Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

On altıncı yüzyılda Gürcü Halkı’nın bağımsızlık mücadelesi

On altıncı yüzyılda Gürcüstan’a komşu ülkelerdeki durum

“15. yüzyılda İranlılar Gürcüstan'dan Ermenistan topraklarını söküp aldılar. Öte yandan Gürcüler Şirvan'ı da düşmanlara kaptırdı. Bu sıralar Gürcüstan sınırlarında iki tehlikeli komşu belirmişti. Bunlar Osmanlılar ve İran'dı. 16. yüzyıl Gürcüstan'ın durumunun en ağırlaştığı yıllardı.

Osmanlılar : Gürcüstan'ın feodal beyliklere bölündüğü 15. yüzyıl sonlarında geniş topraklara sahip Müslüman bir topluluk olan Osmanlılar Gürcüstan sınırlarına dayanıp onlara komşu oldular. Bunlar doğu ile batı kültür toplulukları arasında uzun süre aşılması güç bir bariyer oluşturdular.

Osmanlı Türkleri için hiçbir koşul ülke ile barış içinde yaşamak mümkün değildi. Onlar çevredeki ülkelere sadece işgal edilip yutulacak lokma gözüyle bakıyorlardı. Türklerin geçim kaynağı yeni yeni ülkeler elde etmek, onları yağmalamak üzerine dayanıyordu. Özellikle 16. yüzyıl başlarında Osmanlı işgalci politikası Gürcüstan'a da yöneltildi. Osmanlılar’ın Gürcüstan sınırına dayanmalarının ikinci nedeni İran'a karşı yapacakları işgal seferlerinde stratejik konumu olan Gürcüstan geçit yolunu elde etmekti.

İran : 16. yüzyıl Gürcüstan'ın doğu komşusu Safevi İranı’ydı. 15. yüzyıl sonlarına doğru İran hanedanlığı Türkmen oymaklarından Erdebil Şeyhi ‘Safieddin’ soyundan gelen İsmail’in eline geçti. Bu dönem İran Hanedanlığı'nın adı ‘Sefieddin’den alınma Sefian ya da 'Safevid’ adıyla anılmaya başladı.

Şah İsmail'in askeri gücü yedi Türkmen oymağından oluşuyordu. Bu Türkmenler ‘Kızılbaş’ olarak da anılıyordu. Bunlar başlarına etrafı beyaz tülbentle sarılı kırmızı fes giyiyorlardı. Safevi Hanedanı'nın resmi devlet dini Şiilik’ti. Şiilik ve Sünnilik, Müslümanlık dininde iki ayrı mezhepti, Şiilik İranlılar’ın, Sünnilik de Osmanlılar’ın resmi diniydi.

İran'da iktidara gelen Türkmen Hanedanı geleneksel inanç politikası çizgisinde yürüdü, Şafevi Şahları İran'da Moğollar’ın mirasçıları ol­duğunu iddia ediyor, bu hesapla Gürcüstan'ın da mutlaka elde edilmesi gerçeğine inanıyorlardı.

16. yüzyıl başlarında kanlı bir Osmanlı-İran savaşı başladı. 50 yıl boyunca aralarında anlaşma sağlanamadı. Bu uzun süre boyunca ya savaş sürüyor ya da hazırlıklar yapılıyordu.

Gürcüstan, Ermenistan, Azerbaycan, Şirvan ve Irak toprakları Os­manlı-İran savaşlarının arenası haline gelmişti. Savaşçılar bu toprakları da harap ediyorlardı. En çok zarar gören ülke Gürcüstan'dı. Gürcüstan hiçbir tarafa meyletmeden ikisiyle de sa­vunma savaşları yürütüyordu.

Böylece Gürcüstan 16. yüzyıl içinde iki düşman güç arasında sıkışıp kaldı. Gelişmekte olan Avrupa kültür hareketlerine ayak uydurma olanağı bulamadı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.215, Sorun yayınları)