Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

 

Van Tarihi

Doç.Dr.İlhan YILDIZ

 

Van bölgesindeki en eski medeniyet M.Ö. 4000 yıllarına kadar gitmektedir. M.Ö. 4000 yıllarından itibaren Doğu Anadolu Bölgesi’ne Kafkasya üzerinden Hurriler büyük kafileler halinde göç etmişlerdir. Hurrilerin M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren Van Gölünden başlayarak Kızılırmak ve Yeşilırmağın Karadeniz’e döküldüğü yerlere kadar uzanan bir bölgeye hakim oldukları görülür.

Urartu ve Asur mücadelesi M.Ö. XIII-IX. yüzyılın ortalarına kadar sürmüş, Asurluların bu dağlık ve zor arazi şartlarına sahip bölgeyi hakimiyet altında tutmasının zorluğu yüzünden bu bölgede Urartu Devleti’nin kurulduğu görülmüştür (M.Ö. 900-600). [1]

M.Ö. 850-840 yılları arasında Urartu Devleti’nin başında kral Sarduri bulunmuştur. Tuşpa yani Van şehrini bu kral kurmuştur. Aynı tahtın babadan oğula geçmesi geleneğini de bu kralla başlatmışlardır’.

Kral Işpuni (M.O. 830-8i0) ve Menuas (M.O. 8i0-786) yılları Urartuların bayındırlık yönünden geliştikleri bir devirdir. Bu devirde Gürpınar ovasından Van ovasına su getirebilmek için kanallar açılmış, yollar, saraylar yapılmış ise de genişleme Kral I. Argisti (M. 0. 786-764) zamanında olmuştur.

M.Ö. 66 yılında Van, Romalıların eline geçmiştir. M.S. 200 yıllarına kadar Partlar ve Bizanslılar arasında el değiştirip durmuştur. M.S. 2. yüzyıldan 7. yüzyıla kadar Sasani idaresinde kalmış ve 625 yılında bölgeye Hazar Türkleri gelmiştir. Hazarlar ve İslam orduları arasındaki mücadeleler, Hazarların Müslüman olmasıyla sona ermiştir.

Daha sonra bu bölgede ağırlığını kuran Roma ile Partlar arasında, Van devamlı el değiştirmiştir. Partların yıkılması ile Van’da Sasani etkinliği başlamıştır. Roma 395’te ikiye ayrılınca bu bölgede Doğu Roma’nın üstün kuvvetleri karşısında Bizans hakimiyeti başlamıştır. [2]

Bizans İmparatorluğu’nun başındaki Herakliyus’un 641‘de ölümü ile Arapların Anadolu’ya akınları artmıştır. Emeviler döneminde Van, Arap hakimiyetinde, ancak Ermeni valiler tarafından yönetilmiştir. Abbasiler zamanında ise; yöre halkıyla iyi geçinmek için Aşot isimli Prens Ermeni emirliğinin başına atamıştır.

1045’de Bizanslılar, Bograt soyuna son verip yöreyi bütünüyle yönetimleri altına almışlardır. Daha sonra bu bölgenin Ermenilerini Anadolu’nun içlerine sürgün etmiş, orada zorla Ortodoks mezhebine sokmuşlardır. [3].

Anadolu’ya ilk Türk akınları Van bölgesinden başlamış, Çağrı Bey yerleşebilecek yeni bir yurt bulmak amacıyla 1018 yılında Van yöresine gelmiştir. Büyük bir direnişle karşılaşmayan Türkler kitleler halinde Anadolu’ya akmaya başlamıştır. 1054’de Anadolu seferine çıkan Tuğrul Bey Erciş ve Van yöresini 1064’de ele geçirmiştir. 1065’de ise şehir ve çevresi Alparslan tarafından fethedilmiştir. [4]

Malazgirt zaferi ile Van yöresinde Türk egemenliği pekişmiştir. Bu zaferle Bizans Devletinin askeri gücü kırılmış ve bu bölgeye yerleşen Türkmen boyları ile Van ve çevresinde Türkleşme harekatı başlamış ve Van Anadolu’ya giriş kapısı olmuştur. Alparslan bu bölgeyi Ermenilerden değil, Bizans İmparatorluğundan almıştır. [5]

Selçuklulardan sonra, Van bölgesi bir süre İlhanlıların, onlardan sonrada Celayirliler’in yönetiminde kalmış 13. yüzyılda ise Van bölgesi el değiştirerek Karakoyunluların yönetimine geçmiştir. Karakoyunluların baş şehri Erciş olmuştur. [6]

