Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Timur işgallerinden sonra Gürcüstan

İşgallerin sonuçları

“Gürcüler tarihleri boyunca pek çok işgaller, katliamlar görmüşlerdi. Ancak 14. yüzyıl sonlarındaki korkunç talihsizlik gibisi hiçbir zaman başlarına gelmemişti.

Timur işgalleri Gürcüstan’ı o derece etkiledi ki ülke yüzyıl boyunca kendini toparlayamadı. Baltadan geçirilmiş bağ ve bahçeler, harap edilmiş ekim alanlarını tekrar imar etmek barış zamanları bile zor işti. Bunun için uzun zaman, sayısız emek gerekirdi. Timur saldırı ve yıkımlarından sonra ülke 15. - 16. yüzyıllar içinde de bitmez tükenmez saldırılarla karşı karşıya geldi. Bu savaşlar sonucu Gürcüstan 15. -16. yüzyıllar boyu ıssız, insansız kalmaya mahkum edildi. Timur’dan sonra kapıya dayanan düşmanla mücadele için artık Gürcülerde mecal kalmamıştı.

Gürcüstan’ın ekonomik ve kültürel gelişim süreci

Gürcüstan’ın harap edilmesi Gürcü diline yeni deyimler getirdi. 15. yüzyıldan sonra birçok yer adı olarak şu isimler kullanılmaya başladı: Napuzari (Temel yeri), Nasahlari (Ev yeri), Nasoplari (Köy yeri), Nakalakari (Kent yeri), Natsihari (Kale yeri) vb. Bu yerlerde önceleri insanlar yaşar, çalışırdı. Şimdi buralarda ne insanlar var ne de onların el emekleri. Sadece yabani hayvanlar, çakalların yaşama yeri haline gelmişti.

Timur işgallerinden sonra tarımsal üretim sadece gerilemekle kalmadı, kalite bozuldu, türler azaldı, yozlaşma hakim oldu. Halk kültür bitkilerini yeniden ıslah etmek için uzun yıllar uğraşmak zorunda kaldı.

Böyle ağır, olumsuz koşullar içinde okuma, yazma, bilim, sanat yapmak için kimin zamanı vardı? Kim bu işlere gönül verebilirdi?

Yaşam düzeyinin gerilemesi, halkın kılıçtan geçirilmiş olması geleneksel Gürcü kültürünün yeni kuşaklara miras bırakılmasına olanak vermedi. Bu yüzden 15. yüzyıl geçmiş yüzyıllara nazaran daha yoksul ve cılız kültür düzeyini yansıtır. Ünlü Gürcü yazmacılık sanatı uzun süre susmak durumunda kaldı. Bu cehennemi koşullar içinde Gürcü Halkı doğal enerjisi ve mahareti ile tümüyle yok olmaktan kurtuldu. Kan ve can pahasına Gürcü Halkı yıkılmış kültür anıtlarını yeniden ayağa kaldırıp bunlara yenilerini eklemeyi de becerecekti. Bu felaketli yılların anısı olarak Ulumbi (Ulubat-Bursa) Gürcü kilise ve manastırı duvar yazıları ve süslü işlemelerini gösterebiliriz.

Türkmenler’le savaş ve Kıral Giorgi’nin ölümü

Timur’un ölümünden sonra mirasçıları arasında şiddetli kavgalar başladı. Gürcü Kıralı bundan yararlanarak Gürcüstan sınırları içinde kalan sembolik Tatar askerlerini sınır dışına kovdu. Ne var ki kısa süre sonra kapıya yeni bir düşman sürüsü dayandı. Bunlar Karakoyunlu oymağından Türkmenlerdi. Türkmen oymak liderleri Timur’un mirasçılarının zayıf düşmesini fırsat bilerek kendilerini Azerbaycan Şahları ilan ettiler.

Çıkan karışıklıklar Gürcüstan’a da sıçradı. Gürcüler bu savaşa zoraki sürüklenmiş oldular. Türkmenlerle Gürcüler arasında boğuşmalar başladı. Gürcü Kralı Giorgi bu savaşta yaşamını yitirdi. Gürcü askerlerinin büyük bölümü de bu savaşta imha edildi.

Kıral Konstantine

Giorgi’nin Türkmen savaşında can vermesinden sonra Gürcü tahtına onun küçük kardeşi Konstantine oturdu. Ancak onun da ömrü kısa sürdü. Ömrü trajik biçimde sona erdi.

Türkmenler Şirvan’a saldırıp işgal etmek istediler. Şirvan Beyi eski efendisi Gürcü Kralından yardım istedi. Konstantine iki bin askeriyle Şirvan’ın imdadına koştu. 1411 yılında Çalağan yöresinde kanlı çatışmalar başladı. Gürcüler pek cansiperane çarpışıyorlardı ancak zafer Türkmenler’in elinde kaldı. Gürcü Kralı Konstantine ve onun seçkin subayları Türkmenlerin eline tutsak düştüler. Gürcüler tutsaklıkları sırasında kendilerine yakışır biçimde gurur ve azametlerini korudular. Buna pek kızan Türkmen Beyi Kral Konstantine’yi kendi eliyle öldürdü. Komutanlarını ise askerlerine teslim edip ölüme göndertti.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.202, Sorun yayınları)