Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Konstantine’nin yabancı dostlar araması

“Gürcüstan'ın durumu iç kargaşa ve dış düşman baskıları altındaydı. Durumu düzeltmek için Konstantine dış bağlaşıklar aramak zorunda kaldı. 1492­1496 yılları arasında Mısır Sultanına elçiler göndererek dostluk, ittifak önerisinde bulundu. Sultan Gürcü elçilerini çok iyi karşıladı. Gürcü kıralının Mısır'a elçi göndermesi rastlantıdan ibaret değildi. Ülke bölük pörçük hale gelip zayıflamasına karşın henüz birçok doğu ülkeleri arasında eski saygınlığını yitirmemişti. Eski uluslararası anlaşmaların çoğu yürürlükteydi. Dış ülkelerden birçoğu ve özellikle Mısır öteden beri Gürcüstan'a karşı pek saygılı ve samimiydi. Gürcülere tanınan Kudüs'e at sırtında girme ayrıcalığı bu saygı ve sevgiden kaynaklanıyordu.

Hıristiyanlar için kutsal olan Kudüs kentine girebilme hakkı sadece Gürcülere tanınmıştı. Gürcüler işlemeli çullarla süslü at ve develerle, ellerindeki ulusal bayraklarla, vergi ödemeden serbestçe girebiliyorlardı. Kudüs’te bulunan Gürcü Haç Manastırına sultanın emri ile bir Arap koruyucu tayin edilmişti. Bu koruyucu görevli Gürcüstan'dan buraya ziyaret ve ibadete gelen cemaati Halep'te karşılayıp Kudüs'e kadar eşlik etmek, dönüşlerinde de güvenlik içinde limana kadar geçirmekle görevliydi.

Gürcü elçileri Kahire dönüşü Kudüs'e geldiler. Kudüs'te karşılaş­tıkları İspanya Kıraliçesi İzabel'in elçilerinden İspanya'nın Araplardan temizlendiği haberini alıp buna pek sevindiler. Gürcü elçiler İzabel'in elçisini alıp Gürcüstan'a getirdiler.

Gürcü devlet adamları Muzaffer İspanya'dan yardım alma ümidine kapıldılar. Kral Konstantine izabel'in elçisine kendi elçilerini katarak İspanya'ya gönderdi. Kral bu elçiler eliyle Papa'ya ve İzabel'e mektuplar gönderdi. Gürcü elçileri bazı gizli mesajları da ağızdan götürdüler.

Gürcü Kralı Konstantine İspanya Kraliçesi İzabel'e gönderdiği mektupta, İspanya'nın Müslüman Araplar’dan temizlendiği için pek sevindiği yazıyordu. Mektubunda: ‘Doğudaki durum bambaşkadır. Bi­zans ortadan kaldırıldı. Trabzon, Sırbia ve diğer Hıristiyan ülkeler Müslümanların eline geçti. Gürcüstan Araplar, Osmanlılar, İranlılar karşı­sında tek başına yapayalnız kaldı. Düşmanlarımızın sayısız orduları vardır. Başımızda çok büyük tehlikeler dolaşıyor. Bugüne değin düşmanlar başımıza sayısız felaketler getirdiler. Onlar bizden her defasında çekilmesi zor haraç ve vergiler istiyorlar. Savaşlarda Gürcü askerini istiyorlar. Bizi Müslümanlığa zorluyorlar. Siz İstanbul'u ellerinde tutan Osmanlılar’a karşı askeri harekete geçerseniz biz de ordumuzla saldırıya geçeriz’ diyordu.

Gürcü Kıralı’nın bu arzu ve isteği temelsiz, hayal ürününden başka bir şey değildi. İspanya Kıraliçesinin bu kadar uzak bir ülkeye savaş aç­maya ne gücü, ne de hevesi vardı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.212, Sorun yayınları)