Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Alako

“Geçen yüzyılın ortalarında yaşlı bir Çingene, rahip Eilert Sundt’a, Norveç kavimleri arasında yaygın olan bir öğretiyi anlatır. Öğretiye bu biçimiyle başka hiçbir kaynakta rastlanmamıştır. Ancak Sundt’un31 belgelediği üzere, ‘daha sonra yapılan inceleme, gözlem ve araştırmalarda öğretiyle ilgili neredeyse bütün ayrıntıların doğruluğu ortaya çıkmıştır.’ Buna göre yüce Tanrı (baro devel, Tanrı) Çingeneler henüz anavatanları Assaria’da Assas kentinde yaşarken, oğlu Dundra’yı ‘onlara gizli yasalarını bildirmesi ve bir kitap haline getirmesi için insan kılığında yeryüzüne yollar –bu gizli yasalara Tatarlar bugün de dünyanın her yerinde riayet ederler’ (Lanet.) Görevini tamamladıktan sonra Dundra göğe yükselerek kırallığına, yani aya yerleşir ve o günden beri Alako (Fince Alakuu ‘küçülen ay’) diye anılmaktadır. Düşmanları olan Hıristiyanlar ve Türkler, onu kırallığından uzaklaştırmak için hiç durmadan uğraş verir; işte o zaman ay küçülür; fakat kılıç ve mızrakla saldırınca da, yeni ayın uçları birdenbire çıkıverir ve ay yeniden dolunay oluncaya kadar büyür. Bunun üzerine ormandaki ağaçların arasında bulunan Tatarlar diz çöker ve günün birinde kendilerine nihai zaferi kazandıracak ve Türkler tarafından kovulmuş oldukları vatanlarına geri götürecek olan o yüce Zafer Tanrısı’nı överler. O, ölülerin ruhunu yukarıya (Ay) kırallığına götürür (bkz.Ölüler Ülkesi.)

Kavimlerin reisleri, Alako’nun avuç içi büyüklüğünde bir resmini bulundururlar. Alako bu resimde, sağ elinde bir kalem ve sol elinde bir kılıç tutan, ayakta duran bir adam olarak betimlenmektedir. Kavimlerin yaz ortasında yaptıkları toplantı sırasında, Alako’nun bu resmi önünde yeni evlenmiş çiftler takdis edilir ve çocuklar vaftiz edilir. Öğretinin açıkça pagan, Hıristiyanlık karşıtı özelliğine rağmen –çünkü Alako yeryüzünde Türkler ve Hıristiyanlar’la savaşmıştır ve bugün hâlâ Beng (Şeytan) ve Gern’in (Hz.İsa) amansız düşmanıdır- Tanrı’nın oğlunun yeryüzüne inmesi ve tekrar göğe yükselmesi biçimindeki bu hiç de pagan olmayan motif, eski bir ay kültünün (Ay) Çingeneler’in apokrif Hıristiyan sözlü geleneği (Çingene İncili) ile kaynaşmasına işaret etmektedir. Ayrıca, nihai zaferiyle seçilmiş halkı (Firavun altında bkz. Birinci Dünya) kurtaran Mesih tasarımı da pek görmezden gelinemez. Tanrı’nın sıfatı olan Dundra sözcüğü belirsizdir ve başka hiçbir belgede de bulunamamıştır. Hz.İsa için kullanılan Gern sözcüğü, belki de Çingenece’deki gero ‘mutlu’ sözcüğünün (Hıristiyanlık’taki anlamıyla Yunanca’dan türeme) yanlış duyulması ya da yanlış okunması sonucu ortaya çıkmıştır.32

31 A.v.Etzel, Vagabondenthum und Wanderleben in Norwegen (Norveç’te Gezginlik ve Göçer Yaşamı), Berlin 1870, s.40-43.
     E.Sundt, Beretning om Fante-eller Landstrygerfolket i Norge, Kristiania 1852, s.105.
32 S.Wolf, sözlük madde no. 874.

(Hermann Berger, Çingene Mitolojisi)