Bu tarihten sonra Van kısa süreli el değiştirmelere sahne olmuştur. 16. yüzyılın ilk yarısında bölge Osmanlı ve Safevi İmparatorlukları arasında çekişme konusu olmuştur. Yavuz Sultan Selim Çaldıran Seferinde yöreye geçici olarak hakim olmuştur. [7]

Nihayet Kanuni Sultan Süleyman İran’la sürüp giden anlaşmazlığa son vermek için 1533’de bir sefer düzenlemiştir. 1534’de Adilcevaz-Erciş-Van kolaylıkla alınmıştır. Böylece Van, kesin olarak Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir. Osmanlı Devleti burayı eyalet haline getirmiştir. Bunun başlıca sebebi, Van’ın iktisadi, ticari ve siyasi yönden taşıdığı önem olmuştur. Zira Van, Ortadoğu’yu Anadolu’ya hatta Avrupa’ya bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmaktaydı.

1548’de Kanuni Sultan Süleyman tekrar İran’a sefer düzenlemiştir. Ancak, İstanbul’a dönünce Şah Tahmasb Van’ı tekrar ele geçirmiştir. 1551-1554 yıllarında Erciş, Ahlat, Adilcevaz’a tekrar hakim olmuştur. Kanuni üçüncü defa İran seferine çıkmıştır. Bu sefer sonunda Safeviler tümüyle Doğu Anadolu’dan çıkarılmışlardır. 1555’de Amasya anlaşması yapılarak Van yöresi Osmanlılara kalmıştır. [8]

1882 yılında Van Ermeni olaylarına sahne olmuştur. Üç Ermeni ele başısının yönetimindeki 1500 Ermeni isyancı şehirden uzaklaştırılmıştır. 1895’den itibaren Van’da Ermeni çeteleri şehri kundaklamış ve bir Ermeni-Türk çatışmasına yol açmıştır. Şehir I. Dünya Savaşında Ruslar tarafından işgal edilmiştir. 1915’de Ruslar tamamen şehre hakim olmuşlardır. Rusların yardımlarıyla Ermeniler de Van’a girmişlerdi. 2 Nisan 1918 günü şehir işgalden kurtarılmıştır. Bu süre içerisinde vaktiyle 100 binin üstünde olan il nüfusu üç bine düşmüştür. 2 Yıl 10 Ay 13 gün süren bir işgalden sonra Türk ordusu 2 Nisan 1918’de Van’ı işgalden kurtarmıştır. Ruslarla işbirliği yaparak silahlı baskın yapan Ermeniler bu bölgeden çıkarılmıştır. Ruslar ve Ermeniler işgal esnasında Van’ı yakıp yıkmış ve harabe haline getirmişlerdir. [9]

Cumhuriyetle beraber Van, uzun yıllar bahçeli konutlarıyla kırsal görünümünü korumuştur. 1965’te nüfusu 32 bindir. 1970’lerde İran demiryolunun açılmasıyla Van’da gelişme görülmüştür.

Bugün merkez nüfusu (1995 sayımı) 762.719’dur.

Van bölge ulaşımında önemli bir yer olan 5 km. uzaklıktaki iskele kesimiyle bütünleşecek biçimde gelişmektedir. Ankara’ya 1249 km. uzak olan kent Tatvan üzerinden ülkenin demiryolu ağına bağlanır. Güneydeki havaalanından Türkiye’nin diğer merkezlerine düzenli uçak seferleri yapılmaktadır. Van’daki başlıca eğitim ve kültür kurumu Yüzüncü Yıl Üniversitesidir. Yüzüncü Yıl Üniversitesi 20 Temmuz 1982’de kurulmuş ve çeşitli fakülteleriyle faaliyettedir. Van gölü çevresindeki il ve ilçelerde yüksek okulları vardır.

Bugün Van’da Bayındırlık adına ne görülüyorsa hepsi Cumhuriyet döneminde kurulmuştur. Bugünkü yeni Van şehri tamamen Cumhuriyetin eseridir. [10]

 

C. Camiler

Van’daki camilerden sadece tarihi anlam ve önemi olanlar burada zikredilmiştir:

1- Ulu Cami: Karakoyunlu Kara Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Eski Van şehrindedir. Bugün minaresi ayakta olan caminin portali kufi stilinde yazılarla süslenmiştir.

2- Hüsrev Paşa Cami: Kanuni Sultan Süleyman’ın Van valisi Koca Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmış olup, Eski Van şehrindedir.

3- İzdar Cami: Van Beylerbeyi İzzettin Şir Bey tarafından yaptırılmıştır. İzzettin Şir diye de anılır.

