Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Çingenlerin adı ve vatanı

“Daha başka birçok dilde benzer biçimlerde söylenen (Almanca) Zigeuner sözcüğü (Macarca Czigány, Rumence Cigánu, Fransızca Tsigane, İtalyanca Zingaro, Türkçe Çingene v.b.) bugüne kadar kesin olarak açıklanamamıştır.(1) Aynı sıklıkta kullanılan (Almanca) Ägypter kavramı (İspanyolca gitanos, İngilizce gypsies, Yunanca gifti, Arnavutça Evgit v.b), Çingeneler’in Avrupa’da ilk kez ortaya çıktıkları sıradaki kendi beyanlarına dayanır.

Çingeneler kendilerine Rom, dişil Romni, dillerine ise Romani der. Bir cins isim olan bu sözcük ‘adam, insan’ anlamına gelmekte olup, bugün hâlâ Hindistan’da rastlanan düşük bir kastın adı olan Sanskritçe Domba sözcüğünden türetilmiştir. (Hindu dilinde domb, dişil domnï, Pencapça dũm v.b.). Ayrıca Manuš (< Skt. mãnuşa ‘insan’), Sende, Sinde(2) (belki de  < Skt. Saindhava ‘eski Hint eyaleti olan Sindh’den gelme) ve Kalo (siyah) sözcükleri de kullanılmaktadır. (3) Kuzey Almanya ve İskandinavya’da, Çingeneler’e yer yer bugün de Tatern (Tatarlar) denmektedir.

Çingeneler’in vatanı konusunda uzun bir süre yalnızca tuhaf tuhaf tahminler ortalarda dolaştıktan sonra, 18.yy.’ın sonuna doğru, dillerinden hareketle onların vatanının Hindistan olduğu kesin bir biçimde saptanabilmiştir.(4) Romani’nin temelinde, Hint-Ari dillerinin (Hindu dili, Racastanca) merkez grubu içinde yer alan –ve bugüne kadar hep iddia edildiği üzere Kuzeybatı Hindistan’da yerleşik olmayan- bir Orta Hindistan lehçesi yatmaktadır.(5) Bu lehçenin gramer yapısı tümüyle Hint-Ari dillerine özgü özellikler, ses bilgisi ise M.Ö. 300 yılında kağıda dökülmüş olan Pali’de dahi artık rastlanmayan tuhaf eskilikler içermektedir. Böylesine eski bir tarihte göç ettikleri varsayımından daha çok, burada yerel eksikliklerin söz konusu olduğundan yola çıkmak gerekir. Yazılı dillerin geliştiği durumlarda da, bu eskilikler ücra bölgelerde muhafaza edilmiştir. Günümüzde, Romani çok sayıda lehçe ve ağza ayrılmış bulunmaktadır.(6)

Hintçe’nin konuşulduğu bölgeden ayrılış tarihi konusunda yalnızca belirsiz tahminlerde bulunulabilir. Firdevsî’nin Şeyhnamesi’nde (yaklaşık M.S. 1000), betimlemeye göre Çingeneler’e çok benzeyen göçer bir kavim olan Luriler’den söz edilmesi, terim olarak bir ante quem olsa gerek. Buna göre Luriler, M.S. 420 yılında 12 bin kişiyle Hindistan’ı terk etmiş ve daha sonra başka yolculuklara çıkmışlardır.(7) Çingeneler’in Avrupa’ya ve oradan da Yeni Dünya’ya yayılmaları 15. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir.

Bu konudaki ilk belgeler 1416 yılına ait olup, yer Transilvanya’da Kronstadt’dır. Takip eden yıllarda, pek çok Avrupa kentine ait Kroniklerde, kendilerine Hıristiyan hacı süsü veren ve Mısır’dan geldiklerini iddia eden Çingene gruplarının ziyaretinden bahsedilmektedir.(8) Bu dolaysız tarihi belgelerin öncesinde, Çingeneler’in göç yolları hakkında bize Romani’nin temel söz varlığı bazı bilgiler vermektedir. Bu dilde bulunan Yunanca sözcüklerin oranı oldukça çoktur; ayrıca Farsça ve Ermenice’den de çok sayıda sözcük geçmiştir. Romani’ye benzer dilleri olan Çingene kavimlerine, bugün Ermenistan(9) ve Suriye’de(10) hâlâ rastlanmaktadır. Bronz işçilik sanatını Avrupa’ya getirmiş olanların, metaller ve demircilik konusunda bilgili Çingeneler olduğu yolundaki aşırı cüretkâr hipotezler –her ne kadar buna benzer tahminler yüz yıldan da daha önce  (1843 yılında Bataillard tarafından) ortaya atılmış ve kısa bir süre önce (F. De Ville) tarafından yeniden ele alınmışsa da- sırf filolojik ve kronolojik nedenlerden ötürü dikkate alınamaz.

