Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ağaç Kültü

“R.Liebich’e(26) göre, Kuzey Almanya’daki Çingeneler kimi ağaçları –ve bazı renkleri- kavim sembolü olarak kutsal kabul eder. Eski Prusya’daki Çingeneler renk olarak siyah ve beyazı, ayrıca çam ağacını (ya da kuşburnu çalısını), Yeni Prusya’dakiler yeşil ve beyazı, yine ‘mayıs ya da yortu ağacı’ diye bilinen kayın ağacını; Hannover’dekiler ise siyah, mavi ve altın renkleri ile üvez ağacını kutsal kabul eder. Üvez ağacının kutsal kabul edilmesinin nedeni, söylenceye göre bir Çingene kıralının bu ağacın altında gizlenerek kendini izleyenlerden kurtulmuş olmasıdır. Yine Liebich (s.55), ölü gömüldükten sonra mezarının üstüne kavimce kutsal kabul edilen bir ağacın dikilmesi biçimindeki Çingene geleneğinden söz eder. Daha başka bir kaynakta rastlanmadığından, bu geleneğin ne kadar eskiye dayandığı ve gerçek olup olmadığı kesinlik kazanmamaktadır. Buna karşın, Çingeneler’in en eski mitolojik tasarımları arasında ‘Tüm-Tohumlar Ağacı’ (save sumbesko kašt) tasarımı yer almaktadır. Yeryüzündeki tüm bitkilerin kaynağı bu ağaçtır ve ona bakmak bile insanı gençleştirmektedir. Bir Yılan, ağacın köklerini ağzında tutmakta, dalları ise göğe ulaşmaktadır. Ağacın tepesinde şimşekler çakmaktadır. Bu şimşekler, orada bulunan şifalı bitkileri çalıp, bunları Nivašiler’e götürür, onlar ise bu bitkileri Kadın Büyücülere verir.(27) Transilvanya’daki Çingenelere ait söylenceye göre, bir ülkenin halkı her yaptığı gibi besiye çekip süslediği bir öküzü yılbaşında nehre atmayıp, şeytan’ın tavsiyesine uyarak kendileri yemiş. Sonuç, büyük bir kıtlıktır. Bunun üzerine yaşlı bir adam, dini bütün bir insana yol gösterir ve onu nehrin dibinde bulunan bir kapıdan geçirerek üzerinde Tüm-Tohumlar-Ağacı’nın bulunduğu bir çayıra götürür. Bu dini bütün insanın, yeni bir ekim için oradan tohum almasına izin verilir.(28) –Eğer ufak bir söğüt ağacı bir çam ağacı ile ‘evlendirilecek’, yani yan yana toprağa dikilip kırmızı bir ip (gövdelerine) dolanacak olursa, Noel gecesi Tüm-Tohumlar-Ağacı’nı görmek mümkün olur.(29) Bu iki ufak ağacın ertesi gün yakılıp, küllerinin ‘kadınların doğurganlık gücünün artırılması amacıyla kullanılması’, bunun Hindistan’daki aynı ayinle doğrudan bağlantısı olduğu konusundaki şüpheleri neredeyse ortadan kaldırmaktadır.(30) Muhtemelen ilk insan çiftinin kökeninin ağaçlara dayandığı (Dünya’nın Yaratılışı...) biçimindeki sözlü gelenek de ağaç evliliği ile ilişkilidir. Dağlar...”

(26) R.Liebich, s.38.
(27) Wlislocki, Worship of Mountains (Dağa Tapınma), s.165.
(28) Wlislocki, Vom wandernden Zigeunervolke (Göçer Çingene Halkı Üzerine), s.146.
       Wlislocki, Märchen und Sagen (Masallar ve Söylenceler), no.7.
(29) Wlislocki, Worship of Mountains (Dağa Tapınma), s.166.
       Wlislocki, Globus LIV, 1888, s.348.
       Wlislocki, Volksglaube (Halk İnancı), s.137-141.
(30) Bkz. J. Boulois, La Cadecée et la serpent et de la déesse-mère (Hint ve Akdeniz Bölgesindeki Dravid kökenli ağaç, taş, yılan, deniz
       tanrıçası sembolleri ve kaduseia (Yunan tanrısı Hermes’in elinde taşıdığı asa, çev.)), Paris 1939, s.19: “par toute l’Inde, on marie des
       arbres pour avoir des enfants” (Bütün Hindistan’da, çocuk sahibi olmak için ağaçlar evlendirilir), (ara-sānikkāl) töreninin betimlenmesi,
       s.21.

(Hermann Berger, Çingene Mitolojisi)