Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Teknikler ve bilgiler

“Yukarıda temel tekniklerden söz ettik, tüm yerli uygarlıkların ortak temelini oluşturan tarım, örmecilik, kap kacak. Ne var ki, Aztekler, Tulalı öncüleri, Mayalar ve Teotihuacán yerlileri gibi, çok yüksek düzeyde tekniklere ve bilgilere sahiptiler.

Toltekler’in mimarlığından çıkmış olan mimarlıkları geometri ve hesap düzeninde çok yaygın bilgiler gerektiren bir ustalığa tanıklık eder. Büyük olasılıkla, bu bilgiler soyut bir biçimde sergilenmemişti ama bunlar olmadan Mexico’nun merkezindeki dinsel ve din dışı anıtların birinin bile dikilmesi mümkün olmazdı. Su kanalları ve bentler için de geçerlidir aynı şey.

Bakır, bronz, altın ve gümüş metalürjisi Meksika’ya daha geç bir dönemde, ikinci bin yılın başında girmişti. Bu metalürji iç kesimlerdeki yaylalara kadar ulaşmış, Pasifik kıyılarından ve bu okyanus boyunca uzanan dağlardan başlayarak yayılmıştır, öte yandan, bu tekniklerin Peru’dan ithal edilmiş olduklarını söylemek de mümkündür. Her durumda, Aztekler altın eritme ve kaybolan mumu, altın ve bakır alaşımlarının renklendirilmesi, altın ve gümüş kaynakları gibi yöntemleri kullanmayı biliyordu. Kuyumculuklarının mükemmelliği bu alandaki baş yapıtları tanımış olan ilk Avrupalıları hayran bırakmıştır. Bu bağlamda, özellikle, 1520’de, Anvers’te, Moktezuma’nın Cortés’e verdiği ve onun da Şarlken’e gönderdiği hediyeleri gören Albrecht Dürer’den söz edilebilir.

Gökyüzünün incelenmesi ve yıldızların hareketlerinin irdelenmesi dinsel görevler arasındaydı. Aztek din adamları, astronomları ve ostrologları, yıldız kültleriyle ilgilenenler, yıl süresi, gündönümlerinin belirlenmesi, Ay’ın evreleri ve tutulmaları, Venüs’ün hareketi ve Ülker yıldızı ve Büyük Ayı’nın hareketleri gibi çok kesin bilgilere sahiptiler. Meksika’daki bütün büyük uygarlıklar gibi, Aztekler’in uygarlığı da, temeli 20 rakamı olan bir aritmetiğe dayalı zamanın hesaplanmasına çok önem veriyordu. Mayalarınki kadar karışık ve mükemmel olmayan Aztek aritmetiği ve kronolojisi gene de olağanüstü bir entelektüel anıttı. Bu alanda pozitif bir özellikle büyüsel/dinsel bir özelik iç içe geçmişti. Yıl 18 ay, 20 güne bölünmüştü, ayrıca beş gün de ‘boştu’. Bu güneş takvimiyle birlikte bir de kehanet takvimi, tonalpoualli vardı. Bu takvimde de 13 sayılık (1’den 13’e) ve 20 adlık bir dizi kombinezonu vardı.

Cipati: Timsah

Eecatl: Rüzgar

Cali: Ev

Cuetzpalin: Kertenkele

Coatl: Yılan

Miquitzli: Ölüm

Mazatl: Karaca

Tochtli: Tavşan

Atl: Su

Itzcuintli: Köpek

Ozomatli: Maymun

Malinalli: Ot

Acatl: Saz

Ocelotl: Jaguar

Quauhtli. Kartal

Cozcaquauhtli: Akbaba

Ollin: Hareket ya da deprem

Tecpatl sileks: Bıçak

Quiauitl: Yağmur

Xochitl: Çiçek

Dolayısıyla, 260 günlük dizi 1 ‘cipactli’yle başlıyor ve 13 ‘xochitl’le bitiyordu. Her gün hem güneş takviminde hem de kehanet takviminde yer alabilirdi. Her yılın ilk günü yıla adını veriyordu. Yılın başıyla ilgili olarak sadece dört simge gösterilebilirdi. Acatl (saz), tecpatl (sileks), cali (ev) ve tochtli (tavşan). Aynı ad ve aynı rakama ancak elli iki yılda bir rastlanırdı (13x4). Öte yandan, sekiz dünya yılına denk düşen beş Venüs yılı, bu iki çevrim sadece altmış iki Venüs yılından ve yüz dört dünya yılından sonra çakışabiliyorlardı ancak (elli iki yıllık iki dönem). Elli iki yıllık her dönemin sonunda, Mexico yakınlarında, Uixachtecatl Dağı’nda Yeni Ateş yakılıyordu, buna ‘yılların bağı’ denirdi.

Sıkıntılı bir bekleyiş içinde bütün ateşler söndürülür ve her evde kap kacak kırılırdı. Uixachtecatl’ın tepesinde din adamları yıldızların hareketlerini izlerdi. Bir tutsak kurban edilirdi ve kanayan göğsüne yanan bir değnekle (tlequauitl) vurulurdu. Ateş yakılırdı! Ve haberciler başkente hem haber hem ateş ulaştırırdı. Her aile ocağını yeniden yakar ve genel bir rahatlama içinde evindeki aletleri yenilerdi, dünya elli iki yıllığına yeni bir harekete başlardı.

