Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Demetre 2 döneminde O-Doğu Gürcüstan’ın durumu

“Yaşı küçük olmasına karşın Demetre 2 Moğolların açtığı her savaşa katılmak zorunda kalıyordu. Bu yıllarda Moğollar özellikle Mısır sultanlarına karşı savaş veriyordu. Doğu Gürcüstan Ordusu da bu sürekli savaşlar içinde Moğollar yanında yer atıyordu.

1277 yılında İlhanlı Ordusu Mısır Ordusu karşısında hezimete uğradı. Bu hezimet sırasında birçok Gürcü askeri de canını feda etti. 3.000 Gürcü askerlerinden pek azı kurtulup yurduna, yuvasına dönebildi. 1280 yılında Suriye cephesinde girişilen savaşta da ilhanlılar Mısırlılar karşısında perişan oldular. Bu savaşa 50.000 Moğol, 30.000 Gürcü, Ermeni ve Yunan askeri katılmıştı. Bu savaş da birçok Gürcü askerinin canına, yaşamına mal oldu.

1281 yılında Amasya yakınlarında yapılan savaşta da Moğollar yenildi. Bu savaş da sayısız insanın kanına, canına mal oldu. Burada da binlerce Gürcü askeri yaşamını yitirdi. Kral Demetre 2 bu savaşta canını zor kurtarabilenler arasındaydı.

Sürekli yenilgilerle sonuçlanan İlhanlı savaşları Gürcü toplumunu fiziki ve ekonomik yok olmanın eşiğine getirmişti. Yokluk, kıtlık ülkeye hakim olmuştu. Özellikle kent merkezleri daha büyük sıkıntılara düşmüştü. Tbilisi sokakları alışık olmadığı kadar sakat ve dilencilerle dolmuştu. Soylu, varlıklı aileler bile yokluktan yakınır olmuştu.

Bu sıkıntılara bir de doğal afetler eklendi, Şiddetli yer sarsıntıları başladı. Sayısız ev, kilise, manastır, kale, köprü gibi yapılar yerle bir oldu. Yalçın kayalar bile tuz gibi dağılıp etrafa saçıldı. Topraklar yarıldı, hendekler oluştu. Zelzeleler zinciri bir ay boyunca sürüp gitti. Sayısız insan yaşamını yitirdi, birçoğu da evsiz, barksız ortada kalakaldı. Zelzelenin merkezi Samtshe bölgesiydi. Fakat onun etkisi Kartli’de de o kadar şiddetle hissedildi ki Mtsheta kilisesi bile dayanamayıp yıkıldı.

80’li yıllarda Moğollar yine ülkede sayım ve yazım işine giriştiler. Bu sayım ve yazım gösterdi ki İlhanlı egemenlik bölgelerinin büyük bölümü harabeyi dönmüştü. Bu yerler arasında Gürcüstan da bulunuyordu. En çok zarar gören kent ve köyler Kaheti ve Hereti bölgelerindeydi. Aslında Altınordulu Berka ile İlhanlıların savaş alanı olan bu yerlerde baykuş tüneği harabelerden başka dikili hiçbir şey kalmamıştı.

Soylu varlıklılarla din adamları bu sıkıntılardan etkilenmemek için türlü çareye başvuruyorlardı. Kendilerine düşen sıkıntı paylarını sıra dan halkın sırtına yüklemeye çalışıyorlardı. Bu da yetersiz kalınca Soylu feodaller çareyi yine kilise arazi ve zenginliklerini talan etmekle aradı.

Gürcü feodalleri geleneksel yaşam biçimini yavaş yavaş değiştirip Moğol modasını izlemeye koyuldu. Moğol geleneklerinden olan çok evlilik de Gürcü feodaller arasında benimsenip yaygınlaştı. Bu adet Gürcü toplumsal yaşamına çok ters düşüyordu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.183, Sorun yayınları)