Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Firavun

“Çingenelerin kökenini, İsrailoğulları’nın Kızıldeniz’i geçişi (Musa 2,14) sırasında yok olmaktan kurtulan Mısırlılar’a dayandıran Firavun Efsanesi, farklı çeşitlemeleriyle Doğu Avrupa’daki bütün Çingene kavimlerinde mevcuttur, dolayısıyla da pagan dinlerinden gelen mirasın yanı sıra, Çingenelerin en eski ortak sözlü geleneklerinin arasında sayılmalıdır. Çingeneleri Kutsal Aile ile ilintilendiren tıpkı diğer çok daha yeni hikayeler gibi, bu efsane de Çingenelerin Mısır’la bağlantılı adlarını ve yazgılarını İncil kökenli sözlü geleneklerle açıklamaya çalışmaktadır.

Zanko’nun (bkz. B.Çingenelerin Mitolojisi) oldukça ayrıntılı olan Fransızca aktarımını kısaca özetleyecek olursak: Birinci Dünya’da, Pharavono Pharavunure Çingene kavminin lideriydi ve tıpkı Sunto Abraham (Aziz İbrahim), Sunto Moïshel (Aziz Musa), Sunto Cretchuno (Aziz Yusuf) ve Sunto Yacchof (Aziz Yakup) gibi Suuntselerden biri, yani vaktiyle yalnız Çingenelerden oluşan insanlığın büyük atalarından biriydi. Pharavono büyük güç kazanmış ve Horachai adıyla anılan (“Turco-Juifs et Chrétiens (Türk Yahudileri ve Hıristiyanları) Sinpetra kumandasındaki diğer kavimlere savaş açarak, Porsaïda’yı yani o günkü dünyanın, daha doğrusu Kutsal Topraklar’ın merkezini ellerinden almak istiyordu. Taraflar Duneira’nın iki kıyısında karşı karşıya geldiklerinde, Pharavono karşıya geçip geçemeyeceğini görmek için bir ok atar. Ancak Duneria çok geniştir. Bunun üzerine, düşmanı Sinpetra’nın, Tanrı’nın bizzat kendisi olduğundan habersiz, Tanrı’ya (Phuro Del) şu sözlerle yakarır:

“Par le pouvoir du Del pour moi! Par la force du Del pour mes chevaux!” (Tanrım, atlarıma güç ve bana da bu işin üstesinden gelebilme gücü ver).

Ardından, Pharavono hiçbir engelle karşılaşmadan Duneria’yı geçer, Sinpetra ise adamlarıyla Tuz Denizi’ni geçerek geri çekilir. Pharavono Tuz denizi’nin kıyısına ulaşınca Tanrı’ya bir kez daha yalvarıp yakarır, fakat bu kez sözlerinde kibir ve gurur vardır:

“Par mon pouvoir à moi et par la force de mes bêtes!” (Tanrım, kendi gücümle ve atlarımın gücüyle bu işin üstesinden geleyim.)

Sinpetra ona denizin içinden bir geçit açar ve Pharavono geçide girince Sinpetra kollarını kavuşturup, ansızın büyük bir fırtına kopararak (denizin içindeki) geçit dalgaların altında kapanıverir ve Pharavunureleri yutar. Dalgaların arasından Pharavono, Sinpetra’nın yanı başında bir mağarada duran taştan bir puta doğru ellerini açar, fakat bunu fark eden Sinpetra bir yıldırımla putu yok eder. Sadece birkaç Pharavunure kurtulmayı başarır ve Zagrebo’ya ulaşır. Burası, onların sonradan tüm dünyaya yayılacakları merkez olacaktır. İşte o zamandan beri, onların soyundan gelenler durdurak bilmeksizin bütün dünyada doyanıp durmak zorundadırlar.75

