Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Aztekler’de yönetim

“Aztek kabilesi, iç bölgelerdeki yüksek yaylalara girdiğinde Toltek modeline göre yapılanmış site-devletleriyle tanıştı: her site devletin başında tlotoani (konuşan ya da yöneten) denen bir başkan vardı ve askeri aristokrasiden gelen bu başkan aynı aile içinde, hanedandan yaşam boyu seçiliyordu ve kendisine bir ya da birkaç konsey yardımcı oluyordu. Daha önce gördüğümüz gibi, Meksikalılar bu modeli uygulamaya çalıştı. İlk hükümdarlar döneminde hükümdarı seçen genel savaşçılar meclisiydi. Ama kent ve fethedilen topraklar genişledikçe seçici konsey, tersine, küçülüyordu. Auitzotl’dan başlayarak sadece yüz kadar konsey üyesi olmuştur bu konseyin. Büyük konsey üyesi 13 yüksek görevli, askerlerin ve din adamlarının temsilcileri, çeşitli bölgelerin temsilcileri. Bunlar tamamen askeri ve dinsel oligarşiye tâbiydiler.

Yüce iktidarın alametleri altın, turkuvaz karışımı taç ve mavi yeşil pelerin Acamapichtli’den 2. Moktezuma’ya kadar sürekli aynı ailede kalmıştır, ölen Tlatoani’nin kimi zaman oğluna, kimi zaman erkek kardeşine, kimi zaman da yeğenine geçmiştir. Seçici konsey, yöneticilik yeteneklerini dikkate alarak çeşitli adaylar arasından bir seçim yapabilirdi. Texcoco’da, saltanat, ilke olarak, babadan oğla geçerdi ama hükümdarların birden fazla evlilik yapmış olmaları dolayısıyla (Nezaualpilli’nin kırk karısı vardı ve ayrıca birçok kadınla birlikte olmuştu) zorluklar çıkardı ortaya. Öte yandan, İspanyol fethi sırasında, talihsiz adaylardan biri olan Ixtlilxochitl kardeşlerinden birine karşı Hernán Cortés’le ittifak yapmıştır.

1.Moktezuma yönetim yapısına önemli bir yenilik getirmiş ve kardeşi Tlacaeleltzin’i Ciuacoatl sanıyla (önceleri dinsel bir sandı bu) bir tür yardımcı imparator yapmıştır.

Her konuda Tlatoani’ye yardımcı olan Ciuacoatl askeri seferleri örgütler, yargılama etkinliklerine katılır, imparatora vekâlet eder, yeni hükümdar seçimine kadar geçecek süre içinde büyük konseye başkanlık ederdi. Bütün yerli tarihçiler Tlacaeleltzin’i olağanüstü bir kişilik olarak tanıtır. Ölümünden sonra görevlerini oğulları ve torunları üstlenmiştir, son torunu 1521’de Hıristiyan olmuş ve Don Juan Velásquez adını almıştır. Dolayısıyla Tenochtitlán’da iki paralel hanedan vardı ve bunların ortak atası ikinci hükümdar Uitziliuitl’di.

İmparatorla birlikte dört yüksek görevli de seçilirdi; bunlar arasında tlacateccatl (savaşçılara komuta eden) ve tlacochcalcatl (mızraklar evi görevlisi) vardı. Bu görevler çoğu zaman hükümdarın yerini alacak olan akrabaları tarafından yerine getirilirdi. 2.Motkezuma, seçilmeden önce, babası Auitzotl’un tlacateccatl sanına sahip ‘tlacochcalcatl’ı olmuştur.

Bu atamalar için seçici konseyde seçim yapılmıyordu ve bu bağlamda kararlar bir toplantı sonunda ve Ciuacoatl’ın önerisiyle oy birliğiyle veriliyordu. Resmi öğreti doğrultusunda bu kararın Tezcatlipoca’nın tavsiyesiyle büyük seçiciler tarafından alınması gerekiyordu. Dolayısıyla, imparator gücünü tanrısal bir kaynaktan alıyordu. Seçilen hükümdar karmaşık bir tören düzenine uymak, tanrılara saygı sunmak, uzun ahlak söylevlerini dinlemek ve vermek zorundaydı. Görevleriyle ilgili olarak iki özellik üstünde durulurdu: Tanrılara karşı, özellikle Uitzilopochtli ve Tezcatlipoca’ya karşı yükümlülükleri ve Aztek halkını korumasıyla ilgili yükümlülükleri. Cömert, bağışlayıcı ve adil olması istenirdi. O da nutuklara cevap verirken iktidarın ağır sorumluluğuna değinir, tanrıların yardımına ihtiyacı olduğunu belirtir ve halkı sarhoşluk ve hırsızlığa karşı uyarırdı.

