Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

On ikinci yüzyıl içinde Gürcüstan’da kültürel durum

“12. yüzyılda üretim ve devlet fonksiyonlarının canlanması eski feodal çağ Gürcü kültürü temelinde yeni çiçeklenmelere olanak sağladı.

12. yüzyıl Gürcü kültürü eski çağ kültürünün yeni boyutu niteliğindeydi.

Bilimsel yazmacılık

Bu çağın Gürcü yazarları ve filozofları ünlü İoane Petritsi ve Arsen İkaltoeli’nin çalışmaları 11. yüzyılla 12. yüzyıl arasında bir geçiş köprüsü niteliğindedir. Bu filozofların bilimsel sahada verdikleri çaba çağın Gürcü halkları arasında uyum ve dayanışmanın yollarını açmış oldu. Çalışmalarına önce Bizans’taki Petritsi Gürcü manastırında başlayan ve sonra Konstantinopol’de sürdüren, en sonunda da Gürcüstan’a aktaran İoane Petritsi bu başarıda büyük pay sahibiydi. Petritsi derin bilgiye dayanan çeviri çalışmalarına özel açıklamalı ve sözlüklü ekler de ilave ederek onların kolay anlaşılır hale gelmesini sağladı.

Bu çağlarda Gürcü tarih yazmacılığı da kabuğundan sıyrılıp canlandı. Davit Ağmaşenebeli’nin ve Kraliçe Tamar’ın tarihçileri tarafından kaleme alınan yapıtlar en önemli kaynaklardır. Bu tarihçiler yalnız devletin resmi tarihini değil sosyal yaşamın değişik kesimlerinin folklorik ve kültürel zenginliklerini de betimlediler. Verdikleri yapıtlar zengin ve renkli içerikleriyle yazmacılık tekniğinin birer şaheseridir.

On ikinci yüzyılda Gürcüstan’da yabancı kültür akımları

Gürcü toplumu eski çağ Gürcü kültürünün olduğu kadar Feodal çağ, Helenistik kültür akımlarının da mirasçısıdır. Yunan dilini iyi bilip kullanabilmek Gürcü bilginlerine Yunan yapıtlarını kaynağın dan okuyup öğrenme avantajı vermiştir.

12. yüzyılın Gürcü Kültürü kendine özgü karakteristik yansımaları, doğu ile batı dünyaları kültür sentezinin yansımalarıydı. Gürcüstan bu iki ayrı dünyanın ortasındaydı. Gürcü kültürü Batı kültür etkisi yanı sıra yoğun bir İslam kültürünün de etkisini yansıtır. Çok renkli Arap ve İran kültürü Gürcü kültürü üzerinde derin izler bırakmıştır. Gürcü toplumu dinsel açıdan kendisinden uzak, ayrı kültürleri benimseyip içine sindirmeyi de bilmiştir.

Müzik ve şiir

Gürcü Toplumu pek eski tarihlerden bu yana zengin halk şiirine, pek renkli, çoksesli halk müziğine sahiptir. Gürcü halk müziği ve enstrümanları konusuna “Dabadeba” (Doğum) risalelerinde değinilmiştir. Debadeba’da Gürcü Sapsalmuni Gürcü ilahisi ile Ebani’den (Tef) söz edilmiştir. Baskıcı Hıristiyanlık dininin Asketik kilise yönetimi halkın bağrından doğan kültür kaynaklarını yasaklayıp güdüm altına alıyordu. 10. yüzyıldan sonra halk deyişleri nispeten elverişli ortama kavuştu. Bundan sonra canlılık kazanıp gün yüzüne çıkabildi. Gürcü kalemleri bu tür folklorik malzemeleri artık derleyip kağıt kalem üzerine dökme olanağına kavuştu.

