Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Gelişme Seyri

“Yukarıda (önceki sayfalarda, b.n.) maddesel buluntularını gördüğümüz eski çağlarda Gürcü toplumu artık toprağa bağlı yerleşik hayat yaşıyordu. Tarım ürünlerinden arpa, buğday, darı kalıntıları kazılar sırasında sıkça rastlanan bulgulardır. Aynı dönemlerde Gürcüstan’da bağcılık ve şarapçılık uğraşlarının da revaçta olduğu anlaşılmaktadır.

Bu dönemde hayvancılık da yaygındı. Koyun, inek, domuz, at, köpek başlıca evcil hayvanlardı.

El sanatları da yüksek düzeye ulaşmıştı. İyi yetişmiş ustalar bazen insanı hayrete düşürecek güzellikte eşyalar yapıyorlardı. Yukarıda sayılan el sanatlarına ek olarak yün ve keten dokuma bezleri, kilimler, abalar vb. de önemli yer tutmaktaydı. Bu çağ Gürcü insanları dört tekerlekli arabalar, faytonlar kullanıyorlardı. At koşul iki tekerlekli arabalar  da savaş sırasında kullanılıyordu. Tüm bunlar gösteriyor ki, o dönem Gürcü insanları ustalık ve beceride yüksek düzeylere çıkmış, zevk sahibi insanlardı.

Gürcüstan’da en eski mimarlık örneklerini Megalitiler oluşturur. Megaliti Yunan dilinde Büyük Taş anlamındadır. Bu yapılar harçsız, kireçsiz, büyük yontma blok taşlardan yapılıyordu. Özellikle Doğu Gürcüstan’da bu tür Megalitik kale-kent ve saray kalıntılarına çokça rastlanmaktadır. Bu bölgede ayrıca dolmenlere, menhirlere, taştan mamul blok totem heykellere ve buna benzer eşyalara da bolca rastlanmaktadır.

Bu megalitik eserlerin Gürcü dilindeki adı Tsiklopuri’dir. Bu söz bu yapıların insanlar tarafından değil de mitolojik yaratıklar tarafından, yani Tsikloplar tarafından yapıldığını ima eder. Gürcü Halkı bu eserleri, Gmirta nakveti, Devta nasahlarebi, Kva katsebi gibi adlarla adlandırmışlardır. Bunların anlamı: Gizli kahramanların evleri, Dev evleri Taş adamlardır. Bu megalitik yapılar erken pirinç dönemine ait olmalı. Pirinç Çağı döneminde Gürcüler’in ataları epey uzak ülkelerle de alışveriş yapıyorlardı. Akdeniz ülkeleri, Mezopotamya , Suriye ve Mısır gibi ülkeler bunlar arasında sayılabilir. Bu dönemde pirinçten yapılmış halka biçiminde paralar kullanılıyordu.

Bu çağlarda kırsal alan halkı arasında varlıklı kesim türemiş köle sahibi beyler, ağalar çoğalmıştır.

Demirin işlenmesinden sonra varlıklılarla yoksullar, akıllılarla aptallar, güçlülerle güçsüzleri ayrışmaya başladı. Giderek bunlar arasında uçurumlar oluştu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.43, Sorun yayınları)