Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Davit 2.Ağmaşenebeli

“Davit tahta çıktığında Gürcüstan’ın durumu içler acısıydı. Yoğun düşman saldırıları Doğu Gürcüstan köy ve kentlerini yerle bir etmiş, Kartli topraklarını vahşi ormana çevirmişti.

Davit işe öncelikle, düşmanlardan kaçıp dağlara, ormanlara sığınmış Gürcü Halkı’nın korkularını giderip onları yerlerine, yurtlarına geri dönmeye ikna etmekle başladı. 11. Yüzyıl sonlarına doğru akıncı Türklerin bir dereceye değin zayıf düşmeleri Davit’iıı halkı korku psikozundan kurtarmasına yardımcı oldu.

Feodallerle savaş:

Kıral Davit sonra soylu, büyük Aznaurlara yöneldi. Onlara artık Gürcüstan tahtında güçlü bir kıral bulunduğunu, bu kralın hiçbir serkeşlik ve itaatsizliğe göz yummayacağını anlattı.

İtaatsiz Aznaurlar’ın başını çekenler bu yıllarda da Kldekari Eristavları ‘Bağvaşiler’di. Bağvaşiler’in lideri Liparit Kral Davit’e karşı bir çok kez iki yüzlü işlere girişti. Liparit bir zamanlar Bagrat 4’e karşı düşmanlık yapan büyük Liparit’in torunuydu. Davit’in tarihçisinin verdiği bilgiye göre ‘Kral Davit Liparit’i yola getirmek köpeğin kuyruğunu düzeltmek ya da yengece düzgün yürümeyi öğretmek kadar zordur’ diye düşünüyordu. Davit sonunda Liparit’i yakalatıp sınır dışı etti ve Kidakari Eristavlığını kökten lağvetti.

11. Yüzyıl sonlarında Avrupalı Haçlı Orduları yakındoğu ülkelerin de birçok köy ve kenti işgal ettiler. Bu işgaller Türklerin yenilmezlik ününe leke düşürdü. Davit bu durumdan yararlanmayı bildi. Selçuklu sultanına ödemekte olduğu haraca son verdi.

Türkler’e karşı savaş

Fakat Gürcüstan’ın bazı toprakları henüz Türklerden temizlenmiş değildi. Bu topraklarda Türk orduları cirit atıyor, çapulculuklara devam ediyorlardı.

Davit ülke topraklarını düşman çizmelerinden kurtarmayı en önemli işlerden sayıyordu. Davit’in askeri azdı. Savaşta özel taktik kullanmak zorundaydı. Bu taktik de ani baskınlar biçiminde olacaktı. Küçük gruplarla düşman üzerine ani baskınlar düzenliyor onları büyük zarar lara uğraııyordu. Bu baskınlar Gürcüstan topraklarında Türk adının kökünden silinmesine değin sürdü.

Kaheti uğruna savaş

Davit’in ikinci büyük hedefi Gürcüstan topraklarının birleştirilmesiydi. Bu yıllarda Kaheti ve Tbilisi gibi önemli yurt parçaları ulusal sınırlar dışında kalıyordu. Davit işe Kaheti’den başladı. Kaheti’yi batı yönünden koruyan nokta Zadezeni kalesiydi. 1101 yılında bu kaleyi Kaheti kralının elinden aldı. Uç yıl sonra da Hereti ileri gelenleri Kahet-Hereti Kralı Ağsartan’ı yakalayarak Davit’e teslim ettiler. Böylece Kahet-Hereti bölgesi yurt topraklarına eklenmiş oldu.

Kilise reformları

Kldekari Erisiavine karşı yürüttüğü mücadele Davit’e gösterdi ki kilise, soylu Aznaurların sığındığı fesat yuvalarının başında geliyordu. Kilise yöneticileri piskoposlar bu Aznaurların soyunda gelme idiler. Bazen gizli, bazen de açıkça krala karşı Aznaurlarla birlikte tavır koyuyorlardı.

Davit kiliseyi bu parazitlerden temizlemeyi, işbaşına devletten yana olan yöneticiler seçip getirmeyi kararlaştırdı. Yunanistan’dan gelip Gürcüstan’da ıslahat çalışmaları yapan din ve bilim adamı Giorgi Mtatsmideli’nin hizmetleri Davit’in devrim çalışmalarına yardımcı olacaktı.