11. 12. yüzyıllar içinde Gürcü ulusal yazmacılığı aşama kaydederek önem kazandı. Başlangıçta İslam yazmacılığı etkisi ile renklendirilmiş Gürcü edebiyatı yavaş yavaş kendine özgü karakter kazanma yoluna girdi. Bunu iyi yansıtan Gürcü Poezi “Vis Ramiani” (Vis ile Rami’nin aşk öyküsü) aynı adla kaleme alınan İranca manzum romandan hiç de başarısız değildir. Gürcü yazar Vis Ramiani aşk öyküsünü nesir olarak kaleme almış sonra manzum kalıplara dökülmüştü. İoane Şavreli’nin “Abdul Mesis” ve Çahruhadze’rıin “Hotbani” Gürcü kültür yaşamının parlak hüzmeleridir. Bu tür edebi yapıtları gereği kadar anlayabilmek derin bir felsefi bilgi gerektirir. Bu çağın şiir geleneğinde dizeler arasına serpiştirilmiş gizemli anlamlar bulunurdu.

Vephis Tkaosani (Arslan Postu Giymiş Sövalye)

Elimizde dönemlere ait hiçbir edebi belge kalmamış olsa bile Şota Rustaveli’nin kaleme aldığı “Vephis Tkaosani” (Kaplan Postu Giymiş Sövalye) manzum öykü Gürcü edebiyatı hakkında kesin fikir yürütmemize yeterlidir. Şota Rustaveli’nin bu eşsiz öyküsü çağının doğu ve batı dünyası için olağanüstü bir edebi yapıttır. Bu yapıt ilk dizesinden son dizesine değin büyüleyici, müzikal, derin anlamlar içeren sözlerle donanmıştır. Dizeler basit aşk romanlarındaki gibi sadece aşkı terennüm eden özler değildir. Burada yazar ve yarattığı personaj büyük ve ciddi olaylarla karşı karşıyadırlar. Şota’nın yarattığı karakterler sadece kendi mutlulukları için çırpınan basit kişiler değiller. Ulusal ve toplumsal gelişmelerin anaforunda ülke ve insanlarının mutlu geleceği için çırpınan karakterlerdir. Şota Rustaveli’nin bu eşsiz poemi üç temel öge üzerine kurulmuştur. Kadınlara karşı şövalyece sevgi, ülke için fedakarca kahramanlık, din ve ırk ayırımı yapmadan insanlar arasında kardeşçe sevgi yemini. Bu ögeler Şota Rustaveli’nin emsalsiz destanını ölümsüzlüğe ulaştırmıştır. Gürcü edebiyat dünyasında Şota’nın yapıtına eşit hiçbir yapıt bugüne değin kaleme alınmamıştır.

Sanatın başka dalları

Değişik branşların sanatsal çalışmalarına örnek olarak duvar yazıları, kabartma ve çukurtma (oyma) işlerini de katabiliriz. 11. - 12. yüzyıl mimarlık yapıları üzerine işlenen duvar yazıları, kitabeler, ornamentler günümüze değin gelebilmiştir. Ubisi, Kintsvisi, Gelati, duvar yazıları, fresk ve mozaikleri, Crutçi, Otkhtavi, Tskarostavi, Tbeti, Sahareba, Hakhuli, Ançiskhati kakma ve oyma el sanatları örnekleri, çağın Gürcü sanatçıları Beka ve Beşken Opizari’lerin el emeği şaheserleridir.

Çok sesli Gürcü müziğinin çiçeklenip zenginleşmesi kompozisyon sanatını da güncel konular arasına sokmuştu. Mistik kilise ilahilerini kaleme alanlarla bestesini yapan sanatçılar değişik kişilerdi. Eski çağların kilise ilahileri ve notaları kısmen günümüze değin gelebilmiştir.

Mimarlık alanındaki gelişmelerin o çağlardan kalma canlı tanıkları arasında İkorta, Samtavisi, Bertubani, Betania gibi örnekler sayılabilir. Onca düşman yıkım ve sökümleri nedeniyle özelliklerinden bir çok şey kaybetmiş olmalarına karşın bu yapılar günümüze değin gelebilmişlerdir. Bu yapılardaki duvar resimleri, freskler ve hat sanatı örnekleri o dönem Gürcü el sanatlarının birer sessiz tanıklarıdır.

11. - 12. yüzyıl Gürcü yapıtlarının özellikleri Avrupa ülkelerinde birkaç yüzyıl sonra ancak ulaşılabilen “Rönesans”ın fikir kaynaklarıdır.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.159, Sorun yayınları)