Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Moğol akınları

Rusudan’ın tahta çıkması

Harizmliler’le mücadele

“Kral Lasa Giorgi’nin ölümü Gürcü tahtında yeniden varis sorununu gündeme getirdi. Laşa Giorgi’nin Davit adında bir oğlu vardı. Ancak Davit Laşa’nın kilise nikahı olmadan evlendiği kadından olmuştu. Zamanın Gürcü yasalarına göre Davit “Kanunsuz” varis sayılıyordu. Bu nedenle taht üzerinde hiçbir hak iddia edemeyecekti. Babası Laşa Giorgi Davit için taht varisi konusunda hiçbir vasiyet de bırakmamıştı.

Gürcü devlet büyükleri toplandı. Laşa Giorgi’nin kızkardeşi Rusudan’a taç giydirip kraliçe ilan etmeye karar verdi. Rusudan 1222 yılında tahta çıkıp kraliçe oldu. Ertesi yıl devlet büyükleri Rusudan’ı evlendirmeye karar verdiler. Buldukları damat adayı Karnukalak (Erzurum) Beyinin oğlu Muğiseddin’di. Rusudan’ın Muğiseddin’den iki çocuğu dünyaya geldi. Büyüğü kız, Tamar, küçüğü erkek Davit’ti.

1222 yılından 1225 yılına değin Gürcüler kısa çarpışmalarla üç yıl geçirdiler. Bundan sonra ise onlar için kara günler göründü.

Ülke sınırlarına Harizm adında yeni bir düşman dayandı. Harizm Orta Asya’da bir ülkenin adıydı. Moğollar bu yıllarda bu ülkeyi işgal etmişler Şah Muhammed’ i ve oğlu Celaleddin’i kaçırmışlardı.

Gürcüstan’a Harizm saldırısı

Celaleddin, babasının ölümünden sonra İran’ın büyük bir bölümünü ele geçirip oraya yerleşmişti. Burada Moğollara karşı önlemler aldı. Celaleddin Gürcü Kraliçesi Rusudan’a tehdit dolu bir mektup göndererek kendi rızasıyla, savaşmadan kendisine teslim olmasını istedi. Öte yandan çevredeki müslüman hanlara da mesajlar göndererek, Gürcü zaferlerinin sona erdirilmesi ve müslümanların eskisi gibi hür yaşamalarının sağlanması için birlik oluşturmaları çağrısında bulundu.

Celaleddin’in tehdit dolu mektubu Gürcü büyüklerince önemsenmedi. Hatta alay konusu bile edildi. Celaleddin’e alaylı, aşağılatıcı bir cevap yazıldı. Bu mektupta, “Baban Şah Muhammed senden kat kat üstün bir hükümdardı ama Moğollar karşısında hiçbir varlık gösteremedi. Sen bundan örnek almalısın. Aynı Moğollar Gürcüstan sınırlannda görüldüklerinde Gürcülerin onları nasıl püskürtüp kovduklarını unutma.”

Bu mektuptan da anlaşıldığı gibi Gürcü liderler doğu ülkelerinde dönen olayları ve genel değerlendirmeyi tam anlamıyla kavramış değillerdi. Gürcü liderler ülkelerini bekleyen tehlikeleri görmek ve sezmekten yoksun görünüyorlardı.

Garnisi Savaşı ve Dvini kentinin Harezmliler tarafından işgali

Gürcü yönetimi yine yavaş yavaş savaş hazırlığına başlamıştı. Bunu haber alan Celaleddin daha erken davranıp 1225 yılında ani bir hareketle Gürcüstan üzerine saldırdı. İlk hamlede Dvini kentini yağmaladı, kalesi “Garnisi”de kontrol altına aldı. Olan bitenden kaledeki Gürcü askerlerinin haberi bile olmamıştı. Celaleddin kale surlarına dayandı. Gürcüler yardımcı güç gelmeden savaşa girmek niye tinde görünmüyorlardı. Fakat Celaleddin buna fırsat vermedi ve kanlı çarpışmalarla kaleyi ele geçirdi.

Dvini halkı Harezmlilere boyun eğmek istemiyorlardı. Çarpışmalara devam ediyorlardı. Celaleddin askerlerini Garnisi kalesinden çekip Dvini’ye yüklenmek zorunda kaldı. Kenti tam kontrol altına alıp talan ettirdi. Sıra Gürcüstan’ın merkezine gelmişti. Harezmliler iki koldan Tbilisi üzerine saldırıp kenti ele geçirdi ve yağmaladılar.

Celaleddin’in Tbilisi kentini işgali

Celaleddin kuzeye doğru yöneldiğinde Gürcü kraliçesi Rusudan çareyi Batı Gürcüstan başkenti Kutaisi’ye kaçmakta aradı. Tbilisi kentinin korunmasını da kale komutanına emanet etti.

1225 yılı Aralık ayında Celaleddin Tbilisi’ye dayandığında Gürcü genel kurmayında tam bir karmaşa yaşanıyordu. Sorumlu bir komutan ortalarda görünmüyordu. Celaleddin sadece askeri operasyonlarla değil iç düşmanları kiralamakla da işi sağlama aldı. 1226 yılı 9 Mart günü Tbilisi kentinde yaşayan bazı hain müslümanlar Celaleddin, ordusuna rehberlik ederek kentin işgalini kolaylaştırdılar.

Harezmliler Gürcü başkentinde katliam, soygun, talan ve çapulculuğa başladı. Kadın, erkek, yaşlı, genç, yerli, yabancı, Müslüman, Hıristiyan farkı gözetmeden önlerine çıkanı kılıçtan geçirdiler. Tbilisi’de yaşayan Müslümanlar Celaleddin tarafından budalaca aldatıldıkları için pişman oldular, ağlayıp sızlanmaya, dövünüp yırtınmaya başladılar.

Tbilisi kenti Harezmilerin eline geçmesine karşın kentin kalesi “İsnis Tsihe” henüz direncini sürdürüyordu. 0 yıl Gürcüstan’da kış çok ağır geçi yordu. Celaleddin kış koşullarında sıkıntılara düştü. Gürcü genel kurmayı İsni kalesinde savunma savaşı veren askerlere emir göndererek: “Artık kaleyi korumanın hiçbir yararı ve önemi kalmadı. Orayı boşaltın” diyordu.

Kale komutanı ve askerler bu emri beğenmediler. Ancak Genel Kurmay emrine de karşı çıkmaya cesaret edemeyerek kaleyi boşalttılar. Böylece Celaleddin İsni kalesini ele geçirmiş oldu.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.162, Sorun yayınları)