Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ekonomik açıdan beyliklerin birleşme zorunluluğu

“9. 10. yüzyıllarda Gürcüstan toprakları genişleyip ekonomik yön den zenginleşti. 8. yüzyıl ilk yanlarında Murvan dönemi Arap saldırıları sonucu nüfus epey azalıp ekonomi felce uğradı. Ancak Gürcü halkı iki yüz yıllık esaret sonunda tekrar toparlanıp üretimi geliştirmeyi başardı. Hala Arap boyunduruğu altında yaşayan sınır bölgelerde ise kalkınma çok ağır tempo ile yürüyordu. Gürcü toplumunun kültürlü, deneyimli, yaşama bağlı, özgürlük sever bir yapıya sahip olması kenar bölge ekonomisinin de gelişip büyümesine, canlanmasına ortam hazırlıyordu. Bura halkı bir yandan yaşam savaşı verirken öte yandan sık sık kapıya dayanan işgalci düşmanlarla savaşmak durumunda kalıyordu. 9. - 10 Yüzyıllarda, özellikle 10. Yüzyıl ikinci yarısında Buğa Turki zamanındaki gibi yıkıcı saldırılar artık azalmıştı. Savaşlar biçim değiştirmiş, küçük atlı grupların ani baskınları gibi şekil almıştı. Bu küçük grup çarpışmaları bir günden fazla sürmezdi. Ülkeye ani baskın yapan atlı akıncılar sıkı bir savunma gücüne çarpıyorlardı. 9. yüzyıl sonları ile 10. yüzyıl boyunca süren bu tür bölük pörçük saldırılar halkın iş gücüne ve kalkınma seyrine engel olamıyordu.

9. yüzyıl içinde Kaheti, Tao-Klarceti, Aphazeti beylikleri gelişip büyüdüler. 9. yüzyıl başlarında Kahetililerle bir barış anlaşması imzaladılar. Bu anlaşmaya göre, Kahetililer Araplara her yıl 3000 kısrak, 20.000 koyun vermeyi taahhüt ediyorlardı. Bu rakamlar o yıllarda Kahetililerin hayvancılıkta ne derece ileride olduğunu göstermektedir. Kahetililer o bölgeye özgü iyi cins koyun yetiştirmekle ünlü idi. Bugünkü ‘Tuşetya’ koyunu o yılların Kahetya koyunu cinsinden gelmektedir. Bugün Kaheti topraklarının her köşesinde rastlanan arkeolojik kalıntılar geçmişteki Kaheti’nin birer zenginlik tanıklarıdır.

9. 10. yüzyıllarda düşman yıkımlarından en iyi korunabilmiş bölgelerin başında Abhazeti geliyordu. Dış düşmanlar artık bu topraklarda yaşayan insanların gelişip çoğalmasına engel olamıyorlardı. 10. Yüzyıl başlarında Abhaz Kıralı Giorgi tarafından onarılıp yenileştirilen ‘Martvili’deki Çkondidi Manastırı, yine Abhaz Kıralı Leoni tarafından 10. yüzyıl ortalarında inşa edilen büyük Mokvi Kilisesi o dönemin maddesel kültür anıtları arasında sayılabilir.

Bu dönemde Tao-Klarceıi (Erzurum-Artvin) zenginliği ile Abhazeti’yi geride bırakıyordu. Bu bölgenin yerli Gürcü oymaklarından Meshiler tarımcılık sahasında yüzyıllar boyunca büyük şöhret yapmışlardı. Meshi, Tao-Klarceti, Şavşi gibi Gürcü oymakları o derece çok buğday üretiyorlardı ki ürünleri iç gereksinimi karşıladıktan başka dış piyasaya da  sürülüyordu. Bu Gürcü oymaklar bağcılık, şarapçılık ve hayvancılıkta da rakipsizdiler. Oşhi, Bana ve Khahuli artitektürel kalıntılar, o çağların Tao-Klarceti Beyliğinin kültürel gelişmişliği ve zenginliğinin canlı delilleridir.