Bugün, yeryüzündeki Çingeneler’in sayısını saptamak oldukça güçtür; tahmini olarak bu sayı Avrupa için 500 bin ile bir milyon kişi arasındadır.(11) Geçimlerini, her ülkede olduğu gibidilencilik ve hırsızlığın dışında, demircilik, falcılık, müzik ve dens, at alım satımı, ayı oynatıcılığı, çerçilik v.b. ile sağlamaktadırlar. Bu arada, kavimlerin pek çoğu bu sayılan faaliyet alanlarından yalnızca birinde uzmanlaşmıştır.(12) Avrupa’da ortaya çıkmalarından kısa bir süre sonra, değişim ülkelerde kısmen acımasız takiplere maruz kalmışlar, daha sonra da kendilerini Nazi Almanyası’ndaki toplama kamplarında buluvermişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde Çingeneler’in karakteristik özellikleri gittikçe daha fazla yok olmuştur. Gelişen sanayileşme sonucu Çingeneler’in gleneksel geçim kaynakları da sınırlanınca, misafir oldukları halkların kültürüne tümüyle asimile olmaları, zamanın akışı içinde kendiliğinden tamamlanacak gibi görünmektedir. Üstelik son zamanlarda bu asimilasyon süreci, Çingeneler’in isteksizliğinden çok, yerleşik düzende yaşayanların geleneksel şüphecilikleri sonucu uzuyor izlenimi uyandırmaktadır.(13)”

(1)   Dokuzuncu yüzyılda Frigya ve Likya’da yaygın olan bir Samariter Tarikatı’nın adı olan Athingani sözcüğünden türemiş olması, en
       yaygın açıklama biçimidir. (Millosich, Mundarten (Lehçeler), IV, s.55)
(2)   Örneğin Orta Avrupa’da yaşayan Çingeneler, çoğu kez Alman, Fransız ve İtalyan Sintileri olmak üzere üç ana gruba ayrılmaktadır.
(3)   Bkz. Arnold, Zigeuner (Çingeneler), s.13.
(4)   J.C.C. Rüdiger, Von der  Sprache und Herkunft der Zigeuner aus Indien. Neuester Zuwaachs der deutschen und allgemeinen
       Sprachkunde in eigenen Aufsätzen, Bücheranzeigen und Nachrichten (Çingenler’in ve Dillerinin Hindistan’dan Türeyişi Üzerine. Özgün
       Denemeler, Kitap Tanıtımları ve Raporlarda Alman ve Genel Dilbilgisinin Birikimi), birinci kısım, Leipzig 1782, s.37-84.
       Systematischer Nachweis bei A.F. Pott, Die Zigeuner in Europa und Asien. Ethnogr. –linguist. Untersuchung, vornehmlich über Herkunft
       und Sprache, nach gedruckten und ungedruckten Quellen (a.F.Pott’un Sistematik Çalışması. Yayımlanmış ve Yayımlanmamış
       Kaynaklara Göre Avrupa ve Asya’daki Çingeneler. Etnografik ve Dilbilimsel Araştırma. Özellikle Çingenelerin kökeni ve Dilleri Üzerine),
       I-II, Halle 1844-1845. Bkz. Wolf, Wörterbuch (Sözlük) s.16.
(5)   Bkz. R.L.Rurner, The Position of Romani in Indo-Aryan = Gypsy Lore Society Monographs (Hint-Ari Dillerinde Roman Dilinin Yeri), no.4
       (1927).
(6)   Bkz. Franz Miklosich, Über die Mundarten und Wanderungen der Zigeuner Europas (Avrupa’daki Çingenler’in Lehçeleri ve Göçleri
       Üzerine), 1872; J. Sampson, JGLS üçüncü seri, c. II, s.156.
(7)   Bkz. Jules Bloch, Les Tsiganes (Çinganlar), s.25-27.
(8)   Bkz. A.A. Colocci, Gli Zingari, Storia d’un popolo errante, Torino 1889, s.35. S.A. Wolf, Wörterbuch (Sözlük), s.14-16.
       Bkz. Th.Münster, Zigeuner-Saga (Çingene Söylenceleri), Freiburg 1974, s.105.
(9)   F.N. Finck, Die Sprache der armenischen Zigeuner = Mémoires de l’Académie Imp. Des sciences de St. Petersbourg (Ermenistan’daki
       Çingeneler’in Dili), ser. VIII, c.VIII, no.5.
(10) R.A.S.Macalister, The Language of the Nawar or Zutt, the Nomad Smiths of Paletsine. = Gypsy Lore Society, Monographs 3 (o.J.).
       Bkz. J. Bloch, Les Tsiganes (Çiganlar), s.18.
(11) E.Pittard, Cibe adlı dergide (Ciba Firması’nca çıkarılan bir dergi, Basel, 3.yıl, no. 31, s.1052) şu tahminlere yer vermektedir: 600 bin
       (Miklosich, 1872 yılı itibariyle), 1.000.000 (Revue Encyclopédique 1832), Balkan Yarımadası’nda 150 bin-200 bin (Ami Boué 1840), 779
       bin (Guido Cora 1895); Çingene yazar Matéo Maximoff’da bu sayı 2 milyondur (Zigeuner, Wanderndes Volk auf der Strasse)
       (Çingeneler, Sokaklardaki Göçer Halk), Zürih 1959, s.10)
(12) P.Şerboianu’nun ayrıntılı açıklamaları, Les Tziganes (Çingeneler), Paris 1930, s. 33 (Almancası Zürih 1954).
(13) Bkz. L.Jochimson, Zigeuner heute. Untersuchung einer Aussenseitergruppe in einer deutschen Mittelstadt (Bugünün Çingneleri. Orta
       Büyüklükte Bir Alman Kentindeki Marjinal Bir Grubun İncelenmesi, (Stuttgart 1963).

(Hermann Berger, Çingene Mitolojisi)