, Fırat ve Tigros kaynakları ile Van Gölü çevresini 18 Numaralı Pers Eyaleti haline getirdiler.”

Bu toprakların yerli sakinlerini “Metieneler, Sasperler ve Alarodienler” oluşturuyordu. Meshiler, Tibarenler, Mosinikler de Güney Karadeniz kıyılarını kapsayan 19 numaralı Pers Eyaleti sınırları içinde kalıyorlardı. Bu küçük yerli halk toplulukları Perslere ağır vergiler ödemeye mahkum edilmişlerdi

Persiyalılar giderek Güney Kafkasya içlerine doğru sokuldu. Kolhları ve onların komşularını da etki alanına alıp vergiye bağladılar. Kolhlar ve diğer Güney Kafkasya yerlileri ülkelerini savunma gereği duymaya başladılar. Ancak çok güçlü düşmana karşı daha ılımlı kandırma yolları denemeyi tercih ettiler. Pers hükümdarlarına genç ve güzel kız-erkek Kafkas esirleri gönderip gönüllerini kazanmaya çalıştılar. Güney Kafkasya topluluklarını en çok yıpratan yükümlülük, Perslerin istedikleri zaman onları asker edip savaşlara sürmesiydi. Persler Yunanlılarla savaşlar yaptıklarında bu orduda çok sayıda Gürcü askeri de görev alırdı. M.Ö. 400 yıllarında Yunanlı komutan ve yazar Ksenoponte Güney Gürcüstan halklarından Haliblerı Mossinikleri Taohları ve daha başka toplulukları gözleriyle görüp yaşantılarını kaleme aldı. Anılan toplulukların bu dönemde savaşlar nedeniyle zayıf düşmüş olmalarına karşın Ksenoponte burada bol miktarda yiyecek ve evcil hayvan bulabilmiştir. Bu Gürcü oymaklarının ticaret merkezleri ve hararetli alış veriş gelenekleri de bulunurdu. Deniz kıyısından uzakta büyük ve zengin bir “Gumniadi” kentleri vardı ki, bu kent yakın doğuda epey önemli bir ticaret merkeziydi. Barış dönemlerinde bu tür Gürcü ticaret merkezleri Yunanlı tüccarlara da hizmet verirdi.

Bu yöre yerli insanlarının savaş araçları arasında çeşit çeşit mızraklar, örgülü ve üstü öküz derisiyle kaplı kalkanlar, kemerlere asılı kamalar ve demir baltalar sayılabilir. Bu insanlar savaş sırasında ağaçtan ya da köseleden yapılmış yüz maskeleri de kullanırlardı. Vücutlarını korumak için de keten zırhları ve keçe elbiseler giyerlerdi. Kıyı boyu insanları madenciliğe önem veriyordu. Trabzon güneylerinde yaşayan Halibler’in çoğu metal işçiliği ile geçimini sağlardı. Mossinikler ise denizcilikte usta insanlardı.

Varlık bakımından sosyal eşitsizlik burada da kendini gösteriyordu. Varlıklı ailelerin çocukları ile yoksul ailelerin çocukları arasındaki fark hemen göze çarpardı. Varlıklıların çocukları özel ilgi ve bakımla büyütülürdü. Güneydoğu Karadeniz kıyı boylarında yaşayan Gürcü kökenli bu kabilelerin her birinin ayrı özerk beyleri vardı, Bu beyler halkın finansı ve koruması altında köşklerde yaşarlardı.

Bura halkı cesur, özgürlük sever, onurlu ve gururlu insanlardı. Ksenoponte onların kahramanlıklarından ve başına buyruk yaşamlarından söz eder. Ksenoponte Yunan askerleriyle Taohi köylerine yaklaştığında Taohiler ölümü göze alarak onlara şiddetle karşı koydular. Kadın erkek tüm Taohi Halkı kalelere sığınıp Yunanlılara karşı savunma savaşı verdiler. Bin bir güçlükle kaleleri elde edebilen Yunan askerleri tüyler ürpertici manzarayla karşılaştılar. Taohi kadınları önce çocuklarını, ardından da kendilerini uçurumlara savuruyorlardı. Taohi erkekleri de son çare olarak buna baş vuruyorlardı. Bu insanlar Yunanlılara köle olmaktansa ölümü yeğliyorlardı. Bu sırada ilginç bir olay oldu. Yunan askerlerinden birisi kendisini uçuruma atmaya hazırlayan bir Taoh askerinin elbisesine göz koydu, Elbisenin eteğine yapıştı. Ancak Taohi erken davrandı ve Yunanlıyı da arkasından sürükleyerek uçurumun dibini boyladı.

Yunanlılar Mossinikleri de yenilgiye uğrattıklarında kaleye sığınıp teslim olmaya yanaşmayan Mossiniki beylerini ateşe vermekle tehdit ettiler. Mossinikiler Yunan’a köle olmaktansa diri diri yanmayı yeğlediler.

Ksenoponte Karadeniz’in güney kıyı boylarındaki yerleşim birimlerini tek tek kaleme aldı. Bunlar Trapizoni, Kerasunti, Kotiora (Ordu) ve Fırat ırmağı başlarındaki köy ve kentlerdi. Bu çağlarda bu topraklar Pers otoritesinden kurtulmuş ancak kendi aralarında da sağlam birlik kuramamışlardı.

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.56, Sorun yayınları)