Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Timurleng’in Gürcüstan’a ilk saldırısı

“Timur Orta Asyalı gezginci bir obanın oymak başı idi. Topal olduğu için ona İran dilinde (Lang) adı vermişlerdi.

14. yüzyıl ikinci yarılarında Orta Asya’da Cengiz Han’ın soyundan gelenler zayıflamış, neredeyse yok olma noktasına gelmişlerdi. Timur bu durumdan yararlanıp askeri dehasını da kullanarak atağa geçti.

1360—1370 yılları arasında büyük bir ülke yarattı.

Semerkant kentini kendisine başkent yaptı ve buradan yeni topraklar elde edebilmek için askeri hareketlere girişti. Timur kısa zaman içinde İran’a kadar uzanıp oradaki İlhanlı topraklarının büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Timur’un ortaya çıkıp kısa sürede başarıdan. başarıya koşması kuzeydeki Altınordu Devleti Kağanı Toktamış’ı endişeye düşürdü. Timur’un Toktamış ülkesine karşı olası saldırıyı önlemek için kendisinin daha acele davranması gerektiğini düşündü.

1385 yılı kışında Toktamış Han askerleriyle Azerbaycan’a saldırarak Tebriz’i işgal etti. Moğol adetlerinde kaçınılmaz olduğu gibi Tebriz halkı acımasızca kılıçtan geçirildi, kent ve çevresi yağmalandı. Altınordu Moğolları sayısız ganimetlerle ülkelerine döndüler. Ülkelerine dönmekte olan bu soyguncu Moğollar geçtikleri Güney Kafkasya topraklarında önlerine gelen her şeyi çiğneyip yok ettiler. Halkı yasa boğdular.

Bu haber Timur’u öfkelendirip çileden çıkardı. Timur 1386 yılında Tebriz üzerine yürüyüp burayı işgal etti. Kuzeydeki Altınordu’ya saldırmak üzere Gürcüstan’a doğru hareket etti. Timur Gürcü halkı arasına ılımlı söylentiler yaymaya başladı: ‘Timur’un maksadı Gürcülere mal ve can zararı vermek değil, sadece İslam dinini öğretmektir’ gibi söylentilerdi bunlar. Oysa Timur’un maksadı daha değişikti. Ona göre; Toktamış Han Gürcülerle anlaşıp işbirliği yapmadan İran’a karşı saldırı gerçekleştiremezdi. Timur’un Toktamış’ın geçit yollarını kapatabilmesi için Gürcüstan’daki Kafkas geçitlerini kontrol altına alması gerekti. Öncelikle Daryal ve Derbent yollarını kapatmalıydı.

Timur adeti olduğu gibi Gürcüstan üzerine ani bir baskın düzenledi. Önce Ermenistan kalelerini ele geçirip yerle bir etti. Bu kaleler arasında Garnisi ve Karl (Kars) da vardı. Ardından Cavaheti’ye saldırdı. Ağır kış koşullarına karşın buradan Gürcüstan’ın başkenti Tbilisi’ye doğru hareket etti. Tbilisi kalesi pek sağlam tahkim edilmiş bir kaleydi. Gürcü askerleri siperlerde bekliyorlardı.

Timur Tbilisi’yi ele geçirebilmek için elinden gelen gayreti gösterdi. Kenti kuşatmaya alıp giriş-çıkışları kapattı. Özel savaş makineleri kurdurup 1386 yılında kent üzerine taş ve gülle yağdırdı. Timur, askerlerine bizzat komuta ediyordu. Tatar askerleri Gürcü oklarına karşı başlarına ağaç örme miğferler örtmüşlerdi. Kanlı çarpışmalar sonunda kent Timor’un eline geçti. Gürcü Kralı Bagrat da ailesiyle birlikte Timur'a tutsak düştü.

Gürcülerin işini bitirdikten sonra sıra Azerbaycan’a gelmişti. Burası da kolayca işgal edilip, kana, ateşe boğuldu.

Timur elinde tuttuğu Gürcü Kralına Müslüman olmasını teklif etti. Bagrat uzun uzun düşündükten sonra göstermelik de olsa evet dedi. Böylelikle bu zalimden canını, ülkesini korumayı denedi. Kral Bagrat Timura çok değerli hediyeler verdi. Bunlar arasında büyük sanat eseri zincir örme bir gömlek de vardı. Timur bu hediyeleri pek beğenip 1387 yılında yaptığı dostluk anlaşmasıyla Bagrat’ı ödüllendirdi. Onu ülkesine iade etti.

Gürcüstan 1393 yılına değin az da olsa soluklanma olanağı buldu. Bu zaman içinde Timor’un açtığı yara ve zararları gidermeye çalıştı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.196, Sorun yayınları)