Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Aztekler’de haraç kurumu

“Sitelerin çoğu, gerekli erzak ve ürünün durumuna göre, yılda kimi zaman bir kez, kimi zaman iki ya da dört kez vergi ya da haraç ödüyorlardı. Bu amaçla, imparatorluk görevlileri (calpixque) katiplerle birlikte vergi ya da haraç defteri tutuyor, bunların toplanmasını ve aktarılmasını sağlıyor, gerektiğinde ürünü Mexico’ya gidecek olan toprakların işlenmesine nezaret ediyorlardı. Her eyalette bu görevlilerden birinin bürosu vardı.

Bize kadar ulaşmış olan haraç defterleri (Matricula de Tributos, Codex Mendoza) çok büyük miktarlarda toplanan ürünlerin olağanüstü çeşitliliği konusunda bilgi verir. Her eyalet, üretim kapasitesine ve iklimi, bitki örtüsü ve faunasıyla ilişkili olarak olanaklarına göre bir yükümlülük içindeydi. Hemen hemen tüm eyaletler pamuklu ya da ixtle, tahıl, yağlı bitkiler sağlamak zorundaydı. Tropikal bölgelerin de kakao, işlenmemiş pamuk sağlama zorunluluğu vardı. Toz altın ya da altın objeler Tuxtepec, Xonocochco ve Mixtec eyaletlerinden geliyordu; bakır Tepequacuilco’dan ve Quiauhteopan’dan; papağan ve ketzal tüyleri Sıcak Bölgeler’den; kauçuk Tuxtepec’ten; kağıt Quauhnauhac ve Oaxtepec’ten; kırmızböceği Oaxaca’dan; kereste Otomi ormanlarından gelirdi. Vergi kesenekçilerinin topladığı eşyalar arasında tütün çubukları, seramik vazolar, mücevherler, sanrı uyandıran mantarlar, günlük, bal, mürekkep, fildişi, karaca boynuzu, jaguar derisi, silahlar, imparatorun ‘hayvanat bahçesi’ için kuşlar ve bu kuşların yemesi için yılanlar da vardı.

Özellikle en önemli tekstil maddeleri olarak toplanan haraç miktarlarına bakıldığında şöyle bir tablo çıkıyordu: Yılda iki milyon parça pamuklu (quachtli), agav lifinden üretilen 179.200 parça kumaş, 136.000 erkek peştemalı, 185.600 eteklik ve korsaj, 561 tüylü tören giysisi. Para olmamasına rağmen, quachtli ve 20 birimli katı ‘yük’ ölçü oluşturuyordu. Bir ‘yük’ün bir insanın bir yıllık geçimini sağladığı kabul ediliyordu. Bu bağlamda bir örnek verelim: Toluca yılda iki kez pamuklu maddelerden oluşan 400 yük, beyaz ixtle kumaş parçalarından oluşan 1200 yük ve yılda bir kez de altı ‘ambar’ mısır, kuru fasulye ve yağlı madde ve 22 tören giysisi sağlamak zorundaydı. Quahuacan yılda dört kez 3600 kalas ve tahta, yılda iki kez 800 yük pamuklu ve bir o kadar ixtle kumaş, yılda bir kez 41 tören giysisi ve 4 ‘ambar’ tahıl verirdi. Quauhnauhac imparatorluk hazinesine yılda iki kez 3200 yük pamuklu palto, 400 yük peştamal, 400 yük kadın giysisi, 2000 seramik vazo, 8000 kağıt topu ve yılda bir kez sekiz tören giysisi ve 4 ‘ambar’ tahıl verirdi. Tlalcozauhtitlan ise sadece 800 yük pamuklu kumaş, 200 küp bal ve bir değerli giysi ama aynı zamanda da Mexico’nun şık kadınlarının yüz boyası olarak kullandıkları bir tür açık, sarı renkli toprak olan tecozauitl denen maddeden yirmi kâse hazırlamak zorundaydı. Tuxtepec ise bir yandan kumaş ve giysi sağlarken bir yandan da özellikle 16 bin top kauçuk, 24 bin demet papağan tüyü, seksen demet ketzal tüyü, bir altın kalkan, bir altın taç, kolyeler ve altın, amber ve kaya kristalinden mücevherler gönderiyordu. Mexico Vadisi’nin kentleri ve köyleri, ayrıca, sırayla sarayların bakımını sağlamak, hizmetçi bulmak ve besin maddeleri sağlamak zorundaydı.

Tenochtitlán, Texcoco ve Tlacopan arasında yapılan üçlü ittifak anlaşmalarına göre, ilk iki siteden her biri haracın beşte birini karşılıyor, kalan beşte birlik bölümse Tlacopan’a ayrılıyordu. Bununla birlikte, Aztek İmparatoru’nun ve belli başlı ileri gelenlerinin aslan payını kapmış olmaları mümkündür. Çeşitli eşyalar, kumaşlar, tahıllar imparatorluk sarayında, ‘petlacalco’da birikiyordu; ‘calpixcacalli’nin bürolarında katipler hesapları tutuyordu. Gelen haraçtan kendisine pay ayıran, dürüst davranmayan memur ölümle cezalandırılır, evine ve mallarına el konurdu.

‘Devlet Hazines’ ile hükümdarın özel hazinesi ayrı değildi. Hükümdar hem sarayların çok büyük harvamalarını karşılamak hem de halka giysi ve yiyecek dağıtmak, memurların, zanaatkarların, heykeltıraşların maaşlarını ödemek, mabetlerin ve ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için ‘petlacalco’dan yararlanıyordu. Kıtlık zamanlarında imparatorluk ambarları açılırdı. Aztek yönetimi, hiç kuşkusuz, sertti ama aynı zamanda dürüst ve adildi.

Dolayısıyla haraç, imparatorluğun iktisadi yaşamında önemli bir rol oynuyordu. Ama bu alanda öteki iki önemli etkenden de söz etmek gerekir. Öncelikle pazarlar: Sözgelimi  Tlatelolco pazarı gibi bazıları gerçek kentleri andırırdı ve bu pazarlarda büyük miktarda ürün değiş tokuşu yapılır, bu ürünler göl kenti lagünleri ve kanallarında gemilerle taşınırdı. Daha sonra, aynı zamanda, gözüpek tüccarlar, maceracılar ve savaşçılar olan girişimciler (pochteca) asi bölgelerde kadar giderek bakır ya da kaymaktaşından eşyalar, mücevher satar ve karşılığında yeşimtaşı, değerli taşlar ve tüyler, amber, jaguar derisi alırlardı. Mexico’ya haraç yoluyla giren bu hammaddelerden bazıları, sözgelimi işlenmemiş pamuk ve altın, değerli giysilere ve mücevhere dönüşmüş biçimde güneye dönüyordu.

İspanyol istilası sırasında Aztek İmparatorluğu’nun durumu buydu. Dil ve etnik açıdan çok farklı, büyük ölçüde özerk, Mexico egemenliğinde üçlü bir konfederasyonun askeri gücüne boyun eğmiş bir site devletler mozaiği. Haraç ve ticaret aracılığıyla başkente muazzam zenginlikler akıyor, bir yandan da bu çok geniş bölgenin içinde siyasal engeler ortadan kalkıyor ve böylelikle fikirler, gelenekler ve teknikler de genel anlamda karışıyordu, bu, gerçek anlamda, Aztek uygarlığını oluşturan bir sentezin temel koşuluydu.”

(Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları, 2006 Eylül, s.31)