Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Eski Meksika Uygarlıkları: Preklasik Dönem

“Aslında, Meksika antikitesi, arkeolojik kazılardan ve yerli belgelerinden yavaş yavaş öğrenmeye başladığımız gibi, çok eski bir geçmişe yayılan uzak kültürler içinde inanılmaz bir zenginlik göstermiştir.
Sadece Orta Meksika’da, M.Ö. 15-20 binlerde, yontma taş silahlarıyla avcı halklar Mexico Vadisi’nin lagünleri ve bataklıklarının çevresinde mamutları ve başka vahşi hayvanları avlamaya çalışıyordu. M.Ö. 4. bin yılın ortalarında, Tehuacán bölgesinde mısır tarımı başlamıştır. Tarım, başlangıç dönemlerinde yerlilerin beslenme ihtiyaçlarının küçük bir bölümünü karşılayabiliyordu; yerliler bu dönemde avcılık ve toplayıcılıkla uğraşıyordu ama tarım ürünleri de gitgide önem kazandı; mısır, fasulye, sukabağı, huauhtli (horoz ibiği), domates, biber gibi yağlı bitkiler. Daha sonraki beş yüz yıl içinde tarım yüksek bölgele ve körfez kıyılarına doğru vadilere yayıldı. Mısır tarımı sadece iç bölgelerdeki düzlüklerde yapılabiliyordu ama geniş yapraklı bitkilerin (maguey) liflerinden yararlanılabiliyordu. Tarım, seramik ve örmecilikle birlikte, tarlaların çevresinde, düzenli ürünün sağladığı güvenlik içinde yerleşik yaşama geçen yerlilerin yaşadıkları köyler ortaya çıktı.

Lagünler çevresinde, Zacatenco, Ticomán, ElArbolillo, Copilco, Tlatilco, Cuicuilco’da yerli köylüler üç bin yıl boyunca Eski Dünya’nın neolitik köylerini andıran bir yaşam sürdü. Mezarlarda bulunan çeşitli seramikler özellikle zengin figürler içerir ve bu figürlerin çoğu tanrı figürleridir, bazıları ise süslemeleri ve başlıklarıyla oldukça farklı sosyal yapılara tanıklık eder.Hemen İsa’dan önceki döneme denk düşen ve preklasik denen bu dönemin sonuna doğru Cuicuilco yerlilerinin nüfusu oldukça kalabalıktı ve iç yayladaki ilk piramidi inşa edecek kadar örgütlüydüler: mezarlarla çevrili, piramitten çok kesik koni biçimli tuğla ve taştan tümülüsler.”

(Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları, 2006 Eylül, s.8)