Ünlü Aztek yazması Codex Azcatitlán’a göre, ilk Yeni Ateş töreni, 12. yüzyılın sonuna doğru, Tula Bölgesi’nde Coatepec Dağı’nda –mitsel Uitzilopochtli’nin doğduğu yer- göç halindeki Aztekler tarafından kutlanmıştır. Bu ritin Toltek kökenli olması mümkündür. Son Yeni Ateş 1507’de, 2.Moktezuma döneminde yakılmıştır. Sonuç olarak, Yeni Ateş riti Aztek tarihinde yedi kez gerçekleşmiştir. Sekizinci kutlama için öngörülen tarih 1559’da Meksika İmparatorluğu Yeni İspanya olmuştu.

Tonalpoualli’nin iki yüz altmış günü on üç günlük yirmi diziye bölünüyordu ve bunların her biri ilk gününün simgesiyle gösteriliyordu: 1 cipactli, 1 ocelotl vb. Her dizinin uygun (sözgelimi 1 cipactli, 1 mazatl, 1 coatl), zararlı (1 ocelotl, 1 acatl, 1 calli) ya da önemsiz (1 xochitl, 1 ollin, 1 axl) olduğu düşünülüyordu. Bu ‘on üçlükler’ içinde 3, 7, 10, 11, 12, 13 rakamlarıyla ilgili günlerin yararlı günler olduğu düşünülüyordu; 4, 5, 6, 8, 9 rakamlarının bulunduğu günler zararlıydı. Ama bir yığın özel durum vardı: 1 ‘miquiztli’de doğanların kaderi büyücülüktü, 7 ‘xochitl’de doğanlar güzel yazı yazma ve resim yeteneğine sahip olurdu, 1 coatl doğumlular tüccarlık, 9 ‘itzcuintli’de doğanlar uğursuz büyücülük ve oymacılık, 1 calli’de doğanlar ise hekimlik ve ebelik mesleğine yatkındı. Yaşamın her alanında –seyahate çıkmak, savaşa gitmek, yeni doğan bebeğe adını vermek, bir evliliği kutlamak vb.- uzman kahin-din adamı ‘tonalpouhqui’ye ve kutsal kitaplarına başvurmak gerekirdi.

Eski Meksikalılar kitaplara çok önem verirdi. Tapınaklarda, ‘calmecac’larda, yüksek devlet görevlilerinin evlerinde çok zengin kütüphaneler vardı. Ressam-katiplik mesleği (tlacuiloani) özellikle çok önemliydi. Bu kitapların çoğu dinsel konular ve ritüel konularıyla, kehanetle, rüya yorumlarıyla ilgiliydi. Bazı kitaplarda kabilelerin göçleri, sitelerin kuruluşu, hanedanların kökeni ve tarihi, bazı kahramanların maceraları anlatılırdı. Kitaplar agav ipliklerinden ya da dövülmüş ağaç kabuğundan oluşturulan kağıtlara veya bir paravan gibi katlanan karaca derisi parçalarına yazılır veya daha çok resmedilirdi. Aztek yazısı ideografi ve fonetik notalama arasında bir sistemdi. Bazı karakterler fikirleri ya da objeleri gösterirdi; bazıları ya da aynıları ise sesleri gösterirdi. Bir turkuazın itibari itibari değeri ‘yıl’dı, bir diş (tlan-tli) birçok yer adında bulunan tlan hecesine denk düşerdi. Bir hükümdarın ölümü ‘mumya’ ya da ‘cenaze eşyası’ ile gösterilirdi; kuşatılan bir kentin düşmesiyse bir mızrağın deldiği yanan bir tapınak şeklinde gösterilirdi. Bir güzergah bilinmeyen yerleri birbirine bağlayan izlerle gösterilirdi. Rakamların yazılması konusundaysa basamak bir daireyle gösterilirdi; yirmilik bayrakla, tzontli (400) çalıya benzeyen bir işaretle, 8.000 ise para kesesiyle gösterilirdi.

Aztek kitapları, biçim açısından, sözgelimi, dinsel tezhip ustaları Teotitlán Mazatekleri ve yazılı tarihleri M.S. 7.yüzyıla kadar giden Mixtec Halkı gibi Puebla ve Oaxaca bölgesi halklarının tekniklerinden çok etkilenmiştir. Paris’te, Ulusal Meclis’te bulunan ritüel manüskrisi Codex Borbonucis Aztek kitapları konusunda olağanüstü bir örnektir ve günümüze kadar gelen ender kitaplardan biridir. Gerçekten de, çok sayıda yazma İspanyol fethi sırasında tahrip olmuştur.

Meksikalılar’ın, ülkelerinin fauna ve özellikle de florasıyla ilgili olarak bilgilerinin genişliği ve kesinliği çok farklı bir düşünceler düzleminde ele alınmalıdır. “. Felipe’nin hekimi Francisco Hernández Aztekler’in tedavi amacıyla kullandıkları 1200 çeşit bitki saptanmıştır. Hiç kuşkusuz, dönemin yerli hekimliğinde büyücülük etkinliklerinin büyük payı vardı: hastalıkların nedenleri doğaüstü nedenlere, bazı tanrıların iradelerine ya da kötü ruhlu büyücülerin büyülerine mal ediliyordu. Ayrıca, Aztek ‘ticitl’i (hekim) falcılık, büyü bozma, dua, elleri okuma olgularına da başvuruluyordu. Ama aynı zamanda, kırıkları tedavi edebiliyor, pansuman yapabiliyor, alçı koyabiliyor, kan alabiliyor ve özellikle şifalı bitkilerden üretilmiş sıvı ilaçlar veriyordu hastalarına; bu ilaçlar kabızlığa karşı, idrar söktürücü, anti spasmodik, rahatlatıcı olarak kullanılabiliyordu ve uzun bir gelenek sonucunda ortaya çıkmış ve yararları görülmüştü.

(Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları, 2006 Eylül, s.65)