Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Yedinci yüzyılın ilk yarısında Gürcüler

Heraklius’un İranlılar’a karşı savaşı

“7. Yüzyıl başlarında Roma İmparatoru Heraklius İran devletini yok olmanın eşiğine getirdi. Bu savaşta Heraklius’un en güçlü bağlaşığı Kartlililer'di.

Egrisililer ve Abazgiler de Roma tarafını destekliyorlardı. Gürcüler bu savaş sırasında kendilerini bağımsız sayıyorlardı. Keizar Herakle’ye 4. savaş planları üzerinde düşünce ve öneriler bildiriyorlardı. Söz dinletemezlerse savaşa katılmaktan vazgeçiyorlardı.

Heraklius bu savaşta Hazarlar’dan da yardım istedi, Hazarlar da büyük bir ordu ile Roma’nın yardımına koşmuşlardı.

Tbilisi kentinin Bizanslılar tarafından kurtarılması

Bu yıllarda Kartli’nin bir parçası olan Sapitiahşo henüz İranlılar’ın etki alanında bulunuyordu. Tbilisi kentinde de İran garnizonları oturuyordu. Bizans ve Hazar güçleri Tbilisi kentini kuşattılar. Çok çaba harcamalarına karşın onu elde edemediler. Kalede bulunan Gürcü ve İran askerleri İmparator Herakle ve Hazar hakanını alaya

alan hareketlerde bulundular. Surların üzerine çıkan Gürcü ve İran askerleri Bizanslılara seslenip ‘imparatorunuzun sakalı keçininkine, ensesi de tekeninkine benziyor’ gibi laflar söylediler. Hazarlara da seslenen Gürcü ve İran askerleri üzerinde gülünç karikatür çizilmiş kocaman bir kabak göstererek: ‘İşte sizin Cibğu Hakanınız’ dediler. Keizar ve Hakan bu alaylı sözlere pek öfkelendiler fakat ellerinden bir şey gelmedi. Romalılar ve Hazarlar Tbilisi kalesi kuşatmasını kaldırıp orayı terk etmek zorunda kaldılar. 627 yılında Bizanslılar (Romalılar) İran’ı hak ettikten sonra Hazarlar yeniden Tbilisi kalesini kuşatarak iki aylık zorlu çarpışmalardan sonra onu almayı başardılar.

Hazarlar Tbilisi kentini yerle bir ettiler. İnsanları kılıçtan geçirdiler. Tüm Gürcü zenginliklerini toplayıp götürdüler. Zamanın Albanyalı tarihçinin yazdıklarına göre: ‘Büyük ticaret kentini ele geçiren Hazarlar kenti soyup soğana çevirdiler. Hazar askerleri altın, gümüş, inci yakut gibi değerli hazineleri Hakanın önüne götürüp tepeler gibi yığdılar. Bu hazineleri faltaşı gibi açılmış gözlerle seyreden Hakan’ın gözlerinin suyu kurudu. Görüldüğü gibi Tbilisi kenti 7. Yüzyıl içinde zengin bir ticaret merkeziydi.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.111, Sorun yayınları)