Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Fildişi taraktan hamam tasına

“Phrygler’in ne amaçla kullandıklarını tam anlamıyla bilmiyoruz ama kazılardan sonra çıkan göbekli taşlar Osmanlı hamamlarında kullanılan hamam taslarının atası olabilir.Sadece o değil… Phrygli ustaların elinden çıkan metal,ahşap ve pişmiş toprak pek çok eser,sanata yatkın bu ulusun yaratıcılığını da günümüze taşıyor.Bu yaratıcılığın en belirgin eserlerinden biri de fibulalar… Fibula bir Phryg buluşu değil ama tunçtan yapılmış, elbise ya da kemer tutturmaya yarayan bu basit çengelli iğne modasını Anadolu’ya Phrygler’in yerleştirdiği biliniyor.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin salonları Phryg kazılarından çıkan göbekli kaslar, kazanlar, kepçeler, testiler, kemerler, fibulalar, ahşap masalar, sehpalar, resimlerle bezeli testiler ve duvar kaplamaları ile dolu…

Phrygli sanatçılar eserlerinde çok çeşitli malzeme kullanıyordu. Taş ve ahşap oymacılığından çakıltaşı taban mozaiklerine, madeni eşyalardan pişmiş toprak mimari kaplama levhaları ve çanak çömleğe sanat eserleri üzerindeki geometrik motiflerden oluşan bezemeler tamamen Phrygler’e özgü bir uygulama. Sanat eserlerinde insan figürlerine ise çok ender rastlanıyor.

Tarih kitapları sadece el sanatları değil, Phrygler’in müzik ve dansta da üstün bir performans sergilediğini yazıyor. Athenaeus, ‘… Phrygia usulü flüt çalmayı onlar keşfetmiş ve onlar kullanmış. Bu nedenle, Yunanlar arasında flütçülere Phrygialı isimler verilir’ diyor ve devam ediyor: ‘… Phrygialı kızların, davullarla, kükremelerle ve iki ellerindeki bronz zillerle hareket ederek gürültülü bir şekilde tanrıçalarına ayin düzenlediklerini işitmiştim…’

Gordion Müzesi’nin vitrinini süsleyen bir çömlek parçası üzerine boya ile yapılmış halay çeken kızlar, Boğazköy’de bulunan, çifte flüt ve lir çalan iki müzisyenin eşlik ettiği Ana Tanrıça Matar heykeli ve Gordion’da Helenistik tabakada ele geçen kemik flütler, müzik ve dansın Phryg yaşamında oynadığı rolü yansıtıyor.

Mimari ise Phryg sanatının en erken gelişmeye başlayan dallarının başında geliyor. İlk örnekleri Hitit İmparatorluk çağında Orta Anadolu’da çıkan kaya mimarlığı, Phryg mimarlığının da özünü oluşturuyor. Taşı kolaylıkla biçimlendiren sanatçılar, mimarideki başarıyı kabartma ve heykel sanatında da göstermişlerdi. Kayaya oyulmuş kült anıtları ve mezarların cephesindeki geometrik ve bitkisel motifler, aslan, sfenks kabartmaları, ele geçen tanrıça heykelleri ve yapıları süsleyen aslan,boğa, at, sfenks gibi hayvan ve karışık yaratık kabartmalarıyla bezeli ortostatlar, Phryg heykel sanatının ulaştığı başarıyı açık olarak gösteriyor.

Phrygler zengin orman kaynaklarına sahipti. Kazılardan çıkan ahşap masa, sehpa, iskemlelerde çividen eser yok! Geçme olarak birbirine ustaca tutturulmuş mobilyaların geometrik bezemeli oyma ve kakmalarla süslendiği gözleniyor. Hayvancılık yapan, üstelik sanatla bu denli iç içe olan bir ulusun dokumacılıkla uğraşmaması düşünülemez elbet.

Ancak yün ve moherin yanı sıra keten ve kenevirden yapılmış dokumalardan günümüze az sayıda örnek ulaşabildi.

Anadolu topraklarının zengin madenlerinden Phrygler de payını almış görünüyor. Maden sanatının en dikkat çeken ürünleri tunçtandı. Göbekli tasları, kazanları, kepçeleri, testileri, kemerleri ve fibulaları sadece kendileri değil, zengin Yakındoğu saraylarında Asur, Urartu, Geç Hitit soyluları da kullanıyordu. Kazılarda ortaya çıkan makara kulp eklentili kaseler ise tamamen Phryg buluşuydu. Kazılarda ele geçen makara kulplu testiler ya da süzgeçli akıtıcısı olan bira kapları ise yaratıcılıklarının gücü hakkında fikir veriyor.”

Doç Dr. Taciser Tüfekçi Sivas

(National Geography, Ocak 2008)