Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Altınordu ile İlhanlılar arasında yeni bir savaşın başlaması ve bunun Gürcüstan’a yansıması

“1265 yılında İran İlhanlıları tahtına Hülagü yerine oğlu Abağa geçtiğinde Kuzeyli Altınordu komutanı Berka Kağan tekrar bu ülkeye saldırma kararı verdi. Berka 300.000 kadar askerle saldırıya geçmek üzereyken Abağa Kağan’a haber ulaştı. Abağa, Gürcü Kralı Davit Ulu’ya haber göndererek acele kuvvetleriyle birlikte yanına gelmesini bildirdi. Abağa Berka ordusuna karşı tüm güçlerini birleştirerek Kür Irmağı beri yakasında siperlere yerleşti. Kur Irmağı üzerindeki köprülerin tümünü de yıktırdı. Mevsim ırmakların azgın olduğu mevsimdi. Berka askerleri sudan geçemedi. Tbilisi üzerine yöneldiler. Tbilisi’deki köprülerden geçip düşmanı sırtından vurmayı düşündüler.

300.000 kişilik Berka orduları Kür, Alazani ve İvri boylarını yerle bir edip çöle çevirdiler. 0 derece ki burada uzun yıllar insan yaşamı için ortam oluşmadı. Tbilisi üzerine doğru gelen Berka Kağan aniden rahatsızlanarak öldü. Böylece Abağa Kağan ülkesi ile Doğu Gürcüstan büyük bir felaketten kurtulmuş oldular.

Bu olaydan pek korkan Abağa Kağan sınırlarını pekiştirdi. İstihkamların korunması işi Gürcü genel kurmayının sırtına yüklendi. Gürcüler bu kadar uzak ülkeyi korumak için binlerce askerini yollara dökmek zorunda kaldılar.

Birleşik orduların bir arada bulunması askerler arasında bulaşıcı, yaygın bir hastalığın çıkmasına neden oldu. Bu hastalık karın ağrısı biçiminde kendini gösteriyordu. Gürcü Kralı Davit Ulu ve oğlu Prens Giorgi de bu hastalığa kurban gitti. 1268 yılında Prens Giorgi, 1270 yılında Kral Davit Ulu gözlerini yaşama kapattılar.

Bir dereceye değin özen altında yaşayan kral ailesi bu duruma düştüğüne göre sıradan halk tabakalarının ne hale düşmüş olabileceği insanı ürpertiyor. Gürcü halkı bu ‘karın ağrısı’ hastalığına kurban edilmiş oldu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.180, Sorun yayınları)