1103 yılında Kral Davit yurt çapında bir kilise kurultayı topladı. Bu kurultay Ruisi ve Urbnisi köylerinde toplandığı için tarihe ‘Ruis-Urbnisi Kilise Kurultayı’ olarak geçti. Bu kurultayda alınan kararda ‘Miras yoluyla kiliselere ve onun mülklerine el koyan bilgisiz, beceriksiz, gözleri zenginlik hırsı bürümüş Aznaur soyundan gelme piskoposların görevlerine son verilerek yerine halktan, iyi ahlaklı, iyi yetişmiş gerçek aydın din adamlarının seçilmesi’ karara bağlandı.

Bu karar Davit’e Aznaurların sığınma yeri haline gelen kiliselerin artık bu rolü oynayamayacağı pozisyona getirilmesi için olanak sağladı.

Çkondidel-Mtsignobartuhutsesi Makamının Kurulması

Davit yaptığı kilise ıslahatıyla yetinmedi. Kiliseyi sürekli göz hapsinde tutmak ve ona yön vermek için bir bakanlık kurma gereği duydu. Kurulan bu bakanlığa “Çkondidel-Mtsignobartuhutsesi’ (Din ve Kültür Bakanlığı) adı verildi. Mtsignobartuhutsesi Bakanlığı kıraldan sonra gelen en büyük ve önemli bakanlıktı. Bu makamı yürütecek kişi geleneksel olarak Çkondidi Piskoposu olacaktı. Kral Davit zorluk çekmeden kiliseyi kontrol altına almayı başardı.

Tblisi için savaş

Davit iç işlerini düzene koyup arkasını. sağlama aldıktan sonra askeri işlerin başına döndü. Bu sırada Gürcüstan Başkenti Tbilisi ve çevresi Türk işgali altında bulunuyordu. Davit önce buraya yöneldi.

1110 yılında Samşvilde üzerine yürüyerek burayı düşmanlardan geri aldı. Bu kale kent Tbilisi kentini güneyden koruyan önemli bir askeri ve ticaret merkeziydi. Samşvilde’yi elde etmek o derece büyük başarı sayılıyordu ki bunu gören Türkler korkup Aşağı Kartli bölgesindeki kalelerin çoğunu kendiliklerinden boşaltıp kaçtılar.

1115 yılında Davit Tbilisi doğusunda bulunan ikinci önemli Kale Kent Rustavi’yi de Türklerden temizledi.

1117 yılında Davit Hereti bölgesinin kale kenti olan “Gişi”den de düşmanları çıkardı. Aynı yıl ülkenin güneylerinde değişik Gürcü topraklarını ellerinde tutan Türklere karşı da savaşlar yürüterek onlara ağır kayıplar verdirip perişan etti.

1118 yılında Davit Ağmaşenebeli Ermenistan-Gürcüstan sının üzerinde bulunan önemli kalelerden Lore’yi düşmandan geri alıp güneylerden ülkesine saldıracak düşmanların geliş yollarını kapatmış oldu.

Askeri reformlar

Davit bu çarpışmalarla adım adım Tbilisi’ye doğru yaklaşıyordu. Tbilisi’yi kurtarmak ve bazı projeler gerçekleştirebilmek için askeri reformlar gerekti. Kralın elinin altındaki ordu eski feodal sisteme dayalı bir orduydu. Bu ordunun içinde henüz kökleri kazınmamış bölgesel Aznaurların ve diğer beylerin ırgatlarından oluşan birlikler de bulunuyordu. Aznaurlar gerektiğinde askerleriyle kırala destek veriyorlardı. Ancak bazı Aznaurlara cephede güvenmek çok safdillik ve tehlikeliydi. Ülkenin ve kralın kaderini Aznaur askerlerine terk etmek olacak iş değildi. Kıral Davit, kendi komutası altında sürekli bir nizami ordu kurmaya karar verdi.

Bu maksatla Kuzey Kafkasya’ya gitti. Orada Kıpçak oymaklarıyla anlaşıp asker satın alıp ülkesine getirdi. Kuzey Kafkasya ve güney Rusya steplerinde davar besleyen gezginci Kıpçaklar savaşçı bir toplumdu. Kıpçaklar daha önceki yıllarda da Gürcü ordusunda kiralık asker olarak hizmet görmüşlerdi. Kral Davit Ağmaşenebeli öte yandan Kıpçak Beyinin kızıyla evlenmiş, onlarla dostluk kurmuştu.