Bu eserlerin vücuda getirilmesinin neye mal olduğunu Oşhi Kilisesinin duvarına kazılan kitabeden anlıyoruz. Bu kitabede gördüğümüz gibi ‘Usta, amele, malzeme, kira, nakliyat masrafı yılda 20.000 Drahmaya ulaşıyordu. 0 zaman ki Drahma para birimi 20.25 altın kuruş karşılığı gümüş para idi. 0 çağlarda bu paranın ne derece büyük para olduğunu unutmamalıyız. Para dışında bu inşaatta çalışan işçiler için 5000 kova şarap, 250 çuval (yak. 10 ton) buğday unu harcanmıştı. Oşhi Kilisesi inşaatında günlük 70 yapı ustası, 30 çift koşulu öküz, 30 katır ve diğer yük hayvanları kullanılmıştır.

Nüfusun artması üretimin çoğalması, sosyal ilişkilerin gelişmesi değişik Gürcü bölgelerinin birbirine yaklaşmasını gerekli kılıyordu. Her bölgenin kendine özgü ürünü bulunuyordu. Kimi yöreler kap kacak ustalığı, kimi yöreler kumaş dokumacılığı, kimi yöreler madeni silah yapımcılığı, kimi yöreler de yapı malzemeleri üretimi ile ileri gitmişlerdi. Dağ yöresi insanları ürettiklerini ova pazarlarına götürüyor, oradan ekmeklik buğday, şarap gibi gereksinimlerle takas edip köyleri ne dönüyorlardı. Hayvancılık uğraşısı piyasalarda canlanmaya olanak sağlıyordu. Yazlık, kışlık meralar birbirinden uzak değişik yörelerdeydi. Bu dönem edebiyatından ‘Azize Nino’nun Yaşamı’ adlı yapıta Cavaheti yaylalarında Aragvili çobanların sürülerini nasıl otlattıkları anlatılmaktadır. Tüm bu gelişmeler Gürcüstan’ın değişik bölgelerinde yaşayan oymakların birbirine yaklaşma ve kaynaşmalarını zorunlu kılıyordu.

Bu dönemlerde Gürcüler arasında dış ülkelerle ticaret de gelişme göstermişti. Bizans kaynaklarına göre, ‘10. yüzyılın ilk yarılarında Klarceti Beyliğinin Başkenti ‘Artanuci’ pek güzel donanmış, büyük bir kentti. Bu kente Trabizoni’den, İberia’dan (Kartli) Abazgia’dan, Ermenistan’dan ve Suriye’den ticaret kervanları gelmekte, Artanuci tüccarları bu mallardan çok kâr yapmaktadır. Klarceti büyük ve zengin bir ülkedir. Burası İberia’ya, Abazgia’ya ve Meshetiya’ya ayrılan yolların kavşağıydı.’

10. Yüzyılda Tao-Klarceti’de basılan Gürcü madeni paralarının Rusya ve Baltık ülkelerinin kıyı boylarında bile görülmesi o dönem Gürcüstan’ın ne kadar uzak ülkelerle ve kimlerle ticaret yaptığını açıkça göstermektedir.

Ülkenin birçok küçük beyliklere bölünmüş olması iç ve dış ilişkilerin gelişmesine engel oluyordu. Her beyliğin ayrı sınırları, ayrı gümrük örgütleri vardı. Gürcü tüccarlar, üretici köylüler, sanatkarlar, mallarını diğer beylik sınırlarından geçirirken ayrı ayrı gümrük vergisi ödemek zorunda kalıyorlardı. Hayvancılıkla uğraşan ve sürekli yazlık, kışlık meralarda seyir halinde bulunan sürü sahipleri de bölgeden bölgeye geçerken gümrük masraflarıyla karşılaşıyorlardı.

Bu zorluklar nedeniyle ayrı ayrı bağımsız Gürcü Beylikleri halkın yakınmalarına, memnuniyetsizliğine neden oluyordu. Artık bu beyliklerin birleştirilip tek ülke, tek yönetim çatısı altında toplanması zamanı gelmiş, geçmişti. Tek elden idare edilecek Gürcüstan hem dış ve iç düşmanlara karşı güçlü olacak, hem ülkede yasa hakimiyeti sağlayacaktı."

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.122, Sorun yayınları)