Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Klasik Uygarlıklar

“M.S. birinci bin yıl Meksika’da ‘klasik’ uygarlıklar dönemidir. O dönemde belli başlı dört kültür merkezi çok parlak bir gelişme göstermiştir: güneyde Palenque, Yaxchilán Copán, Piedras-Negras, Uxmal,Labna gibi büyük sitelerle Mayalar ülkesi; Oaxaca Zapotec Halkı, Monte-Albán ve Mitla;bugünkü Veracruz Eyaleti’nde El Tajín; iç yaylada Teotihuacán.

Teotihuacán (gelişme dönemi yakl. 400-700): Muazzam güneş ve ay piramitleri (63 ve 43 metre yüksekliklerinde), 1700 metre uzunluğunda ölüler yolu, tarım tanrıları ve tüylü yılan tapınakları, heykelleri ve freskleri, taş maskları ve şahane, renkli seramikleriyle etkileri Guatemala’ya kadar yayılmış teokratik bir barış metropolüdür adeta. Dilini bilmediğimiz ruhani aristokrasisi kesinlikle –bazı fresk ve heykel parçalarından anlaşılır bu- Olmekler ve El Tajín Bölgesi, yani doğu kıyıları kökenliydi, buna karşılık, köylü kitlesi Otomi ve öteki köylü kabilelerinden oluşmuştu büyük olasılıkla. Dinlerinde su ve yağmur tanrısı kültü (Azteklerin Tlaloc dedikleri), tarımda bereket sembolü tüylü yılan kültü (Quetzalcoatl), su tanrıçası kültü (Chalchiuhtlicue) vardı. Bazı duvar resimlerinden Teotihuacán sakinlerinin mezar ötesi bir yaşama inandıkları anlaşılmaktadır; mutlu insanların, tropikal bahçelerde, Tlaloc korumasında, keyifle şarkılar söyledikleri bir cennet yaşamı.

Bu dört merkez birbirlerinden büyük mesafelerle ve büyük doğal engellerle ayrılmış olmalarına rağmen kesinlikle ilişkiliydiler. Objeler (seramik ve kaymaktaşından vazolar), mimarlık ve süsleme temaları, fikirler ve ritler, tüccarlar ve hacılarla birlikte dolaşıp durmuştur. Anıtsal mimarlık, alçak kabartma, hiyeroglif yazı, takvim, açık üslup farklılıklarına rağmen birçok ortak özelliği yansıtır.

Bu olağanüstü parlak dönem boyunca Aztekler neredeydi? Geleneksel tarihlerine göre Meksika’nın kuzeybatısında ya da bugünkü ABD’nin güneyinde bir bölge olan Aztlán’da (adlarını aldıkları) yaşıyorlardı, dilleri olan Nahuatl lehçesi, kuzeyden güneye, Utah’tan Nikaragua’ya kadar uzanan bir dil ailesi içinde yer alır. Yerli kroniklerde bunlara azteca Chichimecler, ‘Aztlán barbarları’ denir. Bir başka deyişle, o dönemde, Aztekler savaşçı kabileler, göçebeler ve avcılar olarak yaşıyordu, onlara steplerde ve dağlarda avcılık ve toplayıcılık sayesinde yaşayan, postlarla örtünen, mağaralarda ya da ağaç dallarından yaptıkları hafif kulübelerde barınan (Chichimecler (‘barbarlar’” deniyordu.

Elimizdeki tek kesin kronolojik bilgi şudur: M.S. 1168’den önce, ileride göreceğimiz gibi, Tula’nın düştüğü tarihte, Meksikalılar’ın Aztlán’da yaşadıkları süre ‘iki dört yüz yıl, artı on yirmi yıl, artı on dört yıl’dır. Dolayısıyla, buraya muhtemelen 2.yüzyıl ortalarında (154’te?) ve muhtemelen daha kuzeydeki bir bölgeden gelerek yerleşmişlerdir.

Her durumda, onlardan, iç yayla uygarlıklarından habersiz olarak, bunların dışında, bin yıl yaşamışlardır. Kaldı ki, varsayılan yerleşim bölgeleri veMexico Vadisi arasında, en azından bir bölümü Nahuatl lehçesi konuşan birçok başka Chichimec halkı bugünkü San Luis Potosi, Guanajuato, Querétaro eyaletleri topraklarından yaşıyordu. Dolayısıyla, Aztekler, Meksika uygarlığı ve tarihinin dışındaydı.”

(Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları, 2006 Eylül, s.10)