4- Kaya Çelebi Cami: 1592’de Van eşrafından Koçu Bey tarafından inşa edilmiş, aynı aileden Mahmut Ağa tarafından tamamlanmıştır.

5- Süleyman Han Cami: Van Kalesi’nin üstündedir. Kanuni devrinin eseri olup Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.

Bunların haricinde Sinaniye Cami, Kızılcami, Abbas Ağa Camii, Askeri Camii, İskele Camii ve Abdurrahman Gazi Camilerini sayabiliriz

 

D. Türbeler

1- Halime Hatun Türbesi: 14. yüzyılda İzzeddin Şir’in kızı Halime Hatun adına yapılmıştır. Selçuklu kümbet mimarisinin izlerini taşır. Van’a 40km. uzaklıktaki Gevaş ilçesinin tarihi mezarlığındadır.

2- Hüsrev Paşa Türbesi: Aynı adı taşıyan caminin yanındaki bu türbe kitabesine göre Hüsrev Paşanın türbesidir. Hüsrev Paşa Camii yanındadır. Mimarı Abdullah Mardini’dir.

3- Miralay Tevfik Timuroğlu Türbesi: Abdurrahman Gazi Türbesi’nin yanındadır. Van’ın Timuroğlu ailesinden Miralay Tevfik Bey’e aittir.

4- Şeyh Abdurrahman Gazi Türbesi: Van Kalesi’nin Kuzeydoğu ucundadır. Restore edilmiş olan türbe her perşembe günü halkın ziyaretine açılmaktadır. Din Büyüklerinden Abdurrahman Gaziye aittir. [11]

5. Sofu Baba Türbesi: Sofu Baba Camiinin arkasındaki mezarlıkta bulunmaktadır. Özellikle perşembe günleri insanlar tarafından ziyaret edilmektedir.

Bunlardan başka eski Van mezarlığında kime ait olduğu bilinmeyen iki adet daha türbe vardır. [12]

E. Van İline Bağlı İlçelerin Tarihçeleri

Van’da bugün merkez ilçe dahil 12 ilçe vardır. Bunlar; 1) Bahçesaray, 2) Başkale, 3) Çaldıran, 4) Çatak, 5) Edremit, 6) Erciş, 7) Gevaş, 8) Gürpınar, 9) Muradiye, 10) Özalp, 11) Saray adlarını taşır.

Kısaca tarihleri ise şöyledir:

1. Merkez İlçe: Toplam nüfusu (1995) 762.719 olup., bunların 381.060’ı şehirde, 381.659’u ise merkeze bağlı köylerde yaşarlar.

Çok eski ve parlak bir geçmişe sahip olup I. Dünya Harbi sırasında Rusların Van’a girmesi ve Ermenilerin işgalleri sırasında tamamen yıkılmış olup Eski Van olarak bilinir. Eski Van’ın yerleşim yerleri olan mahalleleri arasında Hamdi Bey, Hatuniye, Şamran, Hafiziye, Erek, Norşin isimlerini saydığımız gibi bugün, Yeni Van yerleşimi olarak da bazılarını sayacak olursak; Abdurrahman Gazi, Selimbey, Halil Ağa, Hatuniye, Hafıziye, İskele, Cevdet Paşa, Şabaniye isimlerini verebiliriz. Bugün eski yerleşim yerlerinde tarih olarak kalan 3-5 abideden başka bir şey olmamakla beraber yeni yerleşim yeri büyük bir gelişme içindedir. İlçeye Erçek, Timar bucakları bağlıdır. Yüz Ölçümü 2889 km2’dir.

2. Bahçesaray (Müküs): Eski adı Müküs’dür. Gevaş ilçesine bağlı bir bucak iken 19 Haziran 1987 tarih ve 3392 sayılı yasayla ilçe olmuştur. Nüfusun yoğunluğu Bahçesaray deresinin meydana getirdiği düzlüktedir. Nüfusu 1995 sayımında 17.063 olup bunun 4.098’i şehirde, geri kalan 12. 963’ü ise köylerdedir.

3. Başkale (Elbak): Eski adları Elbak, Albak’tır. Osmanlıların son dönemine kadar Hakkari’ye bağlı olarak kalmıştır. [13]

Yüz Ölçümü 2.599 km2’dir. Nüfusu 1995 sayımına göre 51.059’dur. Bunun 15.687’si şehirde 35.372’si köylerde yaşarlar. İlçe toprakları ilin yüksek kesimlerinde İran sınırında yer alır. Ekonomisi hayvancılığa dayanmaktadır.

