Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Laşa Giorgi’nin tahta çıkması

“1213 yılında Laşa Giorgi 20 yaşındayken annesi Kraliçe Tamara yaşama veda etti. Daha çocuk yaşta sayılan Kral Giorgi 4, uçsuz bucaksız bir ülkenin yönetim yükü altına girmek zorunda kaldı.

Laşa Giorgi şövalye ruhlu, özgürlük sever, yürekli bir delikanlıydı. Fakat bir kusuru vardı ki bazen bu kusur kendisi ve ülkesi için tehlikeler yaratıyordu. Bu kusur Giorgi’nin pek aceleci, sabırsız ve ısrarcı olmasıydı.

Gence Atabegi ve bazı diğer vasallara karşı savaşlar

Laşa’nın krallığı Gence Atabegi’nin itaatsizliğiyle başladı. Kral bu itaatsiz vasalını yola getirmek için saldırıya geçti. Atabeg oturduğu Gence kentini sıkı şekilde tahkim etti. Gürcü Ordusu Gence’ye dayanıp kuşatma altına aldı. Ancak kent pek sağlam korunduğu için kuşatma uzadıkça uzadı. Kral Giorgi canı dar bir adamdı, beklemeye tahammülü yoktu. Aniden komutanlara haber vermeden küçük bir birlikle merkez kuvvetlerinden ayrılıp uzaklaştı. Niyeti saldırı için zayıf bir nokta keşfetmekti. Kaledeki müslüman askerler bunu gözden kaçırmadı. Aniden dışarıya fırlayarak Giorgi’ye hücum ettiler. Bu tedbirsiz davranış her iki tarafa da ağıra mal oldu. Birçok askerin ölümüne neden oldu. Zor da olsa düşman püskürtülmüştü, ancak Kral ve Gürcü ordusu büyük tehlikelerle karşı karşıya gelmişlerdi.

Telaşa düşen Komutan İvane Atabeg ile arkadaşları Giorgi’ye ikazda bulundular. Bir daha böyle hesapsız işe kalkıştığı takdirde görevlerinden ve saraydaki senato üyeliğinden istifa edeceklerini bildirdiler. Kral Giorgi bu ikaz üzerine atından atlayarak şapkasını çıkarttı ve onlardan özür diledi.

Kent kuşatması çok uzamıştı. Atabeg daha fazla dayanamayarak teslim olmak zorunda kaldı. Gürcü kralından af dileyip yasal statüsünün devamını rica etti.

Laşa Giorgi oradan Nahçivan, Hlati (Ahlat) ve Karnukalak (Erzurum) üzerine yürüdü. Maksat bu kentlerin vasallık durumlarını kontrol etmek onlara gözdağı verip işleri sağlama almaktı.

Papanın mesajı

Laşa Giorgi bu işlerden kurtulur kurtulmaz Roma Papası’ndan bir mektup aldı. Papa Honorius mektubunda, Avrupa Hıristiyan ülkeleri kutsal Filistin topraklarından işgalci müslümanları çıkarmak için haçlı seferi düzenlemeye karar verdi. Gürcü Kıralı Giorgi Laşa’nın da bu savaşa askeriyle katılmasını istiyordu.

Giorgi bu öneriyi memnuniyetle kabul etti. Askeri hazırlıklara başladı. Fakat planlar birden suya düştü. Gürcüstan sınırlarında bugüne değin hiç görülmeyen, tanınmayan düşman askerleri beliriverdi. Bu yabancı askerler Moğollardı.

Moğollar’ın ilk görünmesi

Moğol ya da Tatar denen bu insanları Gürcüstan sınırlarına değin getiren neden Harezmliler yürüttükleri savaş olmuştu. Moğol saldırıları nedeniyle ülkesinden kaçıp saklanan Harizm Şahı Muhammed’i izleyen Moğollar gele gele Gürcüstan sınırlarına kadar dayanmışlardı. Bu öncü birliğinin bir görevi de bu yörelerden bilgi toplayıp Derbent yoluyla hükümdarları Cengiz Han’a keşif raporu ulaştırmaktı. 20.000 kişilik bu Moğol öncü birliği komutanları Cebe ve Subutay’dı.

Laşa Giorgi acele ordusunu toplayıp Moğol öncü kuvvetleri üzerine yüklendi. Moğollar kendilerine özgü bir taktikle geri çekildiler. Üzerlerine giden Gürcü askerleri pusuda yatmış bekleyen Moğol birliklerinin kucağına düştüler. 1220 yılında çıkan bu çatışmalarda Gürcüler yenildi.

Moğollar bir yıl sonra tekrar Gürcü sınırlarında göründüler. Bu kez onları yeterince kalabalık bir Gürcü ordusu karşıladı. Bunu gören Moğollar çarpışmaya girmeden geri dönüp gitti. Gürcüler bu gelişmeleri fazla önemsemediler. Sınırlarına dayanan bu insanlar haklarında onlar henüz bir şey bilmiyorlardı. Hatta isimlerini bile duymamışlardı.

Kral Laşa Giorgi 1222 yılında yaşama gözlerini kapattı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.157, Sorun yayınları)