Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) ve Seyyid Rüstem

14. yüzyılın ilk yarısı ile 15.yüzyılın başlarında yaşadığı anlaşılan bir başka önemli Kalenderî şeyhi de, yine bir derviş-gazi olup, menkabelerin Horasan geleneğine bağladığı Seyyid Ali Sultan veya Bektaşiler arasındaki meşhur lakabıyla Kızıldeli'dir. 15. yüzyılda adına düzenlenen Velayetname-i Seyyid Ali Sultan isimli menkabe mecmuasında, kendisi gibi "yarı çıplak bir Torlak" olan bir gazi arkadaşının, Seyyid Rüstem Gazi'nin menkabeleri de hayli geniş yer tutar. Bunlardan anlaşıldığına göre her ikisi de maiyetlerindeki abdallar ile ağırlıklı olarak Yıldırım Beyazid zamanında (1389-1402) Rumeli fetihlerine katılmışlar, Dimetoka ve havalisinin zaptedilmesinde bizzat rol oynamışlar ve nihayet burada kendi kılıçlarıyla ele geçirdikleri bir arazide zaviyelirin kurarak yerleşmişlerdir.

İsimlerinin de gösterdiği üzere, geleneklerin Peygamber sülalesine bağladığı bu Kalenderî şeyhlerinin tarihi şahsiyetleri üzerinde  duran Irene Beldiceanu-Steinherr, kendilerinin gerçekten bu fetihlere katıldıklarını teyit etmekte, Seyyid Ali Sultan'ı Osmanlı hizmetine geçmiş Karesili Hacı İlbeyi ile özdeşleştirmektedir. Bu ilginç tez, Seyyid Ali Sultan üzerinde bugüne kadar en kapsamlı tahlilî araştırmaları gerçekleştirmiş olan Rıza Yıldırım tarafından kabul edilmemekte, o bu zatın bir şeyh olduğunu düşünmektedir, ki zaten bizim kanaatimiz de daha başından beri bu merkezdedir.

Seyyid Ali Sultan ile Seyyid Rüstem Gazi'nin peygamber soyuna bağlanmaları, menakıbnamede dikkat çekici bir tarzda vurgulanmaktadır. Rivayete göre Hz.Muhammed bizzat Yıldırım Bayezid'in rüyasına girerek onların kendi soyundan olduğunu, yanlarındaki "Kırk Er" ile yardımına geleceklerini, bu yüzden kendilerine çok itibar gösterilmesini istemiştir. Bu rüyadan kısa bir süre sonra iki şeyh, maiyetlerindeki "Kırk abdal" ile birlikte sultanın yanına gelip hizmet sunmuş, O da büyük bir saygı ile hizmetlerini kabul etmiş ve Rumeli gazâlarına yollamıştır.

Kaynaklar kısmında zikrettiğimiz Sadık Abdal'ın divanı da Seyyid Ali Sultan hakkında en az velayetnamesi kadar önemli kayıtlar ihtiva etmektedir. Burada da onun görünürde tahta kılıcıyla (aslında Hz. Ali'nin Zülfikarıyla) Rumeli'ni kefirlerin elinden fethettiği, Seyyid Ali Sultan'ın müridi Sadık Abdal'ın dilinden de çağdaş şahit olarak bizzat vurgulanır. Divanda aynı zamanda Allah'ın Hz.Ali'ye, Hz. Alil'nin Hacı Bektaş'a, Hacı Bektaş'ın bizzat Seyyid Ali Sultana hulûl ettiğini defalarca tekrarlayan beyitler, zaviyedeki erken Bektaşiler diyebileceğimiz Kalenderîlerin, dolayısıyla oluşum sürecini yaşamakta olan Bektaşiliğin tarihi açısından ne derece önemli inançlara sahip oldukları çok dikkat çekicidir.

Seyyid Ali Sultan'ın uzun bir ömür yaşadığı, adına 1412 tarihinde Musa Çelebi kendisine verilen birberattan anlaşıldığı kadarıyla bu tarihte hâlâ hayatta olduğu ortaya çıkıyor.

Seyyid Ali Sultan'ın etkilerinin (halen Dimetoka yakınlarında Rûşenîler köyünde bulunan) zaviyesi aracılığıyla uzun müddet canlılığını koruyarak 16.yüzyılda bu zaviyenin başta Hacı Bektaş ve Abdal Musa zaviyeleri ile birlikte Bektaşiliğin ana merkezlerinden biri durumuna yükseldiğini biliyoruz.

(Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sufilik: Kalenderiler, Ahmet Yaşar Ocak, s.147-149, Timaş yayınları)