Van’a 112 km uzaklıktadır. Tarım alanları çok azdır. 1923 yılında ilçe olmuştur.

4. Çaldıran: Eskiden Muradiye’ye bağlı bir bucak olan Çaldıran 19 Haziran 1987 tarih ve 3392 sayılı yasayla ilçe yapılmıştır.

Çaldıran belediyesi 1987’de kurulmuştur. Nüfus (1995) toplamı 47.593 olup bunun 9.029’u ilçe merkezinde 38.564’ü ilçeye bağlı köylerde yaşar. Bendi Mali çayı vadisinde yer alan Çaldıran Ovası ilçenin en büyük düzlüğüdür. Ekonomisi hayvancılığa dayanır.

5. Çatak: Yüz ölçümü 1826 km2 olup Nüfusu (1995) 20.875’tir. 4.435 kişi ilçe merkezinde geri kalan 16.440’ı köylerde yaşar.

Başlıca geçini kaynağı hayvancılıktır. İlçenin yüksek dağları arasında sokulmuş bulunan çatak deresi toplanma alanlarıdır. İl merkezine 82 km uzaklıktadır.

6. Edremit: Eskiden merkez ilçeye bağlı Gümüşdere bucağı 9 Mayıs 1990 tarih ve 3644 sayılı yasa gereğince merkez bucak ve Gevaş ilçesinden (2+2) köyler eklenerek ve adı Edremit olarak değiştirilen Sarmansuyu kasabası merkez olmak üzere ilçe yapılmıştır. Belediyesi 1972’de kurulmuştur.

Nüfusu (1995) 15.249’dur. Bunun 4.307’si ilçe merkezinde 10.942’si köylerde yaşar.

7. Erciş: İlçenin kuzeyi dağlık, güneyi ovadır. Başlıca gelir kaynakları hayvancılık ve balıkçılıktır. Şimdiki ilçe merkezi Van Gölünden beş km. içerde Suluova denilen düzlükte kurulmuştur. Arap, Bizans, Selçuklu yönetimlerinden sonra, Timur-Safevi yönetimine girmiş 1544 yılında İl merkezine uzaklığı 95 km’dir. Yüz Ölçümü 2.115 km2’dir.

Nüfusu (1995) 142.388 olup bunun 77.095’i ilçe merkezinde geri kalan 65.293’ü köylerde yaşamaktadır.

8. Gevaş (Vestan): Eski adları ‘Vestan’ ve ‘Vosdan’dır. Milattan Önceki zamanlardan beni yerleşim yeridir. Zeytincilik, Narcılıkla beraber, suni ipek fabrikaları vardır.

Nüfusu (1995) 28.504’dür. Bunun 10.335’i merkezde, 18.169’u ise köylerde yaşar. Yüz ölçümü 1201 km2’dir. ilçe merkezi Çadır Dağının kuzey eteklerinde göl kıyısının 3 km. güneyinde kurulmuştur. [14]

9. Gürpınar: Nüfus daha çok göl kıyısındaki Ova ile Şamran suyu, Dönemeç Deresi ve güneydeki dağlar arasında bulunan vadilerde toplanmıştır.

Yüz Ölçümü 4.063 km2’dir. Denizden yüksekliği 1740 m’dir. 1995 sayımına göre nüfusu 36.105 olup, bunun 6.193’ü ilçe merkezinde, geni kalan 29.912’si ise köylerde yaşar’. [15]

10. Muradiye (Bargiri): ilçe oluşu 1910 yılıdır. Pirrasit ve Ahurik dağları arasındaki vadinin Van gölüne bakan sırtı üzerinde kurulmuştur.

Yüz ölçümü 2596 km2 olup, denizden yüksekliği 1735 m’dir. Nüfusu (1995) 42.688 olup, 12.475’i şehirde, 30.213’ü ise köylerde yaşar.

11. Özalp (Mahmudiye): 1869 yılında Mahmudiye adıyla bugünkü saray bucağında kurulmuştur. Ancak 1948 yılında şimdiki yerleşim yerine nakledilmiş ve ismi de Özalp olmuştur.

Yüz ölçümü 2380 km2 olup, Nüfusu (1995) 51.799’dur. 6.581’i şehirde ve 45.218’i ise köylerde yaşar. [16]

12. Saray: Eskiden Özalp’a bağlı bir bucakken 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe olmuştur. Belediyesi 1987’de kurulmuştur.

Nüfusu (1995) 20.315’tir. 3.860’ı şehirde 16.455‘i köylerde yaşar. [17]