1118 Yılında Davit Kıpçaklarla kavgalı bulunan ve onlara Kafkas geçitlerinden yol vermeyen Alanları (Osetyalı)ları yola getirdi. Kalelerini ele geçirdi. Kıpçaklar’dan temin ettiği 45.000 aileyi bu geçitlerden aşırıp Gürcüstan’a getirdi. Onlara toprak ve başka mülkler dağıttı. Askerlik hizmetleri için gerekli araç, gereç ve silahlarla donattı. Yan ilkel bu Kıpçakları sıkı bir askeri eğitime tabi tuttu. İki yıl sonra Gürcüstan artık iyi yetişmiş 40.000 kişilik süvari ordusuna sahip bir ülke haline geldi. Davit’in bundan başka 5.000 kişilik bir muhafız ordusu daha vardı. Bu orduya ‘Monaspa’ (Köle Sipahiler) adı veriliyordu. Bu askerlerin görevi kral sarayını korumaktı.

Türkler’e karşı savaşın yenilenmesi

İç işlerini düzene koyup asayişi sağlayan Davit Ağmaşenebeli gücünü dış hedeflere yöneltmeye karar verdi. Kralın fikrine göre bağımsızlığın korunabilmesi için ülkeye giren yolların sürekli kontrol ve denetim altında tutulması gerekti. Bu yolların büyük bir ekonomik önemi de vardı. Dış ticaretin can damarları bu yollardı.

Davit Ağmaşenebeli 1120 yılında Şirvan’a karşı saldırıya geçti. Kahala kentini ele geçirdi. Burada yaşayan Türkler’in nefes almasına fırsat vermedi. Ardından Gürcüstan sınır boylarındaki Şirvan ve Berda’yı elerinde tutan Türklere karşı saldırıya geçti. Onları da perişan edip oralardan çıkardı. Kafkasya Türkleri sultana gidip Gürcü kralı Davit’i şikayette bulundular. Ona karşı açacakları savaşta askeri yardım istediler.

Türk sultanı Arap ve bazı öteki Müslüman ülkeleri ele geçirip yönünü Gürcüstan’a doğru çevirdi. Gürcü Kıralı Davit erken davranıp aceleyle ordusunu Didgori yaylasındaki Manglisi mevkiine sevk etti. Orada Türklere karşı ani bir saldırı gerçekleştirip onları perişan etti. Türklerin askeri gücü Davit’inkinden kat kat fazlaydı. Ancak Davit’in askeri deha ve strateji ustalığı ona zafer getirdi. Yurdunu koruma psikozunun verdiği cesaret Gürcü askerlerini başarıya ulaştırdı. Müslüman askerler kesin yenilgi ile kaçıştılar. Gürcülere sayısız ganimetler bıraktılar. 1121 yılında vuku bulan bu savaş Gürcüstan’ın doğu

ülkeleri arasında ne derece güçlü bir devlet olduğunu göstermeye yetti.

Tbilisi kentinin kurtarılması

1122 yılında Kral Davit Tbilisi kentini kuşattı. Kenti ellerinde tutan Müslümanlar karşı koymayı denediler, ancak bunu başaramadılar. Gürcüler kenti kurtardılar. İlk günkü öfke ile kral Müslümanlara ağır cezalar verdi. Ancak sonra kalbine öfke yerine merhamet hakim oldu. Kent halkına bir bildiri yayınlayarak ‘Irk, dil, din ne olursa olsun tüm yurttaşlar eşit haklara sahiptir’ dedi.

Kral Davit başkenti Kutaisi’den Tbilisi’ye taşıdı. 400 yıl boyunca yabancı boyunduruk altında inleyen tarihi Gürcü başkenti artık gerçek sahiplerine kavuşmuştu. Bu zafer Gürcüler için paha biçilmez bir zafer di. Bu zafer Davit Ağmaşenebeli’ye doğu ülkeleri arasında büyük bir ün kazandırdı.

