Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Tacitus kimleri fark etti?

“1.yüzyılın sonuna doğru, Germen topraklarının ötesinde başka halkların da yaşadığını ilk ilk farkeden Tacitus oldu. Bu halklara Aestii ve Fenni adlarını verdi. Bu bilgileri, Baltık ile Akdeniz arasında ticaretle –özellikle de amber ticareti/ geçinen tücaarlardan edindiler. Germanya üzerine olan yapıtının son iki bölümünde bunu oldukça belirsiz bir şekilde anlatır: ‘Süevi Denizi’ne gelindiğinde, kıyıda Aestii kabileleri görülür. Âdetleri ve giyim kuşamları Süevlerinki gibidir. Dilleri ise daha çok Brötonlarınkine benzer. Tanrıların Anası’na taparlar. Bu inancın simgesi olarak yaban domuzu tasviri takılır. Silah ve korunma aracı yerine geçer, Tanrıça’ya tapan kişiye, düşmanlarla sarıldığında, tam bir güvenlik sağlar. Aestiiler kılıçtan çok sopalarla savaşır. Germenler’in her zamanki tembelliğinden farklı olarak çok daha büyük bir sabırla buğday ve başka meyveler ekerler. Hatta denizi bile karıştırırlar ve glesum adını verdikleri succinum (kehribar, ç.n.) toplayan tek halk onlardır. Bunu kayalar arasında ve bazen de kıyılarda bulurlar (....)’

H.Vitols’un altını çizdiği gibi, ‘bu tanıklığın ilginç yanı, Baltıklılar’ın daha o zamanlarda bile iyi çiftçi ve bu bakımdan Germenler’den üstün oldukları ve demir silahları tanıyor olmalarıdır.’

Bu durum, Tacitus’un sonraki bölümde söz ettiği Fenniler için geçerli değildir. ‘Fenniler vahşi görünümleri ve korkunç yoksulluklarıyla insanı şaşırtırlar. Onların ne silahı, ne atı, ne de yuvaları vardır. Beslenmek için ot, giyecek olarak post, yatak olarak da toprağı kullanırlar. Tüm zenginlikleri, demirleri olmadığından, ucuna sivri kemikler taktıkları oklarıdır.’

J.Meuvret’e göre, yalnızca Aestii ve Fenni adlandırmaları söz konusu halklar üstüne yeterli belirtiler değildir... Bunlarla iki Anglo-Sakson sözcük arasında bir benzerlik kurulabilir herhalde: East, doğu ve fenn, marş. Aestiiler doğu, Fenniler de marş bölgeleri halkları olmalıdır... Bu muhakeme biraz daha öteye götürülebilir mi? Tacitus’un vardığı bu dilbilimsel benzerlikten Aestiiler’in Hint-Avrupa ailesinden olsa da, Germen olmayan bir dil konuştukları sonucu çıkarılabilir mi? Yerleşik kavimler olarak tarımla bütünleşmiş gelenekleri bizi, onları ‘eski Prusyayılar hatta belki de Baltık dili ve örf âdetinden ön-Litvanyalılar ve ön-Letonlar olarak görmeye yöneltebilir mi? Kesin olan bir şey varsa o da Latin tarihçinin verdiği her ayrıntının bu varsayımla oldukça iyi örtüştüğüdür.

Peki ya Fenniler? Onları Finler’den çok Laponlar olarak görme eğilimi daha güçlüdür. Fenniler’de yayın esas av aracı olmasından bu yana çok uzun bir süre geçmemiştir.”

(Baltık Ülkeleri, Pascal Lorot)