Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Yılan kimdir?
“Büyük Çingene dostu Arşidük Joseph’e göre yılan, Kuzey Almanya’daki Çingenelerce kutsal bir hayvan olarak kabul edilir ve ondan çekinilir. Yılanla karşılaşan kişi, uzun ve sağlıklı bir yaşama kavuşur.189 Yeniçağa ait Çingene gelenekleri arasında, gerçek anlamda bir yılan kültünün varlığı saptanamamıştır, ancak Zanko’ya göre (bkz. B.Çingenelerin Mitolojisi), Kalderašlar Çingene Kavmi tanrısal yılan (Sherkano) biçimindeki söylensel varlığı tanımaktadır. Tanrı onu, insanın (yılanla karşılaştığında) gücünü sınamak amacıyla evrenin yaratılışı sırasında yaratmıştır. Kalderašlar hâlâ ilkbaharda yılan günü diye bilinen tanrısal ‘serpent’ gününü kutlar. O, hava şartlarına hükmeden bir tanrının özelliklerini taşımakta ve yıldırım ve gök gürültüsünü üretmektedir.190 Kalderašlara ait aşağıdaki öykü de yine salt söylensel bir özelliğe sahiptir.

Potro henüz bebekken, annesi Stoika’nın kendisini emzirdiği bir sırada göğüslerini ısırarak parçalaması üzerine, annesi tarafından, yirmi yaşına bastığında ‘yüz yaşındaki yılan’ tarafından yutulsun ve karnında kırk gün geçirsin diye lanetlenir. Yirmi yaşına basmasıyla birlikte, ormana yılanın yanına gider. Yılan onu ayaklarından başlayarak yutmaya koyulur ve yalnız başı dışarıda kalır. Kırk gün sonra, ava çıkmış olan Potro’nun büyükbabası yoldan geçerken onları görür ve yılanın karınını yararak Potro’yu kurtarır. Çingenelerin mahkemesi (kris), anneyi bir atın kuyruğuna bağlanarak, ölünceye kadar sürüklenmeye mahkum eder. Vücudundan geriye bir tek başı kalmasına rağmen, gözleri günümüzde de sonsuza kadar açıktır. Mahkemenin öngördüğü üzere hak ettiği cezayı çekerek, geriye yalnız gözleri kalmış ve olan biteni sonuna kadar bizzat izlemek zorunda kalmıştı.191

Bu öyküdeki en önemli motifler, Romanya’daki Çingenelere ait bir masalda açık seçik bir biçimde belirmektedir. Fakir düşmüş bir Ulah asilzadesi., açlık çeken çocukları için bir öküz çalar ve bunun karşılığında hizmet etmek üzere, öküzünü çaldığı adamın emrine bir oğlunu yedi yıllığına kiraya verir. Eve dönüş yoluna çıkan oğul, ormanda bir yılana rastlar. Yılanın ağzında dokuz yıldır bir geyik takılı durmaktadır ve boynuzlarından dolayı geyiği bir türlü yutamamaktadır. Oğul boynuzu parçalar ve gerçekte büyülenmiş bir prens olan yılan, kendisini bir ipin ucunda babasının yanına götürmesini ister ve o da ona yüklüce bir ödül verir.192 Tüm-Tohumlar-Ağacı’nın köklerini ağzında tutan yılan (Ağaç Kültü) büyük önem taşımaktadır; aynı biçimde Suyolak adındaki devi kayaya bağlı tutan da, toprağın derinlemesinden (derinlerinden, b.n.) gelen bir yılandır; bir Nivašiyle birlikte olduktan sonra, karınlarında kadın Büyücüleri taşıyan yılanlar da önemlidir.”

189 EMU IV (1895), s. 51.
190 Bkz. Wlislocki, Volksglaube (Halk İnancı), s.64 ve W. R. Halliday, JGLS üçüncü seri, 1, s.178, Zanko, s. 27, 50. Ancak ayrıntılı 
      bir biçimde anlatılan “Epop
ée du serpent” (Yılan Destanı) (s 127-160) açıkça görüldüğü gibi bir masaldan kaynaklanmaktadır.  
      Bkz. Aame-Thompson, The Types of the Folktale (Halk Öyküsü Türleri), no. 303.
191 Sanko, s. 110-114.
192 Constantinescu, Probe di limba si di literatura tiganilor (Bükreş, 1870), s.87, Aichele, Zigeunermärchen (Çingene Masalları), 
      no. 18.

(Hermann Berger, Çingenelerin Mitolojisi)