Gelişen bir retoriğin formülleri doğrultusunda, kamu yararı kavramı, hükümdarın görevlerinin anlamı açık seçik biçimde anlaşılır. Aztek aristokrasisinin çok yüce bir devlet anlayışı vardı. Bu konuyla ilgili olarak, bir başrahibin Tezcatlipoca’ya yönelik isteklerini içeren bir metin bulunur elimizde; bu rahip, bu metinde, tanrının, ‘yüreği dikenlerle silahlı’, ‘hiç kimsenin lafına kulak asmayan’ ve ‘beyinsiz bir sarhoş gibi’ davranan, dürüst olmayan bir hükümdarı öldürmesini ister. Tizoc’un 1486’da görevlerini yerine getirmekte yetersiz kaldığından zehirlenmiş olduğu sanılır. Tlatoani’nin, Ciuacoatl’ın ve dört yüksek devlet görevlisinin yanında büyük konsey Tlatocan (sözün yeri ya da komutanlık) ner önemli karar öncesinde bir danışma yeriydi. İmparatorun önerisini onaylamayı üç kez geri çevirebilirdi ama ‘dördüncü okuma’da kabul etmek zorundaydı. Önceleri belli bir bölgenin topluluğu tarafından seçilen bu konsey üyeleri hükümdar tarafından atanan ya da oybirliğiyle oluşturulan kısıtlı bir organa dönüşmüştü. Daha önce adı geçen görevliler dışında, bir yüksek düzeyde görevliler hiyerarşi vardı ve bunların sanları çoğu zaman belirsizdi: Sözgelimi, Tlillancalqui (karanlık evin bekçisi), Atempanecatl (su kenarındaki), Tlailotlac (yabancı bir kabilenin adı). Mexicatl achcauhtli jandarma komutanıydı. Petlacaltl gelen haraçların konduğu ambarlardan ve depolardan sorumluydu. Uey calpixpui (baş kahya) hem başkent valisi hem de maliye bakanı idi.

İkinci başkent Texcoco’da, Tlatoani, bir Giuacoatl’dan yardım görmeden, tek başına saltanat sürüyordu ama dört konsey vardı yanında, yönetim ve adalet, maliye, savaş, müzik (şiir yarışmaları düzenlerdi, kült ve büyü uygulamalarından sorumluydu). Başlangıç döneminde üçlü ittifak içinde yer alan sitelerin fethedilen eyaletlerin yönetimine katılmış olmaları mümkündür. Bu sitelerden giden asker ve memurların etkin olmuş olmaları gerekir. İmparatorluğun en parlak döneminde, savaş ilanı konusunda da aynı şey geçerliydi büyük olasılıkla. Tenochtitlán, Texcoco ve Tlacopan’ı temsil eden birliğin savaş açmaya hazırlandığı sitelere giderlerdi. Ama genel olarak Tlacopan çok sınırlı bir rol üstlendiğinden, imparatorluk gücünün temeli Mexico’ya, yani Aztek yönetimine dayanıyordu. Garnizonlar, valiler, vergi kesenekçileri ‘calpuxpue’ler onun otoritesine bağlıydılar. İspanyollar Mexico’ya girdiklerinde gördükleri yerliler Moktezuma’dan başka imparator tanımıyorlardı. Texcoco entelektüel ve edebi başkentti, yüksek mahkeme de oradaydı ve sürüncemede kalmış davaları karara bağlamak amacıyla seksen günde bir toplanırdı. Ama imparatorluğun tümü bağlamında, askeri, ekonomik ve politik güç Aztek hükümdarı, yakın çevresi ve büyük konseyin elindeydi.”

(Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları, 2006 Eylül, s.47)