Firavun Efsanesi’nin bir çeşitlemesinde, hayatta kalan topal bir kadın Şeytan’a bir erkek ve bir de kız çocuğu doğurur. Bu çocuklar, Çingeneler’in atalarıdır.76 Başka çeşitlemelerde ise, hayatta kalanlar bir kaz tarafından denizin karşı kıyısına geçirilir,77 üstelik Aziz Basilius da kurtarıcılarıdır.78

Sırbistan’daki Çingenelerin İslam dinindeki biçimiyle Firavun diye adlandırdıkları Firavun’un, başka çeşitlemelerde kendi babasını öldürdüğü79 ya da Tanrı’ya benzemek için yüksek bir kulede yaşadığı ve davul çalarak göğü gürlettiği ve bir elekten su dökerek yağmur yağdırdığı80 söylenegelir.

İncil’deki öyküye benzerlik gösteren bir Rusça aktarımda ise, Tsyganka adında bir Yahudi olan Pharavono’nun karısı, zulme uğrayan İbraniler’i (ya da Yahudiler’i) desteklediği için zalim kocası tarafından dokuz kilidi olan bir hapishaneye atılır. Hz.Musa’yı, halkıyla birlikte Kutsal Toprakları araması için sıkıştırır. İkiye ayrılmış olan denizin içinde yaşamlarını yitiren Mısırlılar Balık İnsanlar’a dönüşürler.81

Tsyganka daha sonra bu dokuz kilidi kırar ve uzun bir yolculuktan sonra Besarabya’ya ulaşır ve orada bir erkek çocuğu doğurur. Bu oğul bir Moldavyalı ile evlenir ve bu evlilikten olan çocukları sayesinde Çingenelerin atası oluverir. –Firavun Efsanesi’nin yayılmasına katkıda bulunan bir husus ise, Firavun adının bütün Çingene lehçelerinde phar-, pharav- ‘ayırmak’ sözcüğünü çağrıştırmasıdır.

Macaristan ve Transilvanya’da yaygın olan ve Pharoves ‘ayırıyorsun’ sözcüğüyle başlayan Çingene şarkısı, Pott’un tahmin ettiği gibi Çingenelenin Mısır’daki yurtlarını anımsatan acıklı bir ezgi olmayıp,82 düpedüz müstehcen bir anlama sahiptir.83”

75 Zanko, s.28-35.
76 Bkz. P.Thiomir Gjorgjević, JGLS üçüncü seri, 13, s. 28 (altı değişik Sırpça çeşitleme).
    A.Petrović, JGLS üçüncü seri 19, s. 112 (Sırpça).
    H.Carnoy ve J.Nicolaïdes, Folklore de Constantinople (Konstantinopolis Folkloru) (=Collection Intern. De la Tradiction, c. XII-XIII), s.14
    (Türkçe, erkek kardeş Çin ve kızkardeş Guian’ın birleşmeleri sonucunda Çinguianeler doğar; Tufan söyleni yer almamaktadır; kardeşler
    arasındaki ensestin nedeni şeytandır; şeytanın amacı bir büyü makinesini çalıştırmaktır.)
    W.R. Halliday’in Mrs. Blunt alıntılaması JGLS üçüncü seri, 1, s.174 (aynı sözlü gelenek).
    Petrović a.g.e. (2.aktarım).
77 Gjorgjević a.g.e., s.27.
    EMU VIII, II.Bölüm, s.83.
78 Gjorgjević EMU VIII, II.Bölüm, s.83, 84, 85 (Sırpça ve Rumence) = JGLS üçüncü seri, 13, b.27.
79 Petrović a.g.e..
    Gjorgjević EMU VIII, II.Bölüm, s.82.
80 M.Hasluck JGLS üçüncü seri, 16, s.117 (Arnavutça).
     Petrović a.g.e. (Sırpça).
81 A.Gjermano, JGLS üçüncü seri, 17, s.130-132.
82 ZDMG 3 (1849), s.327.
83 Wlislocki, ZDMG 51 (1879), s. 485-498.

(Hermann Berger, Çingene Mitolojisi)