Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

14.yüzyılda Gürcüstan’ın iç durumu

“Moğol egemenliğinin Gürcüstan’da ne gibi tahribata neden olduğu 1319 yılında yayınlanan kağanın fermanından açıkça belli oluyordu.

Kağan bu fermanında şöyle söylüyordu: ‘Gürcüstan’ın değişik bölgelerinde tümüyle keyfi ve yasadışı vergi ve haraç toplandı. Gürcü halkı o derece sıkıntılara düşürüldü ki halk varını yoğunu terk edip köylerinden firar etti’. Kağan bu fermanından sonra güya bu tür yasadışı. keyfi hareketleri ağır cezalarla cezalandıracağını biliyordu. Ancak boş buyruklarla ülkeyi düze çıkarmak olanaksızdı.

Toplumsal düzen

Moğol egemenliği yıllarında Gürcü Halkı’nın toplumsal düzeninde büyük değişiklikler oldu. Artık soylu Aznaurlar sınıfsal konumlarını yitirmişler, yerlerini yeni türeyen başka bir varlıklı zümreye terk etmişlerdi. Yeni türeyen varlıklı zümre 13. -14. Yüzyıllara değin görülmemiş, duyulmamış ‘Tavadi’ sınıfıydı. Tavadi Sözcüğü Gürcü dilinde (Baş adam) anlamındaydı. Tavadilerin ortaya çıkmasıyla ülke yönetiminde büyük roller oynayan Aznaurlar fonksiyonlarını yitirmişti.

Aznaurluk, ekonomik temeller üzerine kurulmuş bir kuruluştu. Artık ortada varlıklı kimse kalmadığına göre Aznaurluk da söz konusu olamazdı.

Köylülerin durumunun daha da kötüleşmesi ve sınıflar arası çatışmalar

Köylülerin durumlarının kötüleşmesi ve arazilerini terk edip başka yerlere firar etmeleri üzerine Kazan Kağan ağır cezalar içeren kanunlar çıkarmıştı. Bu kanunlar köylülerin çiftçilikten başka işlerle uğraşmasını, kaçan köylülerin yerlerine dönmelerini, kimsenin köyünü terk etmemesini içeriyordu.

Gürcü köylüsünün bir bölümü yerlerinde kalmıştı. Kaçanlar da kağan kanunundan korkarak geri dönmeye başlamışlardı.

13. - 14. Yüzyıllarda yarı özgür ırgat köylülerle sahipleri Aznaurlar arasındaki ilişkiler gerginleşti. Gerginlik giderek savaşa dönüştü. Yarı özgür köylü ırgatlar yanı sıra dağlık bölgelerde yaşayan özgür köylülerin de durumları iç açıcı değildi. Soylu Aznaurlar dağlı köylüleri de boyunduruk altına alıp yarı özgür maraba duruma sokmayı düşünüyorlardı.

Dağlı köylüler ovalı köylüler kadar sabırlı ve tahammüllü insanlar değildi. Aznaurlara karşı savaş açmaktan çekinmezlerdi. 13. Yüzyıl sonları ile 14. Yüzyıl başlarında Aznaurlarla dağlı köylüler arasında gerginlik had safhaya ulaştı. Tüm dağ ve vadi köylüleri birleşip Aznaurlara karşı saldırıya geçtiler. Önlerine gelen Aznaur ve Eristavları kılıçtan geçirdiler. Kalelerini, surlarını, saraylarını yerle bir ettiler. Mallarını, mülklerini ateşe verdiler. Onların mutlu dünyalarını başlarına yıkıp haklarını korumaya çalıştılar.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.191, Sorun yayınları)