Şirvan ve Ermenistan’dan Türkler’in kovulması

Tbilisi kentinin kaybedilmesi yakın doğu Müslümanları için hazmedilmesi kolay bir yenilgi değildi. Onlar buna yanıt teşkil edecek karşı saldırıya geçme gereğine inanıyorlardı. 1123 yılında Selçuklu Sultanı Şirvan’a karşı saldırıya geçti. Şirvan hakimi ‘Şirvan Şah’ı tutsak ederek ülkenin başkenti Şamakhi’yi ele geçirdi. Oradan Gürcü Kralı Davit’e tehdit dolu bir mektup gönderdi. Sultan bu mektubunda şunları yazı yordu: ‘Ey Dayit, ormanlarda saklanmaya çalışma. Eğer yürekli bir adamsan ovalara inip karşıma geç, benimle savaş’ diyordu. Davit bu mektubu alır almaz ordusuyla harekete geçip sultana doğru yürüdü. Bunu haber alan sultan korkuya kapılıp oradan kaçıp kurtuldu. Davit Ağmaşenebeli Şamakhi’yi kurtardığı gibi Şirvanı da işgal etti. Bunun dışında Davit, Derbent hakiminin üzerine çullanıp Şaburan kentini söküp aldı.

1123 yılında Davit Ağmaşenebeli birçok Ermeni kale-kentlerini de düşmanlardan temizledi. Aynı yıl içinde Kola (Göle), Basiani (Pasinler) üzerine yürüdü. Gürcüstan’ın tarihi güneybatı toprakları olan buralardaki işgalci Türkleri söküp attı.

Sıra Ermenistan’ın eski başkenti Ani’ye gelmişti. Ani Gürcüstan’a vergi ödeyen yasal bir kentti. Fakat onun Müslüman yöneticileri iki yüzlülük edip Hıristiyanları tedirgin ediyorlardı. Anili Ermeni liderler Kral Davit’e ilgisizlikten dolayı sitem ediyorlardı.

1123 yılı 20 ağustos günü Davit ordusuyla Ani’ye girdi. Bu zaferin büyük önemi vardı. Bu kale kent güneyden Gürcüstan’a doğru uzanan yol üzerinde nöbetçilik edip düşmanların önünü kapıyordu. Ayrıca güney ülkelerine uzanan yol üzerinde önemli bir ticaret merkezi durumundaydı. Davit’in Ani’yi kurtarması Ermeniler için pek sevindirici oldu. Ermeniler artık Müslümanlara köle olmaktan kurtulacaklar, özgür yaşama kavuşacaklardı. Davit bu kent yönetimini doğrudan doğruya kendi eline aldı, Kentin başına adamlarından güvenilir bir kişiyi vali tayin etti. Kalelerine de Meshi Gürcülerinden askerler yerleştirdi.

Davit’in daha birçok güzel planı bulunuyordu. Ancak bunların tümünü gerçekleştirmek için ne yazık ki ömrü yetmedi. 24 Ocak 1125 yılında kısa bir rahatsızlık sonunda yaşama veda etti.

Kral Davit’in kişiliği

Gürcü kralları arasında Davit Ağmaşenebeli en önemli kişiliğe sahip bir devlet adamıydı. Gürcüstan ülke bütünlüğünü sağlayan bir liderdi. Ülkesinin kültürel ve ekonomik yükselmesi için çırpınan da buydu. Davit, zamanının koşulları içinde en yüksek kültür sahibi, aydın bir kişiydi. Gürcü yazınını derinden tanırdı. Komşu ülkelerden Arapların, İranlılar’ın dillerini de gramatik ve akademik düzeyde bilirdi. Çözümü zor konularda Davit, Arap ve İranlı bilginlerle kendi dilleriyle münazaralar, müzakereler yapabilirdi. Gökbilimi (Astronomi) Davit’in merak sahasına giren bilim dallarından biriydi. Davit’in en sevdiği konulardan biri de tarih bilimiydi. Savaşlar sırasında, seferlerde yanından eksik etmediği zengin bir kütüphanesi vardı. Davit’in özel tarihçisi hatıraları arasında şunlara yer veriyordu:

‘Savaşlardan birinde bir ara Davit o derece kendini kitap okumaya vermişti ki tepesine dikilen düşmanların bile zor farkına vardı.’

Davit çağının en büyük düş arasında sayılabilirdi. 0, rahiplerin anlattığı birçok şeyin boş laflar olduğunu söylüyordu. Bu nedenle Davit’in düşmanları çoktu. Düşmanları onu öldürmek için birçok kez girişimlerde bulundularsa da bunu başaramadılar.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.141, Sorun yayınları)