Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Yıldızlar...

“ Güneş Kıralı, sırma saçlı bir kızla evlenir. Ay Kıralı ise sırma saçlı birini bulamadığından, gümüş renginde saçları olan bir kızla evlenir. Her iki çiftin de çok sayıda çocukları olur. Sayıları o derece artıp, artık yer bulmakta zorlandıklarından, herkesin kendi öz çocuklarını yemesi konusunda bir anlaşmaya varırlar. Füneş kıralı’nın kendi çocuklarını yemesinin ardından, karısı bu olaydan duyduğu acı ve kederden ölür. Bunun üzerine Ay Kıralı çocuklarını yemez. Güneş Kıralı buna çok sinirlenir ve o gün bu gündür, yakalayıp yemek için Ay Kıralı’nı ve çocuklarını kovalar. Ancak Güneş Kıralı, kendi çocuklarından üçünü yememiştr, bunlar kızlarının en güzelleridir. Bu kızlar bazen gündüzleri göklerde uçar ve aşağıdaki insanların üstüne gök taşları fırlatır. Anne Dünya, oğulları arasındaki bu düşmanlıktan dolayı duyduğu kızgınlıktan, Ay Kıralı’nın kendisini gündüzleri görmesini bayaklar. Ay Kıralı’nın hâlâ  yeni çocukları olmaktadır ve bazen de birini aşağıya dünyaya fırlatmaktadır. Düşen bu çocuklar ise derhal ölür ve birer midyeye dönüşür. Ay Kıralı’nın bereketini azaltmak için, Čarana kuşu onu gagalar ve her ay yüzünden ve vücudundan büyükçe bir parça koparır. Ancak koparılan bu parça hep yeniden yerine gelir.193

Zanko’ya göre yıldızlar, ölümlü insanların gökyüzüne yansıtılan yaşam imgeleridir (signe, auréole) Bunlar, yeni bin insan dünyaya gelince gök yüzünde görünmee başlar, ölünceye de kayıp giderler.”

193 Wlislocki, Inneres Leben (İç Dünya), s. 67. 
      Wlislocki, Volkdichtungen(Halk yazını), s. 180

(Hermann Berger, Çingenelerin Mitolojisi)