Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Matar hakkında neler biliniyor?

“En bilinenleriyle Ankyra (Ankara), Gordion ve Hattuşa’da ‘evi’ içinde betimlenen resimlerinde Matar bir Hititli gibi giyinir. Ayaklarına dek inen pilili bir fistan ve onun üzerinde, genelde başa geçirilmiş, bir ucu kemere sokulu uzun bir çarşaf vardır; başında da tanrısallığın simgesi silindirik başlık (polos) taşır. Elindeki sunu kabı özgün de olsa; nar, Karkamış Kubabası’nın tanrısal belirteçlerindendir. En yaygın kullanılan alıcı kuş ise, Geç Hitit döneminde Kubaba adının resim yazısındaki ideogramıdır, belli ki İonialılar’la eş zamanda Fenike kökenli çizgisel yazı kullanan Phrygler, o ideogramı tanrıçalarının eline aktarmıştır. Bu nedenle Kubeleya adının da önceki Kubaba’dan aktarılması şaşırtıcı değildir. Helen ve ardıllarında en yayagın belirteç olarak gelenekselleşen aslanın bir Ankyra kabartmasındaki güneş kursu taşıyan bir aslanadam değişiğinde resimlenişi de şaşırtmaz. Bu karışık yaratık resmiyle Geç Hitit Dönemi, en geç İ.Ö. 7.yüzyıl başlarında Phryg dünyasına salt resim biçimiyle değil düşüncesiyle de egemendir ve olasılıkla sanatçısıyla da bu yeni beylerin hizmetindedir. Aslankaya Kaya Anıtı ya da Kalehisar Basamaklı Kaya Sunağı’ndaki aslan da ancak Geç Hitit Kubabası aslanıyla ilişkilendirilir. Ve bu güç simgesi, Phryg Anası’nın Anadolu’nun tarih öncesine uzanan köklerine işaret eder.

O tüm tanrıların anası olarak farklı adlarda birçok tanrıçaya bölünmüştü. Kubaba bunlardan biridir. İ.Ö. 2. bin yıl başlarında en büyük saygıyı Kubaba adıyla gördüğü dağların kenti Karkamış onun kentidir. Sipylene de tanrıçanın  geç dönemlerde erken zamanları yansıtan takma adlarından biriydi. Çünkü Sipylos Dağı’nın Akpınar kaya duvarındaki resmi Hitit işidir. Sonunda Anatanrıça ile Dağ birlikteliği Phryg dilinde Kubeleya’nın dağ anlamıyla tanrıçaya sıfat olmuş, ona Matar Kubeleya, ‘Dağ’ın Anası’ denmişti. Dağlar Phryg Anası’nın yurdu, kayalara oyulu önyüzler onun eviydi, tapınağıydı. Phrygler de onun varlığını dağın ve kayaların gücünde algılar, önyüzlerle tanrıçalarının evine kapılar açtıklarını düşünürler ki bu soyut algılama biçimi Aslankaya Kaya Anıtı’nda ardına dek açılarak derin mihrabın yan duvarlarına dayanan kapı kanatlarıyla somutlaşır. Phrygialı kaya önyüzleri içine çoğunlukla Ana’nın resmini işleme gereği duymaz; tıpkı çağdaşı, Urartuların duymadığı gibi.”

(Prof. Dr. Fahri Işık, Arkeo Atlas dergisi, sayı 5, 2006)