Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Litvanya yazını

“Bilinen basılmış ilk kitap, 1547’ye tarihlenir (Mazydas’ın Kateşizmi). Ama ulusal yazının gelişmesi için 18.yüzyılı beklemek gerekiyordu. Kritijonas Donelaitis’in (1714-1780) Dört Mevsim adlı şiiri (köy yaşamının renkli, ama sert anlatısı) bu dönemin en iz bırakan yapıtıdır.

19.yüzyılda, Dionyzas Poska (1757-1830), Simanas Daukantas (1793-1864), Simanas Starevicia (1799-1848) ve Antanas Baranuskas (1835-1902) gibi yazarlarla birlikte gerçek bir rönesans gerçekleşir. Bu sonuncusu 19.yüzyılın ikinci yarısının en büyük şairi olarak sayılmıştır; başyapıtı, 1859’da yayımlandı: Anyksciai Ormanı. Ne var ki, Litvanya’da kaleme alınan yazıların, Latin harfleriyle yayımlanmasının 1864’te Rus yetkililerce yasaklanması, ulusal yazın üretiminin birden durmasına yol açtı.

Yine de Prusya Litvanyası da denilen Küçük Litvanya’da devam etti; Alman yetkililer burada Litvanya dilinde yazınsal üretime karşı daha esnek oldu. Ulusal yazılar bu bölgede basıldıktan sonra gizlice sınır dışına çıkarıldı. Böylece yazınsal yaratı, özellikle iki kişinin iz bıraktığı bu dönemde yeniden başladı. Vincas Kudirka (1858-1899) ki şiirlerinden biri bağımsızlık sırasında ulusal marş oldu ve Litvanya rönesansının peygamber şairi olarak anılan ve daha çok Maironis takma adıyla tanınan Peder J.Maciulis (1862-1932).

Litvanya’da kaleme alınan yapıtları Latince harfleriyle basma yasağının 1908’de kaldırılmasıyla birlikte yazınsal üretim arttı. 20.yüzyıl başlarındaki ulusal kültürün önde gelenleri arasında şunlar sayılabilir: J.Baltrusaıtis (1873-1944), K.Binkis (1893-1942), B.Sduoga (1896-1947), roman ve tiyatro oyunu yazarları V.Kreve- Miuckievicius (1882-1954), S.Ciurlioniene (1886-1958), P.Vaiciunas (1890-1959) ve V.Putinas-Mykolaitis (1893-1967).

Sovyet istilası, Estonya’da olduğu gibi Litvanya’da da bu ulusal yazının gelişiminde bir kopmaya yol açtı. Yine de, ülke dışında, sürgüne gitmeyi yeğleyebilen Litvanyalılar arasında devam etti. İçeride ise tersine aydınlar komünist yetkililerin isteklerine uymak zorunda kaldı.”

(Baltık Ülkeleri, Pascal Lorot)